Bazı işletmeler yalnızca ticaret yapmaz.

Bir ilçenin gelişmesine katkı sağlar, insanlarını birbirine kavuşturur, anılarına ortak olur ve zamanla o şehrin hafızasında yerini alır.

KOYUNCUOĞLU OTOBÜSLERİ DE TAŞOVA İÇİN BÖYLE BİR DEĞERDİR.

Koyuncuoğlu ailesinin taşımacılık serüveni 1957 yılında başladı.

O yıllarda Taşova, yeni yeni gelişmekte olan küçük bir ilçeydi. Geçim büyük ölçüde tarıma ve hayvancılığa dayanıyordu. Taşova’nın kendisine ait güçlü bir otobüs işletmesi henüz yoktu. İnsanlarımız askere, gurbete veya büyük şehirlere çoğunlukla Erbaa’ya ait otobüslerle giderdi.

O günlerin otobüsleri bugünküler gibi konforlu değildi.

Burunlu otobüsler vardı. Yolların büyük bölümü şoseydi. Asfalt az, yolculuklar uzun ve yorucuydu. Kışın çamur, yazın toz içinde yol alınırdı.

İşte böyle bir dönemde çiftçilikten otobüs işletmeciliğine geçmek, sıradan bir ticari karar değildi.

CESARET, EMEK VE GELECEĞİ GÖREBİLMEK GEREKİYORDU.

Koyuncuoğlu ailesi bu cesareti gösterdi.

Hakkı, Fevzi, Sadi ve Hüsnü Soyal kardeşler, 1957 yılında çıktıkları bu yolda yalnızca bir işletme kurmadılar; Taşova’nın dışarıya açılan kapılarından birini oluşturdular.

İlk yıllarda seferler Amasya ve Samsun’a yapıldı. Daha sonra Ankara ve İstanbul yolları açıldı.

Koyuncuoğlu otobüsleri yıllar boyunca nice insanımızı gurbete taşıdı. Asker uğurlamalarına, öğrenci yolculuklarına, kavuşmalara ve ayrılıklara tanıklık etti.

KİMİNİ EKMEK PARASI İÇİN GURBETE GÖTÜRDÜ, KİMİNİ YILLAR SONRA MEMLEKETİNE KAVUŞTURDU.

Benim çocukluğum da Taşova’da geçti.

Taşova’daki otobüs işletmeciliğinin gelişimini, Altunay ve Koyuncuoğlu firmalarının verdiği mücadeleyi yakından hatırlıyorum.

Ladik Akpınar İlköğretmen Okulunda okuduğum yıllarda Koyuncuoğlu otobüsleriyle gidip gelirdik. Gurbette veya okul yolunda onların otobüsünü uzaktan gördüğümüzde, sanki Taşova’yı görmüş, memleketimize kavuşmuş gibi olurduk.

Çünkü otobüsün üzerinde yazan KOYUNCUOĞLU adı, bizim için yalnızca bir firma adı değildi.

Taşova’nın kokusuydu.

Evimizin sıcaklığıydı.

Memleketimizin yollardaki işaretiydi.

1962 yıllarında yazıhaneleri, babamın manifatura mağazasının karşısında, Özgür’ün büfesinin yanındaydı. Aynı cadde üzerinde Osman Yüksel’in yedek parça ve lastik kaplama atölyesi, Çağlar Sineması, Destan’ın lokantası ve Hüseyin Altun’un benzin istasyonu bulunuyordu.

Burası ilçenin en hareketli yerlerinden biriydi.

Otobüsten inenler…

Yolcu uğurlayanlar…

Akşam sinemaya gelenler…

Lokantada yemek yiyenler…

Gurbete gidenlerin hüznüyle memleketine dönenlerin sevinci, aynı caddede birbirine karışırdı.

O yıllarda Taşova’da hemen herkes birbirini tanırdı. Ben Koyuncuoğlu ailesinin ilk kuşağını yakından tanıdım.

Hakkı Bey işletmenin yönetiminde bulunurdu.

Fevzi Bey halkla iç içeydi; bilet keser, araçların sevkini düzenlerdi.

Sadi benim çok samimi dostumdu. Şoförlük yapardı. Yolda kimseyi bırakmaz, ihtiyacı olanın yardımına koşardı.

Hüsnü ise işletmenin her işine yetişirdi.

Babaları da zaman zaman gelir, babamın dükkânında otururdu. Çocuklarının gayretini ve kurdukları işletmenin gelişmesini gururla izlerdi.

Kolay değildi…

Çiftçilikten taşımacılığa geçmek, hiç bilinmeyen bir sektörde ayakta kalmak ve Erbaa’daki köklü otobüs işletmeleriyle rekabet etmek büyük bir mücadele gerektiriyordu.

Fakat onlar çalıştılar, direndiler ve başardılar.

Uzun yollar yaptılar. Hac mevsimlerinde insanlarımızı kutsal topraklara taşıdılar. Parası olmayanları ücretsiz götürdükleri, yolda kalanlara sahip çıktıkları oldu.

ÇÜNKÜ ONLARIN TAŞIMACILIK ANLAYIŞINDA YOLCU, YALNIZCA BİLET ALAN BİR MÜŞTERİ DEĞİLDİ; EMANETTİ, HEMŞEHRİYDİ, İNSANDI.

 

Bir işletmenin gerçek büyüklüğü yalnızca filosundaki araçlarla ölçülmez.

Kaç insanın duasını aldığıyla, kaç yolcuyu sağ salim evine ulaştırdığıyla ve yaşadığı şehre ne kadar değer kattığıyla ölçülür.

Koyuncuoğlu ailesi bunu üç kuşaktır sürdürüyor.

Birinci kuşakta Hakkı, Fevzi, Sadi ve Hüsnü Soyal’ın başlattığı yolculuğu; ikinci kuşakta Selçuk ve Şamil Soyal, üçüncü kuşakta ise Sadi, Yusuf ve Efe Mert Soyal devam ettiriyor.

Ben ikinci ve üçüncü kuşağı yakından tanımadım. Ancak çalışmalarını ve başarılarını yıllardır ilgiyle izledim.

ÜÇ KUŞAK BOYUNCA BİR İŞLETMEYİ AYAKTA TUTMAK, GEÇMİŞİN EMEĞİNE SAHİP ÇIKARKEN ZAMANIN ŞARTLARINA AYAK UYDURABİLMEK DEMEKTİR.

Bugün Koyuncuoğlu Amasya Kale, filosuna Mercedes-Benz marka, 46 kişilik, D2 belgeli Tourismo otobüsünü katmış bulunuyor.

Eski fotoğraflardaki şose yollardan, burunlu otobüslerden ve mütevazı yazıhaneden; günümüzün modern ve konforlu Mercedes-Benz Tourismo otobüsüne uzanan bu yolculuk, yalnızca teknolojik bir değişim değildir.

Bu, EMEĞİN KUŞAKTAN KUŞAĞA AKTARILMASININ HİKÂYESİDİR.

Direksiyon başında geçen ömürlerin, uykusuz gecelerin, aşılmış dağ yollarının, kavuşmaların, ayrılıkların ve alın terinin hikâyesidir.

1957 yılında cesaretle başlayan bu yolculuğun bugün üçüncü kuşak tarafından sürdürülmesi, Taşova adına büyük bir gururdur.

Yeni otobüslerinin Koyuncuoğlu ailesine, çalışanlarına, Taşova’mıza ve bütün bölgemize hayırlı olmasını diliyorum.

Tekerleri düz bassın.

Yolları açık olsun.

Kazaları, belaları olmasın.

Daha nice yıllar insanlarımızı sevdiklerine güvenle kavuştursunlar.

Çünkü bazı otobüsler yalnızca yolcu taşımaz…

BİR MEMLEKETİN HATIRALARINI, HASRETİNİ VE UMUDUNU DA TAŞIR.

İsmail ERDAL 19.09.2026 Muğla