TAŞOVA’NIN HAFIZASINDA YAŞAYANLAR: HACIBEKİR YÜKSEL, OSMAN YÜKSEL VE BİR DÖNEMİN İNSANLIK DERSİ
Bazı insanlar vardır… Sadece yaşadıkları döneme değil, GELECEĞE DE İZ BIRAKIR. Onlar öldükten sonra bile anlatılır, hatırlanır, örnek gösterilir. Çünkü onların hayatı sadece kendilerine ait değildir; BİR KASABANIN, BİR TOPLUMUN VE BİR İNSANLIK ANLAYIŞININ PARÇASIDIR.
Ben bu yazıyı kaleme alırken sadece bir araştırmacı olarak değil, O GÜNLERİ YAŞAMIŞ, GÖRMÜŞ VE HİSSETMİŞ BİRİ OLARAK yazıyorum. Rahmetli babam Abbas Erdal ile aynı sokakta esnaflık yapan Hacıbekir Yüksel’i tanıyarak büyüdüm. Onların dükkânlarının önünde yapılan sohbetleri dinledim. O günlerin samimiyetini, güvenini ve insanlığını gördüm.
Hacıbekir Yüksel’in hikâyesi Şehli köyünde başlar. O köy, bugünkü gibi ulaşımı kolay bir yer değildir. İLÇE MERKEZLERİNE UZAK, ORMANIN İÇİNDE, YOLLARI ZOR BİR COĞRAFYADIR. 1945 yılı öncesinde insanlar Samsun’a ATLA GİDER, GÜNLER SÜREN YOLCULUKLAR YAPARDI. Şehli bu yolculukların geçiş noktasıydı. Böyle bir yerde yetişen bir insan, hayatı erken öğrenir. Hacıbekir Yüksel de öyle oldu. Daha 15 yaşında MUHTARLIK MÜHRÜNÜ TAŞIYACAK KADAR GÜVENİLEN BİR İNSAN HALİNE GELDİ. 1948 yılında orman muhafaza memurluğu yaptı, Zonguldak, Bolu, İzmit ve Dazlı ormanlarında görev aldı. ORMANI TANIDI, EMEĞİ TANIDI, HAYATI TANIDI.
1952 yılında Taşova’ya geldiğinde artık sıradan biri değildi; GİRİŞİMCİ RUHU OLAN, CESARETİ OLAN, NE YAPACAĞINI BİLEN BİR İNSANDI. Taşova’da ticaret hayatına atıldığında tek bir işle yetinmedi. ORMAN İHALELERİ ALDI, TRAVERS ÜRETTİ, NAKLİYE İŞLERİNE GİRDİ. Ama asıl farkı şuydu: SADECE VAR OLANI YAPMADI, OLMAYANI DA KURDU. Taşova’da sinema girişimlerinin öncülerinden biri oldu. Mübadil Bayram ve Tekelüze li Hacı Ülker’den sonra bu işi devam ettiren ve geliştiren isim oldu. Sinema kurmak sadece ticaret değildi; BİR KASABAYA SOSYAL HAYAT GETİRMEKTİ. Yine kimsenin cesaret edemediği CAMCILIK VE MONTAJ işlerine girdi. Bununla da yetinmedi; YEDEK PARÇA, LASTİK BAYİLİĞİ VE AKARYAKIT İSTASYONU kurdu. Samsun yolu üzerindeki Mercimek civarında açtığı benzinlik ve lokanta o gün için büyük bir riskti ama o gördü: YOL VARSA TİCARET VARDIR.
O yıllarda Taşova çarşısında başka bir zenginlik daha vardı: İNSANLIK. Rahmetli babam Abbas Erdal ile aynı sokakta esnaflık yaptılar, sonra Otelciler Caddesi’nde iş yerleri yan yana oldu. Açıkça söylüyorum: O YILLARDA REKABET YOKTU, DAYANIŞMA VARDI. Kimin parası varsa öder, kimin işi sıkışsa yardım edilirdi. TİCARET PARA İÇİN DEĞİL, GÜVEN İÇİN YAPILIRDI. Üstelik bu insanlar sadece Taşova’da kazanmadı; KÖYLERİNİ DE GELİŞTİRDİLER, ÇOCUKLARA VELİ OLDULAR, NESİL YETİŞTİRDİLER.
1960’lı yıllarda yaşanan tütün nakliye krizi ise bu insanların karakterini ortaya koydu. İş Tokatlılara verilince Hacıbekir ve Osman Yüksel öncülüğünde TAŞOVA’DA İLK ÖRGÜTLENME BAŞLADI. Kooperatif yoktu ama birlik vardı. Kamyoncular toplandı, karar alındı: “BU İŞİ BIRAKMAYACAĞIZ.” Tokat kamyonlarının önüne geçildi, jandarma vardı, baskı vardı ama geri adım yoktu. Sonunda mücadele kazanıldı, iş tekrar Taşovalılara verildi. BU SADECE BİR TİCARET ZAFERİ DEĞİL, BİR ONUR VE BİRLİK ZAFERİDİR.
Ama Hacıbekir Yüksel’i anlatan sadece ticaret değildir. Onu asıl anlatan insanlığıdır. Ömer Caba ile dostluğu dillere destandır. Buluşma noktaları DESTAN’IN LOKANTASI idi. Orası bir lokanta değil, TAŞOVA’NIN SOSYAL MERKEZİYDİ. Gündüz dükkân önlerinde başlayan sohbetler, akşam orada devam ederdi. Şaka vardı, gülüş vardı, paylaşım vardı. Borabay Gölü buz tuttuğunda gölün ortasında ateş yakıp piknik yapmaları günlerce konuşulmuş, anlatıldıkça gülünmüştür. Bu, sadece bir anı değil, HAYATI DOLU DOLU YAŞAMA ANLAYIŞIDIR. Ve o söz: “BANA BİR PALAN DİK…” Bu söz bir şaka değil, BİR HAYAL KIRIKLIĞININ, BİR İRONİNİN VE BİR İNSANLIK MUHASEBESİNİN ÖZETİDİR.
Bu miras Osman Yüksel ile devam eder. Babasından aldığı girişimci ruhla LASTİK KAPLAMA VE OTOMOTİV İŞLERİNİ GELİŞTİRİR. Mercimek civarındaki benzin istasyonu yerleşimden uzak olmasına rağmen geleceğe yapılmış bir yatırımdır. Yaşadığı zorluklar da olur. Silah ruhsat sürecinde yaşanan bir olay sonucu ceza alır, ardından MECLİSTEN ÇIKARILAN ÖZEL AF ile bu süreci aşar. Bundan sonra iş merkezini Ankara’ya taşır. İTHALAT İŞLERİNE GİRER, KAYSERİ’DE FABRİKA KURAR. Ankara’daki iş yeri sadece bir büro değildir; TAŞOVA, ERBAA VE AMASYA’LILARIN BULUŞMA NOKTASI olur. Bir kapı, bir dayanışma yeri, bir hemşehri ocağıdır.
Bugün üçüncü kuşak bu mirası sürdürmektedir. İlhan Yüksel İstanbul’da LASTİK SEKTÖRÜNDE faaliyet göstermektedir. Yani bu hikâye bitmemiştir, DEVAM ETMEKTEDİR.
Bugün geriye dönüp baktığımda şunu açıkça söylüyorum: O GÜNLERİN İNSANLIĞI BUGÜN YOK, O GÜNLERİN SAMİMİYETİ BUGÜN YOK. Ama o günlerden kalan bir gerçek var: İNSANLIK VARSA HER ŞEY VAR, İNSANLIK YOKSA HİÇBİR ŞEY YOK.
Hacıbekir Yüksel ve Osman Yüksel… ONLAR SADECE ESNAF DEĞİL, TAŞOVA’NIN HAFIZASIDIR. Unutulmazlar… Çünkü onlar BİR ŞEHRİ AYAKTA TUTAN DEĞERLERİ YAŞATAN İNSANLARDIR.
İSMAİL ERDAL
EMEKLİ EĞİTİMCİ
MUĞLA








