"Bir Işık Gibi Geçti Bu Topraktan: Osman Bolulu’yu Anmak"

Amasya Taşova’nın Tekke köyünden çıkıp Anadolu’nun dört bir yanında bilgi ve bilinç dağıtan, bir ışık gibi geçti bu topraktan Osman Bolulu. Onu yalnızca bir eğitimci, bir şair, bir yazar olarak değil; bir halk bilgesi, bir dil emekçisi, bir Cumhuriyet öğretmeni olarak tanıdık, sevdik, örnek aldık.

Ben, onun şiirlerini okudum, sohbetlerini dinledim, düşünce sofrasında yer buldum. Bazen bir kitap sayfasında, bazen bir çay saatind söylediği sözlerle içimi aydınlattı. Yardımını gördüm, ağabeyliğini hissettim. Bu satırları yazmak, işte o yüzden sadece bir görev değil; içimde taşıdığım bir minnettarlığın, bir dostluk borcunun ifadesidir.

Eserleriyle Anadolu’nun Bilge Kalemi

Osman Bolulu, Köy Enstitüsü’nün verdiği halkçı bilinçle yoğrulmuştu. Eserlerinde öğretmenlik mesleğinin yüceliğini, halkın dilindeki zekâyı, doğaya duyduğu hayranlığı hep yaşattı. “İnsan İnsana Eklene Eklene”, onun yalnızca bir deneme kitabı değil, bir yaşam öğretisidir. Bu kitapta şöyle der:

“İnsan, insana eklenerek çoğalır. Bilgiyle, sevgiyle, dostlukla. Eğitim, bu zincirin ilk halkasıdır.”

Aynı derinlik “Belleksiz Toplum” adlı kitabında da karşımıza çıkar. Orada unutmanın bir cehalet değil, bir tasarlanmış felaket olduğunu söyler. Sözün gücüne ve dilin taşıdığı kültüre büyük önem verir. Bu anlayışla yazdığı “Korkacaksan Kitapsızlardan Kork” adlı eseri, sadece bir başlık değil, bir uyarıdır aslında.

Şiirlerinde Taşova, Doğa ve Sevda

Osman ağabeyin şiirlerinde Taşova’nın dağları, köy yolları, Yeşilırmak’ın serinliği ve halkın sesi vardır. “Yurtboyu Sevişmek” şiir kitabında, ülkesine duyduğu derin sevgi dillere destandır:

“Her seherde yeni bir yurt kurarım içimde,

Toprağına, insanına, güneşine seviyle.”

Başka bir şiirinde, doğaya selam durur:

“Taşın iyisini el elden seçer,

Ben gözümle seçtim suyun şavkını.”

(Taşın İyisi, 1992)

“Uzun Koşu” şiir kitabında ise, mücadeleyi bırakmayan yüreğini anlatır:

“Durmadan yürüdüm,

Çiğnedim taşını toprağını bu yurdun

Yaralı bir güneş gibi içimdeki özlem.”

Bu dizeler, onun ne kadar içten, halktan ve direngen bir şair olduğunu gösterir. Şiir onun için sadece estetik değil, halkla konuşmanın başka bir biçimiydi.

İz Bırakan Öğretmen

Osman Bolulu, “öğretmenliğin emekliliği yoktur” derdi. 1981’de görevden emekli olsa da kaleminden emekli olmadı. Yazmayı, anlatmayı, öğretmeyi hiç bırakmadı. Gittiği her yerde bir iz, bir ışık bıraktı. Türkçeye verdiği değerle, halkı küçümsemeyen diliyle, müfettiş titizliğinde ama bir köylü sadeliğinde yazdı.

Onun kaleminde ne yüksekten bakan bir akademik ukalalık vardı, ne de halkı eğitilecek bir nesne olarak gören mesafe. O, halkla aynı sofraya oturan, onların sözüyle yazan, onların duygusuyla yaşayan bir kalemdi.

Bugün onu anarken, bir yitip giden değil, içimizde hep yaşayacak bir sesi selamlıyoruz. Yazdıklarıyla yeni kuşaklara yol gösterecek bir yürek olarak, Türkçe’nin ışığına omuz veren bir öğretmen olarak…

“Öğretmen ölmez.

Kalemini bırakmaz.

Bir sözde yaşar,

Bir çocuktan çıkar yeniden.”

İşte bu yüzden:

Osman Bolulu,

Sen sadece Tekke’den değil, bizim içimizden de çıktın.

Işığını taşıyoruz.

Minnetle, özlemle, sevgiyle…

İsmail Erdal

Taşova’dan bir kardeşin,

Bir dostun olarak.