KEMAL ÖĞRETMENİN ARDINDAN
Bugün köylüm ve dostum, emekli öğretmen Kemal Öztürk’ün aramızdan ayrıldığını üzüntüyle öğrendim.
Hayatın ilginç yanlarından biri de bazen hiç yüz yüze gelmediğiniz insanlarla güçlü bir dostluk kurabilmenizdir. Kemal Öğretmen ile bizim dostluğumuz da böyleydi. Aynı köyün insanları olmamıza rağmen hiç karşılıklı oturup sohbet etme fırsatımız olmadı. Ancak telefon görüşmelerimizde memleketimizi, köyümüzü, geçmişimizi ve ülke meselelerini konuşur, uzun sohbetler ederdik.
Her konuşmamızda Gürsu Köyü’nü anlatır, bir gün köyde buluşup hasret gidermemizi isterdi. Ne yazık ki hayat bize bu buluşmayı gerçekleştirme fırsatı vermedi.
Kemal Öğretmen, yalnızca öğrenciler yetiştiren bir eğitimci değildi. O, yaşamı boyunca öğrenmeye ve üretmeye devam eden bir insandı. Saz çalmayı ileri yaşlarda öğrenmişti. Pek çok insanın “artık geçti” dediği yaşlarda o yeni şeyler öğrenmenin peşinden gitmiş, sazıyla uğraşmış ve kendi bestelerini yapmayı başarmıştı. Bu yönüyle bizlere, insanın üretme ve öğrenme isteğinin yaşla sınırlı olmadığını gösterdi.
Sanata verdiği değeri ailesine de taşımış, oğlunun sanatçı olarak yetişmesinde önemli bir rol oynamıştı. Çünkü o, sanatın insanı zenginleştiren, düşünmeye ve paylaşmaya yönelten bir değer olduğuna inanıyordu.
Kemal Öğretmen’in yaşamında dikkat çeken en önemli özelliklerden biri insan sevgisiydi. İnsanları düşüncelerine, kimliklerine ya da yaşam biçimlerine göre ayırmaz; herkese eşit mesafede yaklaşmaya çalışırdı. Dostluğu, dayanışmayı ve paylaşmayı önemserdi. Bu nedenle çevresinde sevilen ve saygı duyulan bir insan oldu.
Akılcı bir bakışla düşündüğümüzde, insanlar öldükten sonra geriye bıraktıkları eserlerle, yetiştirdikleri insanlarla ve anılarıyla yaşamaya devam ederler. Kemal Öğretmen de geride öğrencilerini, dostlarını, bestelerini, sanat sevgisini ve güzel anılarını bırakarak ayrıldı. Onun gerçek mirası da budur.
Bugün bedenen aramızda olmayabilir; ancak dost sohbetlerinde, köy anılarında, sazının ezgilerinde ve onu tanıyan insanların belleğinde yaşamayı sürdürecektir.
Sevgili Kemal kardeşim;
Seninle gerçekleştiremediğimiz köy buluşması içimizde bir ukde olarak kaldı. Eğer bir yerlerden bizi duyuyorsan, senden önce aramızdan ayrılan ağabeyin Cemal’e de selam söyle. Sizleri dostlukla ve güzel anılarla hatırlayacağız.
Ailesine, yakınlarına ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyorum.
Işıklar içinde uyu Kemal Öğretmen.
İsmail Erdal 24.06.2026 Muğla
DOSTUM KEMAL’E VEDA
Kemal kardeşim,
birbirimizin elini tutamadık,
aynı sofraya oturamadık belki,
ama sesini bilirdim,
telefonun öbür ucundan gelen
o sıcak,
o içten sesi.
Bir köy vardı dilinde,
Gürsu derdin,
çocukluğunu anlatırdın,
insanlarını anlatırdın,
bir de durmadan:
“Bir gün köyde buluşacağız İsmail kardeşim,”
derdin.
Şimdi düşünüyorum da,
buluşamadık Kemal,
hayat bizden hızlı çıktı.
Sen öğretmendin.
Yalnız okulda değil,
hayatın içinde de öğretmendin.
İnsan öğrenmenin yaşının olmadığını
sazın tellerinde gösterdin bize.
Saçı sakalı ağarmış bir yaşta
eline bağlamayı aldın,
türküler söyledin,
besteler yaptın.
Çünkü sen,
yaş almayı değil,
yaşamayı seçenlerdendin.
Bir oğul yetiştirdin sonra,
sanatın ışığında büyüyen bir oğul.
Biliyorum,
bundan da gurur duyardın.
Şimdi aramızdan ayrıldın diye
yok olmuş sayılmazsın.
Çünkü insan,
yalnız nefes aldığı sürece yaşamaz.
Yetiştirdiği çocuklarda,
dostlarının belleğinde,
söylediği türkülerde,
bıraktığı izlerde sürer hayatını.
Sen de öyle olacaksın Kemal.
Bir köy kahvesinde adın geçecek,
bir türküde sazın duyulacak,
bir dost sohbetinde gülüşün hatırlanacak.
Ve ben,
telefonun çalmadığı günlerde bile
seni anacağım.
Şimdi git kardeşim.
Eğer ışıkların ötesinde
bir buluşma yeri varsa,
senden önce giden
ağabeyin Cemal’e selam söyle.
De ki:
“İsmail kardeşim gönderdi bu selamı.”
Biz burada,
seni dostluğunla,
emeğinle,
öğretmenliğinle,
insana olan sevginle anmaya devam edeceğiz.
Hoşça kal Kemal kardeşim.
Bu dünyadan bir insan geçti.
Ardında güzel izler bırakarak…
İsmail Erdal






