2025’ten 2026’ya: Bir Temenni Değil, Bir Talep
Bir yılı daha geride bırakıyoruz.
Ama geride bıraktıklarımız yalnızca takvim yaprakları değil;
Savaşlarda yitip giden çocuklar,
Yoksullukla sınanan emekçiler,
Adaletsizlik karşısında susmaya zorlanan yurttaşlar…
2026’ya girerken artık temennilerle yetinmiyoruz.
Barışı diliyoruz değil; barışı istiyoruz.
Çünkü savaş, kader değil;
Siyasetin, çıkarın ve silah ticaretinin sonucudur.
Özgürlüğü bir lütuf gibi sunanlara karşı söylüyoruz:
Özgürlük talep edilmez, kazanılır ve korunur.
Düşüncenin suç sayılmadığı,
İtirazın bastırılmadığı,
Basının susturulmadığı bir ülke mümkündür.
Adaletin terazisi güçlüden yana eğildikçe
Toplum çürür, umut tükenir.
Biz, hukukun talimatla değil vicdanla işlediği,
Hakkın, kimliğe ve makama bakmadan teslim edildiği
Bir düzen istiyoruz.
2026;
Yoksulluğun yönetme aracı olmaktan çıkarıldığı,
Emeğin sadaka değil hak sayıldığı,
Çocukların geleceğinin bütçe kalemi değil,
Devletin asli sorumluluğu olduğu bir yıl olmalıdır.
Bu yeni yıl;
Suskunluğun değil sözün,
Korkunun değil cesaretin,
Biata zorlananların değil
Hak arayanların yılı olsun.
Takvim değişiyor diye dünya değişmiyor, biliyoruz.
Ama dünya, değiştirmeye cesaret edenler sayesinde dönüşür.
2026’ya girerken sözümüz de nettir:
Barıştan, özgürlükten, adaletten vazgeçmeyeceğiz.
İyi yıllar değil sadece;
Daha adil, daha özgür bir gelecek dileğiyle…
İsmail Erdal
Emekli Eğitimci






