Muğla Gibi Bir Cennet’e Çimento Tesisinin Gölgesi Düşmemeli

İsmail Erdal / Eğitimci – Gözlemci – Muğla Sevdalısı

Mermeriyle, doğasıyla, turizmiyle bir dünya markası olan Muğla’da şimdi yeni bir “kalkınma hikâyesi” yazılmak isteniyor. Ama bu hikâyede doğa yok, akıl yok, bilim hiç yok! Çünkü yazılmak istenen bu hikâyenin başlığında şu ifadeler var: “Mermer tozundan çimento üretilecek, atıklar değerlendirilecek.”

Peki, gerçekten böyle mi?

Bilim Ne Diyor?

Bu konuya olan ilgim yeni değil. Bundan yaklaşık yirmi yıl önce, mermer ocaklarının yaygınlaştığı dönemde bu artıklardan bir fayda sağlanabilir mi diye araştırmıştım. O zaman üniversitelerin yaptığı bilimsel çalışmalar çok netti:

Mermer tozu ya da mermer artıkları, inşaat malzemesi olarak — hele hele çimento hammaddesi olarak — kullanılamaz!

Çünkü mermerin kimyasal yapısı çoğunlukla kalsiyum karbonat (CaCO₃) içerir. Çimento üretiminde ise yalnızca kalsiyum karbonat yeterli değildir. Bunun yanında silis (SiO₂), alüminyum oksit (Al₂O₃) ve demir oksit (Fe₂O₃) gibi bileşenlere ihtiyaç vardır. Mermer bu bileşenleri içermez. Üstelik çimento üretiminde gereken klinker oluşumu için mermerin yapısal yoğunluğu ve kristalize doğası ciddi bir enerji maliyeti yaratır. Yani bilimsel olarak da ekonomik olarak da uygun değildir.

Bugün hâlâ üniversitelerin, mühendislik fakültelerinin ve çevre bilimi uzmanlarının görüşü aynı:

Mermer tozundan çimento üretmek, doğayı kandırmak kadar kendimizi de kandırmaktır.

Çimento Değil, Doğa Yok Olacak!

Bu tür tesislerin kurulduğu yerlerde hava, su, toprak kirlenmekte, orman alanları yok edilmekte, tarım ve hayvancılık ciddi darbe almaktadır. Zaten mermer ocaklarıyla delik deşik edilen Muğla coğrafyası şimdi bir de çimento tesislerinin atıklarıyla mı boğulacak?

“Atığı değerlendirelim” derken, aslında asıl değerlendirilmesi gereken doğal kaynakların sürdürülebilirliğidir.

Muğla gibi bir doğa cennetinde çimento değil, çevre duyarlılığı, bilimsel üretim ve ekolojik denge inşa edilmelidir.

Son Söz Yerine

Sanayiye, üretime, geri dönüşüme elbette karşı değilim. Ama her şey yerinde, zamanında ve doğaya saygı çerçevesinde olmalı.

Bugün Muğla’da mermer tozundan çimento üretilecek söylemiyle, ne bilim kandırılabilir, ne halk susturulabilir, ne doğa affeder.

Bir eğitimci ve gözlemci olarak çağrım şudur:

Muğla’yı çimentoya değil, yaşama boğalım.

İsmail Erdal