İKTİDAR RÜZGÂRINI KESENLERİ TARİH AFFETMEYECEKTİR
Cumhuriyet Halk Partisi sıradan bir siyasi parti değildir.
Bu parti, emperyalizme karşı verilen bağımsızlık savaşının içinden doğmuş; laik Cumhuriyetin, çağdaş eğitimin, hukukun ve yurttaşlık bilincinin taşıyıcısı olmuştur. Mustafa Kemal Atatürk CHP’yi yalnız seçim kazanacak bir yapı olarak değil, Cumhuriyetin sigortası olarak kurmuştur.
Bugün Türkiye’nin geldiği noktada Cumhuriyetin temel değerleri ciddi bir tehdit altındadır. Eğitim sistemi bilimden uzaklaştırılmış, liyakat aşındırılmış, devlet kadroları tarikat ve cemaat etkisine açılmış, gençler umutsuz hale getirilmiştir. İnsanlar artık nefes alacak bir demokrasi, hukuk ve adalet ortamı istemektedir.
İşte tam bu ortamda CHP, uzun yıllardan sonra toplumda yeniden bir iktidar umudu yaratmıştır. Özellikle Özgür Özel yönetiminde toplumla kurulan yeni dil, yerel seçimlerde yakalanan başarı ve halkın değişim isteği CHP’ye ciddi bir rüzgâr kazandırmıştır. Halk ilk kez uzun zaman sonra “iktidar değişebilir” duygusunu güçlü biçimde hissetmeye başlamıştır.
Tam da böyle bir dönemde yapılan her davranışın tarihsel sorumluluğu vardır.
Kemal Kılıçdaroğlu ne yazık ki kaybettiği kurultayı kabullenememiş görüntüsü vermektedir. Siyasette yenilgi de vardır. Demokratik olgunluk, kaybedilen kurultayın sonucuna saygı duymayı gerektirir. Ancak bugün ortaya çıkan tablo, CHP’yi yeniden iç tartışmaların, “mutlak butlan” senaryolarının ve kayyum tartışmalarının içine çekmiştir.
Bu son derece yanlış ve tehlikeli bir davranıştır.
Çünkü CHP’ye yönelik dış müdahale zemini, içeride yaratılan güvensizlik ortamıyla oluşur. Parti kendi içinde tartışmalı hale getirilirse, iktidarın ve yargı üzerinden siyaset dizayn etmek isteyen çevrelerin eli güçlenir. Bugün “mutlak butlan”, “kayyum” gibi kavramların konuşuluyor olması bile Cumhuriyet adına utanç vericidir.
Açık konuşuyorum:
Bu süreçten halk değil, iktidar yarar sağlar.
Ekonominin çöküşü, hukuksuzluklar, gençlerin geleceksizliği konuşulacağına; CHP’nin iç kavgasının konuşulması iktidarın en çok istediği tablodur. Muhalefetin yükselen enerjisini kesmek isteyenler için bundan daha uygun bir fırsat olamaz.
Türkiye’nin geleceği kişisel kırgınlıklardan büyüktür.
Kaybedilmiş bir kurultayın hesabı, Cumhuriyetin geleceğinin önüne geçirilemez.
Bugün CHP’nin toplumda yarattığı umut kırılırsa, yalnız bir parti zarar görmez. Laik Cumhuriyet zarar görür. Bilimsel eğitim zarar görür. Kadın hakları zarar görür. Gençlerin özgür geleceği zarar görür. Türkiye yeniden ümmetçi anlayışların, biat kültürünün ve sorgulamayan bir düzenin içine daha fazla sürüklenir.
Cumhuriyet yurttaş ister.
Ümmet düzeni ise sorgulamayan kalabalıklar ister.
Bu nedenle bugün CHP’nin birlik içinde büyümesi yalnız siyasi mesele değildir; Cumhuriyetin geleceği açısından tarihsel bir zorunluluktur.
Kimsenin kişisel kırgınlıkları, hırsları veya geçmişte kaybettiklerini geri alma arzusu; halkın değişim umudundan daha değerli değildir. Eğer bugün yükselen iktidar rüzgârı içeriden kesilmeye çalışılırsa, bunun tarihsel sorumluluğu ağır olur.
Ve tarih çok acımasızdır.
Cumhuriyetin kritik bir döneminde kimlerin halkın umudunu büyüttüğünü de, kimlerin kişisel hesaplarla o umudu zayıflattığını da mutlaka yazacaktır.
Türkiye ümmetçiliğe, biat kültürüne ve karanlığa biraz daha sürüklenirse; buna bilerek ya da bilmeyerek zemin hazırlayanları tarih affetmeyecektir.
İSMAİL ERDAL





