HEKİMOĞLU TÜRKÜSÜ TIKLA:

İsmail Erdal

30-06-2026 17:13

HEKİMOĞLU TÜRKÜSÜ TIKLA:

https://youtu.be/q0sJW9qZ7io?si=xIXP5D6KCcBxTDHD

HEKİMOĞLU TÜRKÜSÜ: BİR DESTANIN, BİR DÖNEMİN VE HALKIN VİCDANININ SESİ

Son günlerde Ordu’nun Fatsa ilçesinin yetiştirdiği değerli sinema sanatçısı Kadir İnanır’ın cenazesinin, doğup büyüdüğü toprakların simgesi hâline gelen Hekimoğlu Türküsü eşliğinde uğurlanması, bu destansı türküyü yeniden ülke gündemine taşıdı. Ardından, yıllarını Hekimoğlu’nun gerçek hikâyesini araştırmaya adayan değerli eğitimci ve araştırmacı Zeki Sarıhan ın kapsamlı değerlendirmesini büyük bir ilgiyle okudum. Bu yazı, beni uzun yıllardır ilgi duyduğum halk türkülerinin gerçek öykülerini yeniden düşünmeye sevk etti. Daha önce Çökertme Türküsü, Halilim, Reşadiye yöresinde söylenen türküler ve Kelkit Vadisi’nin Hatipoğlu Türküsü üzerine araştırmalar yapmış, bu eserlerin ardındaki tarihî ve toplumsal gerçekleri incelemeye çalışmıştım. Çünkü inanıyorum ki anonimleşen her türkü, sadece bir ezgi değil; yaşanmış bir hayatın, bir dönemin ve halkın ortak hafızasının sesidir. Bu düşünceden hareketle, Hekimoğlu Türküsü’nün tarihî arka planını, destanlaşma sürecini ve bize bıraktığı yaşam derslerini paylaşmayı görev bildim.

Bazı türküler vardır; onları dinlediğinizde yalnızca bir ezgi duymazsınız. Bir dönemin acısını, adalet arayışını, aşkını, isyanını ve insan hikâyelerini de dinlersiniz. İşte Hekimoğlu Türküsü, Karadeniz’in dağlarından bütün Anadolu’ya yayılan böyle ölümsüz eserlerden biridir.

Son günlerde Hekimoğlu üzerine yapılan araştırmaları ve özellikle Zeki Sarıhan ağabeyimizin yıllara dayanan emeğini büyük bir ilgiyle okudum. Bu çalışmalar bana bir gerçeği yeniden hatırlattı: Halk türküleri tesadüfen doğmaz. Her türkünün arkasında yaşanmış bir hayat, bir toplumsal olay ve halkın ortak hafızası vardır.

HEKİMOĞLU KİMDİR?

Türküde adı geçen Hekimoğlu’nun gerçek adı İbrahim‘dir. Ordu’nun Fatsa ilçesine bağlı Yassıtaş köyünde yaşamıştır.

“Hekimoğlu” denmesi bir soyadı değildir. Babasının yörede “hekim” olarak tanınması nedeniyle halk ona “Hekim’in oğlu”, yani Hekimoğlu demiştir. Buradaki hekim, bugünkü anlamda diplomalı doktor olmayabilir. O yıllarda bitkilerle tedavi yapan, insanlara şifa dağıtan kişilere de “hekim” denirdi.

DAĞA NEDEN ÇIKTI?

Osmanlı Devleti’nin son yılları…

Ekonomik sıkıntılar büyümüş, merkezi otorite zayıflamış, kırsalda ağalık ve tefecilik güç kazanmıştır.

Bu ortamda yaşanan bir anlaşmazlık, Hekimoğlu İbrahim’in hayatını tamamen değiştirmiştir.

Çeşitli kaynaklara göre çalıştığı ağanın çevresiyle yaşadığı olayın ardından çıkan silahlı çatışmada bir kişi ölünce artık köyüne dönemez. Kanun kaçağı olur ve dağlara çıkar.

Devlet onu eşkıya olarak ararken, halkın önemli bir bölümü onu haksızlığa başkaldıran cesur bir genç olarak görür.

İşte destan da burada başlar.

TÜRKÜ NEDEN DOĞDU?

Anadolu’da insanlar sevdiklerini mezar taşlarından çok türkülerle yaşatmıştır.

Köroğlu…

Dadaloğlu…

Çakırcalı…

İnce Memed…

Ve Hekimoğlu…

Hepsi farklı dönemlerin adalet arayışını temsil eden halk kahramanlarıdır.

Hekimoğlu öldüğünde insanlar onun ardından ağıt yakmamış, türkü söylemiştir.

Çünkü türkü, Anadolu insanının hafızasıdır.

TÜRKÜNÜN İLK MISRASI BİLE ÇOK ŞEY ANLATIYOR

“Hekimoğlu derler benim aslıma…”

Bu söz, yalnızca bir isim değildir.

Bu cümlede bir kimlik vardır.

Bir meydan okuma vardır.

Sanki “Ben kim olduğumu biliyorum. Beni yaptıklarımla değerlendirin.” demektedir.

AYNALI MARTİN NEYİ ANLATIYOR?

Türküde sık sık geçen Aynalı Martin, o dönemin uzun menzilli ve güçlü tüfeklerinden biridir.

Ancak türküde yalnızca bir silah değildir.

Cesaretin…

Direnişin…

Teslim olmamanın simgesidir.

Halk, Hekimoğlu’nu tüfeğiyle değil, haksızlığa karşı eğilmeyen duruşuyla hatırlamıştır.

“NARİNİM” SÖZÜNÜN ANLAMI

Türkü boyunca geçen “Narinim” hitabı da dikkat çekicidir.

Dağlarda yaşayan sert bir adamın bile sevdiğine duyduğu özlemi gösterir.

Bu nedenle Hekimoğlu yalnızca savaşan biri değildir.

Seven…

Üzülen…

Özleyen…

İnsan tarafını kaybetmeyen bir Anadolu insanıdır.

HEKİMOĞLU NASIL ÖLDÜ?

Osmanlı arşiv belgelerine göre 26 Nisan 1913 tarihinde güvenlik kuvvetleriyle girdiği çatışmada öldürülmüştür.

Cenazesi at üzerinde Fatsa’ya getirilmiş ve halka gösterilmiştir.

Devlet bir eşkıyanın öldüğünü düşünüyordu.

Halk ise bir destanın başladığını…

Çünkü bazen insanlar öldükten sonra yaşamaya başlar.

Türküler de bunun en güzel örneğidir.

TÜRKÜNÜN ASIL MESAJI NEDİR?

Bence Hekimoğlu Türküsü’nün özü silah değildir.

Eşkıyalık değildir.

İsyan değildir.

Asıl mesajı adalet arayışıdır.

İnsanlar kendilerini koruyacak bir düzen bulamadıklarında, halk hafızasında bazı kişiler kahramanlaşır.

Bu yalnız Anadolu’da değil, dünyanın birçok ülkesinde böyledir.

ÇOCUKLUĞUMUZDAN BUGÜNE…

Bu yazıyı okurken kendi öğrencilik yıllarım gözümün önüne geldi.

Akpınar İlköğretmen Okulu’nda 1964’lü yıllarda Ordulu değerli müzik öğretmenimiz Akif Düzgün Çınar, bize Şişman oğlu ve Hekimoğlu Türküsü’nü mandolin eşliğinde öğretmişti.

O günlerde bunun yalnızca güzel bir türkü olduğunu sanıyorduk.

Bugün anlıyorum ki bize sadece nota öğretilmemiş.

Tarih öğretilmiş…

Halk kültürü öğretilmiş…

Anadolu’nun hafızası öğretilmiş.

Sınıf arkadaşım Beyceli köyünden Necati Sarıhan da bu günleri çok iyi hatırlayacaktır.

1968’li yıllardan sonra TRT’nin Anadolu’yu dolaşarak yaptığı derlemeler sayesinde bu türkü bütün Türkiye tarafından tanındı. Çok iyi tanıdığım Arif Meşhur, Seyit Ali ve asker arkadaşım Ümit Tokcan gibi sanatçılarımız da halk müziğimizin yaşatılmasına önemli katkılar sundular.

Bugün Hekimoğlu’nun gerçekten nasıl yaşadığı, hangi olayın tam olarak nasıl geliştiği konusunda farklı anlatımlar olabilir.

Fakat değişmeyen bir gerçek vardır:

Bir insanı tarih yazar.

Bir kahramanı halk yaratır.

Bir destanı ise türküler yaşatır.

İşte Hekimoğlu Türküsü de yüz yılı aşkın süredir bunun için söylenmektedir.

Türkülerimizi yaşatmak, sadece bir ezgiyi korumak değildir.

Kültürümüzü, tarihimizin izlerini, halkın ortak hafızasını ve geçmişten geleceğe uzanan köprüleri korumaktır.

Bu nedenle Hekimoğlu Türküsü, sadece Karadeniz’in değil; Anadolu’nun ortak vicdanı ve ortak kültür mirasıdır.

İsmail Erdal 30.06.2026 Muğla

Advert
DİĞER YAZILARI KAVAL SESİ SUSMASIN… 01-01-1970 02:00 KEMAL ÖĞRETMENİN ARDINDAN 01-01-1970 02:00 TAŞLANAN ECEVİT’TEN COŞKUYLA KARŞILANAN ÖZGÜR ÖZEL’E… 01-01-1970 02:00 BİR VEFA BORCU, BİR HATIRAYI YAŞATMA ÇABASI 01-01-1970 02:00 İKTİDAR RÜZGÂRINI KESENLERİ TARİH AFFETMEYECEKTİR 01-01-1970 02:00 SAMSUN’DA 19 MAYIS… 01-01-1970 02:00 RESİMDE KURDUM SENİN HAYALİNİ ANA 01-01-1970 02:00 HIDIRELLEZ: YENİDEN DOĞUŞUN SIRRI MI, YOKSA İNSANIN UNUTTUĞU GERÇEK Mİ? 01-01-1970 02:00 BOĞALI DAĞI’NA BAKINCA SADECE BİR DAĞ DEĞİL, BİR HAYAT GÖRÜRÜM 01-01-1970 02:00 TAŞOVA’DA TİCARETİN YÜKSELİŞİ: NAKLİYE, SİNEMA VE SANAYİ 01-01-1970 02:00 BİR VEFANIN SATIRLARI: YÜKSEL AİLESİNE ARMAĞANIM 01-01-1970 02:00 TAŞOVA’NIN HAFIZASINDA YAŞAYANLAR 01-01-1970 02:00 PERDENİN IŞIĞINDA, RADYONUN SESİNDE YAŞAYAN BİR TAŞOVA İNSANI: ÖMER CABA 01-01-1970 02:00 FOTOĞRAFÇI ALİ AMCAM VE KAYBOLMAMASI GEREKEN TAŞOVA HAFIZASI 01-01-1970 02:00 ÇOCUKLARIMIZI NEDEN KAYBEDİYORUZ; SUÇLU SADECE O ÇOCUK MU? 01-01-1970 02:00 KÖY ENSTİTÜLERİNİN KURULUŞ GÜNÜNDE 01-01-1970 02:00 ŞİDDETİ KAPIYA POLİS KOYARAK DEĞİL, TOPLUMU VE OKULU DEĞİŞTİREREK ÖNLERİZ 01-01-1970 02:00 ATATÜRK’E AÇIK MEKTUP 01-01-1970 02:00 17 Nisan, Köy Enstitülerinin kuruluş yıldönümü… 01-01-1970 02:00 HEMŞEHRİMİZ İRFAN SANCI IŞIKLARA YÜRÜDÜ 01-01-1970 02:00 TÜRKİYE’NİN ÖNÜNDEKİ BÜYÜK SINAV 01-01-1970 02:00 KÖY ENSTİTÜLERİNİ KİM KAPATTI DEĞİL, NEDEN KAPATTILAR? 01-01-1970 02:00 İNSAN, HAYAT VE TOPLUM: AKLIN IŞIĞINDA BİR YOLCULUK 01-01-1970 02:00 ZAMANIN BASAMAKLARINDA KALAN YÜZLER 01-01-1970 02:00 Bugün Dilediğim 01-01-1970 02:00 GÜNEŞİN DOĞDUĞU ÜLKEDE BİR CAMİ VE BİR SORGULAMA 01-01-1970 02:00 16 MART – ÖĞRETMEN OKULLARININ IŞIĞI 01-01-1970 02:00 BİR ÇAĞIN TANIKLIĞIYDI: İLBER ORTAYLI’YA VEDA 01-01-1970 02:00 ASLAN’IN SAVAŞI PARS’A, HESABI EJDERHA’YA 01-01-1970 02:00 KADIN VARSA HAYAT VARDIR 01-01-1970 02:00 AHMET GÖKREM’E VEDA 01-01-1970 02:00 İRAN’A SALDIRI: HEDEF GÜVENLİK DEĞİL, ENERJİ VE GÜÇ 01-01-1970 02:00 SANDIKLARDA SAKLANAN EMEK: BİR ÖRTÜDEN DAHA FAZLASI 01-01-1970 02:00 SEVGİ BİR GÜNE SIĞMAZ 01-01-1970 02:00 “Mesele Baş Değil, Beyindir” 01-01-1970 02:00 DÜNYAYI GERİ ALIYORUZ 01-01-1970 02:00 BORABAY GÖLÜ DONUNCA 01-01-1970 02:00 BİR DÜNYAYI NASIL YEDİK 01-01-1970 02:00 BİR AYDINLANMA VE DİRENİŞ HAYATI 01-01-1970 02:00 TAŞOVA DA EĞLENCEDE SÖYLENMEYEN TÜRKÜLER HATİPOĞLU 01-01-1970 02:00 SESLE YAZILAN HABERLER 01-01-1970 02:00 ATEŞE BASAN AYAKLAR, AYNI RİTİMDE ATAN YÜREKLER 01-01-1970 02:00 2025’ten 2026’ya: Bir Temenni Değil, Bir Talep 01-01-1970 02:00 AMASYADA ASKER SEVKİYATI 01-01-1970 02:00 KÖY ENSTİTÜLERİ: YARIM BIRAKILAN AYDINLANMA 01-01-1970 02:00 AVUSTRALYA: YOK SAYILARAK YOK EDİLEN BİR HALK 01-01-1970 02:00 HİNDİSTAN VE GÜNEY ASYA: AÇLIKLA TERBİYE EDİLEN UYGARLIKLAR 01-01-1970 02:00 AFRİKA: İNSANLIĞIN METAYA DÖNÜŞTÜRÜLDÜĞÜ KITA BÖLÜM 4 01-01-1970 02:00 AMERİKA YERLİLERİ: DOĞAYLA BARIŞIK BİR YAŞAM NASIL YOK EDİLDİ? BÖLÜM 3 01-01-1970 02:00 BOŞ TOPRAK MASALI VE AVRUPA KİPRİ BÖLÜM 2 01-01-1970 02:00 “Keşif” Denilen Büyük Yalan- BÖLÜM 1 01-01-1970 02:00 BİR YAZI DİZİSİ DUYURUSU “Keşif Değil, Sömürü” 01-01-1970 02:00 İYİLİK PERDESİ ALTINDA DÖNEN OYUNLAR 01-01-1970 02:00 TÜRKÇE İSİM REHBERİ 01-01-1970 02:00 24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ: 01-01-1970 02:00 NECDET CANİK’E AÇIK MEKTUP 01-01-1970 02:00 TAŞOVA GENÇLERİ VE KAYIP BİR BAHAR 01-01-1970 02:00 GİDENLER DÖNMEDİ… 01-01-1970 02:00 TADI KAÇAN DÜNYA 01-01-1970 02:00 "Karanlığın İçinden Aydınlığa: 2026’ya Girerken Nasıl Bir Dünya İstiyoruz?" 01-01-1970 02:00 KIRIK ÇÖMLEKLERDE YAZILI DEMOKRASİ 01-01-1970 02:00 ATATÜRK ÖLMEDİ, AKLINDA VE ONURUNDA YAŞAYANLARDA YAŞIYOR 01-01-1970 02:00 SUYUN AKIŞI KİMİN TARAFINDA? 01-01-1970 02:00 “Unutulan Kanatlar ve Susturulan Fabrikalar” 01-01-1970 02:00 “Dillerin Doğuşu, Yazının Doğuşu ve Sessizliğe Gömülen Sözler” 01-01-1970 02:00 CUMHURİYET: AKLIN VE KÜLTÜRÜN ZAFERİ 01-01-1970 02:00 BİR SOFRA DÜŞÜ: İNSANLIĞIN KOPAN HALKASI 01-01-1970 02:00 Geleceğimizi Satıyoruz 01-01-1970 02:00 KANLA YAZILAN TAHT 01-01-1970 02:00 “Taşova, Halkının Doktoru “Derman Bey”i Uğurluyor” 01-01-1970 02:00 CUMHURİYET: YENİDEN DOĞUŞUN ADI 01-01-1970 02:00 TELEVİZYON DİZİLERİ: EĞLENCE Mİ, GİZLİ SENARYO MU? 01-01-1970 02:00 “Atatürk’ün Kapalı Gözleri” 01-01-1970 02:00 TÜRKÇEMİZ, DİL BAYRAMINIZ 01-01-1970 02:00 Ahilik ve Bizim Yolumuz 01-01-1970 02:00 Delegeden Üyeye: 01-01-1970 02:00 “Destek Çayı’nın Çağlayan Hatıraları” 01-01-1970 02:00 Bir Gülümseme, Bir El Sıkış 01-01-1970 02:00 “Mustafa Alpat Öğretmen’e Veda” 01-01-1970 02:00 “Bu Dünyada Cenneti Yaratalım” 01-01-1970 02:00 Türk Töresinde Kadın Özgürdür! 01-01-1970 02:00 30 Ağustos: Ulusun Kaderini Değiştiren Zafer 01-01-1970 02:00 Zorunlu İstikamet: İmam Hatip 01-01-1970 02:00 Suyun, Yolların ve Umudun Başkanı Kadir Torun 01-01-1970 02:00 “Kervanı Bırakıf Padişah Çadırına Giden” 01-01-1970 02:00 DEMOKRASİ KAHRAMANI FAZLI KURU 01-01-1970 02:00 “Dağın Sessiz Çığlığı – Bir Vicdan Manifestosu” 01-01-1970 02:00 KELİKÇİ ZİYA – TAŞOVA’NIN AYAK İZLERİNDE BİR ÖMÜR 01-01-1970 02:00 Yemişenbükü Köyü 01-01-1970 02:00 "NACI EREN: İnançtan Bilince, 01-01-1970 02:00 Yüreği Halkla Atan Bir Ömür 01-01-1970 02:00 “Muhtar Koca Fatma’nın Gölgesinde Yükselen Taşova. Bir Kadının İzinde Kurulan İlçe” 01-01-1970 02:00 “Derman Bey Osman Gürer: Taşova’nın Vicdanı, Halkın Doktoru”” 01-01-1970 02:00 Arif Meşhur’u Anarken: 01-01-1970 02:00 İyilik, Bazen Sessiz Kalmamaktır 01-01-1970 02:00 24 Temmuz Lozan: Türkiye Tapusudur, Kutlu Olsun! 01-01-1970 02:00 Kimlik Üzerinden Siyaset 01-01-1970 02:00 “Sağılır İneği Kestik, Gözümüz Aydın!” 01-01-1970 02:00 ŞAŞIP KALIYORUM! 01-01-1970 02:00 “Mermer Tozundan Çimento Olmaz!” 01-01-1970 02:00 “Madımak’tan Bana Ne Diyenlere…” 01-01-1970 02:00 YOĞURDUN GERİ DÖNÜŞÜMÜ OLMAZ 01-01-1970 02:00 LASTİK GİBİ UZUYAN YALANLAR: 01-01-1970 02:00 ASİTTEN TOPRAĞA KURŞUNDAN CİĞERE 01-01-1970 02:00 ZEHRİN RENGİ YOK 01-01-1970 02:00 12 Haziran 2025 Amasya’nın Tarih Yazdığı Gün 01-01-1970 02:00 "Bir Işık Gibi Geçti Bu Topraktan: Osman Bolulu’yu Anmak" 01-01-1970 02:00 Boğalı Dağı’nda Sessiz Çığlık 01-01-1970 02:00 "Bu Dünya Kâr Uğruna Katlediliyor!" 01-01-1970 02:00 “Tarık Ziya Ekinci ve Kürt Sorunu Raporu Üzerine Gözlemlerim” 01-01-1970 02:00 “19 Mayıs… Gençliğin Bayramı, Cumhuriyet’in Umudu” 01-01-1970 02:00 ANA DEDİĞİM TOPRAKTIR, KADIN DEDİĞİN GELECEKTİR 01-01-1970 02:00 YEŞEREN UMUTLAR, DARAĞACINDA SOLMAYAN ÜÇ FİDAN 01-01-1970 02:00 EGE’NİN KIYILARI BİZİM, AMA BİZ ARTIK ORADA YOKUZ 01-01-1970 02:00 “Çobansız Dağlar, Açlığa Giden Yoldur” 01-01-1970 02:00 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Kutlu Olsun! 01-01-1970 02:00 Urfa’da Göçer Öğretmenlerle Bir Zaman 01-01-1970 02:00 ÇARIKLA GEÇEN YILLAR: 01-01-1970 02:00 “Veda Değil Saygı Duruşu: Volkan Konak Gibi Yaşamak!” 01-01-1970 02:00 “Yıkılmış Sistemden Doğan Bilinç: 01-01-1970 02:00 “Atatürk Tek Adam mıydı?” 01-01-1970 02:00 GÜNEŞLE GELEN, ATEŞTEN DOĞAN BARIŞ 01-01-1970 02:00 “Kendi Geleceğini Yok Eden İşçilere Açık Mektup” 01-01-1970 02:00 8 Mart, Bir Kutlama Günü Değil 01-01-1970 02:00 Yıldızlar Yoldaşın Olsun Edip Akbayram 01-01-1970 02:00 “Eğitim ve Edebiyatın Sessiz Kahramanı: Dursun Sever” 01-01-1970 02:00 “Sevgi Bir Güne Sığmaz” 01-01-1970 02:00 DEPREM VE GERÇEKLER: JAPONYA VE TÜRKİYE KARŞILAŞTIRMASI 01-01-1970 02:00 “Deprem: Doğanın Değil, Mühendisliğin İmtihanı” 01-01-1970 02:00 Kadın: Hayatın Ta Kendisi 01-01-1970 02:00 Bir Köyün Uyanışı 01-01-1970 02:00 47 Yıl Önce İnşa Edilen Binanın Sorumluluğu 01-01-1970 02:00 1950-1970 Yılları Arasında Taşova Perşembe Pazarı 01-01-1970 02:00 Köy Enstitüsü Öğrencilerinin Yolculuğu 01-01-1970 02:00 Gürsu Köyü’nün Ulu Çınarı ve Hayat Veren Suyu” 01-01-1970 02:00 “Sarı Öküz’ü Verdiğimiz Gün Kaybettik 01-01-1970 02:00 “Emeklilik: Onurlu Bir Yaşam mı, Sessiz Bir Terk Ediliş mi?” 01-01-1970 02:00 “Mezhep Savaşları ve İnsanlık Dramı: 01-01-1970 02:00 Salih Korkmaz ile Geçmişe Yolculuk 01-01-1970 02:00 Nardugan Bayramı 01-01-1970 02:00 “Erbaa Depremi: Bir Milletin Hafızası ve Geleceği İçin Bir Uyarı” 01-01-1970 02:00 Ortadoğu’da Çatışmanın Maskeleri 01-01-1970 02:00 “Kadın Hakları ve Gelecek: Kölelik mi, Özgürlük mü?” 01-01-1970 02:00 Cumhuriyetle Hesaplaşmanın Şifresi 01-01-1970 02:00 ZANA DERESİ - ROMA HAMAMI 01-01-1970 02:00