KAVAL SESİ SUSMASIN…

İsmail Erdal

28-06-2026 10:47

KAVAL SESİ SUSMASIN… ÇOBANLIK SADECE BİR İŞ DEĞİL, BİR MEDENİYETTİR

Bir kaval sesi bazen bir ömrün en derin hatırasını uyandırır.

Hayatım boyunca birçok meslek insanını tanıdım. Öğretmenler, işçiler, memurlar, çiftçiler, sanayiciler, sanatçılar…

Ama beni hayata hazırlayan ilk öğretmenlerin biri doğa, diğeri ise çobanlıktı.

Bizim evden manda, yani bizim deyimimizle kömüş, hiç eksik olmadı. Kış aylarında Taşova ilçe merkezinde ilkokula giderdim. Yaz tatili gelir gelmez kendimizi Tekelüze (Gürsu) köyünde, yaylalarda bulurduk. Gün doğmadan hayvanları önümüze katar, meraların yolunu tutardık.

Öğle vakti olduğunda herkes heybesindeki azığını çıkarır, ortaya koyardı. Birimizin peyniri, diğerimizin çökeleği, ötekinin soğanı, domatesi… Aynı ekmeği bölüşür, aynı sudan içer, aynı gökyüzünün altında kardeşçe doyardık.

Hava serin olduğunda küçük bir ateş yakar, ekmeklerimizi közde ısıtırdık. O ekmeğin tadını bugün dünyanın en pahalı sofralarında bulamadım.

Hayvanlarımızı Gürleyik Çayırı’nda otlatırdık. Karşı yamaçlardan, Akkaya taraflarından gelen koyun çobanı Ahmet Gökrem’in kaval sesi yaylaya yayılırdı. O ses yalnızca bir ezgi değil; çocukluğumuzun, özgürlüğümüzün ve Anadolu’nun sesiydi.

Yağmur başladığında sığınacak yer bulamaz, iliklerimize kadar ıslanırdık. Ama ne biz hayvanlarımızı bırakırdık ne de onlar bizi…

İşte ben CANLIYA SAYGIYI, EMEĞİ VE SORUMLULUĞU o yaylalarda öğrendim.

Hayvanların da bir dili olduğunu ilk kez orada fark ettim. Sevildiğini bilir, kendisine emek vereni tanır, sesini duyunca güvenle peşinden gelirdi. İnsanla hayvan arasındaki dostluğun ne demek olduğunu bana hiçbir kitap değil, o dağlar öğretti.

Bugün yetmiş dokuz yılı aşan ömrüme dönüp baktığımda görüyorum ki;

ÇOBANLIK SADECE HAYVAN GÜTMEK DEĞİL, İNSANI YETİŞTİREN BİR HAYAT OKULUDUR.

Ne yazık ki bugün bu köklü meslek sessizce yok oluyor.

Eskiden her köyde sürüler vardı. Her yaylada kaval sesi duyulur, çanlar çalar, kuzu melemeleri rüzgâra karışırdı. Kangal köpeklerinin havlaması ve çobanın kavalı Anadolu’nun en güzel ezgilerinden biriydi. Bugün ise meralar boşalıyor, ağılların kapıları kapanıyor, köyler yaşlanıyor.

Gençler üretimin olduğu köylerden ayrılıyor; büyük şehirlerin varoşlarında belirsiz bir geleceğin peşinde koşuyor. Oysa toprağın, hayvanın ve üretimin içinde büyüyen bir genç hem meslek sahibi olur hem de ülkesine değer üretir.

ÇOBANLIK BİR MESLEKTİR. HEM DE İNSANLIK TARİHİNİN EN ESKİ VE EN SAYGIN MESLEKLERİNDEN BİRİDİR.

Bu yazıyı hazırlarken çocukluk arkadaşım, hemşehrim ve değerli ziraatçı dostum Mustafa Coşkun da görüş ve bilgileriyle önemli katkılar sundu. Onun da ifade ettiği gibi hepimizin bildiği bir söz vardır:

“HER ÇOBAN GÜTTÜĞÜ SÜRÜDEN SORUMLUDUR.”

Bu söz, çobanlığın özünü anlatır.

Çoban; koyunun, keçinin, karasığırın, mandanın ve kazın yalnızca peşinden yürüyen kişi değildir. O, sürüsünü meralarda otlatarak besleyen, ailesinin geçimini sağlayan üreticidir. Eti, sütü, yünü ve yavrusuyla ülke ekonomisine katkı sağlayan hayvancılığın görünmeyen kahramanıdır.

Ancak görevi bununla da bitmez.

ÇOBAN AYNI ZAMANDA BİR KORUYUCU VE BİR GÖZLEMCİDİR.

Sürüsünü kurt, çakal ve diğer yabani hayvanlardan korur.

Yağmurdan, tipiden, kavurucu sıcaktan ve her türlü doğal tehlikeden hayvanlarını güvenle çıkarır.

Gebe hayvanların doğumuna yardım eder.

Hastalanan hayvanın ilk belirtilerini fark eder.

Yaralanan hayvana ilk müdahaleyi yapar.

Bu yönüyle çoban, gerektiğinde bir bekçi, gerektiğinde bir sağlık görevlisi, gerektiğinde de sürünün yöneticisidir.

İYİ BİR ÇOBAN AYNI ZAMANDA BİR DOĞA BİLİMCİSİDİR.

Rüzgârın yönüne bakarak yağmuru tahmin eder.

Toprağın kokusundan mevsimin değiştiğini hisseder.

Hangi otun şifa, hangisinin zehir olduğunu bilir.

Nerede temiz su bulunduğunu, hangi meranın dinlendirilmesi gerektiğini hesap eder.

Bütün bu bilgiler kitaplardan önce yaşayarak öğrenilir.

İşte bunun için ÇOBANLIK; BİLGİ, BECERİ, SABIR VE EMEK İSTEYEN ÖNEMLİ BİR TARIMSAL ÜRETİM MESLEĞİDİR.

Anadolu’da Yörük kültürü çobanlık üzerine kurulmuştur.

Göç yolları…

Kıl çadırlar…

Kepenek…

Kangal…

Karakacan…

Kaval…

Bunların hiçbiri yalnızca folklor değildir.

Bunlar binlerce yıllık üretim kültürünün yaşayan parçalarıdır.

Kepenek çobanın evidir.

Kangal sürünün bekçisidir.

Karakacan yükün ortağıdır.

Kaval ise yalnızlığın, sabrın ve özgürlüğün sesidir.

Marmaris’te hemşehrim, Taşova Kuşuf Köyü’nden Yeşilırmak Oteli’nin sahibi Halis Kuzu ile sık sık sohbet ederdik.

Bir gün bana:

“Oteli kapatacağım. Köye döneceğim. Koyun alacağım. Yazları Boğalı Yaylası’na çıkacağım.” demişti.

Bu sözün arkasında para kazanma hesabı değil, çocukluğuna, doğaya ve üretime duyduğu özlem vardı.

Nitekim otelini kapattı. Hazırlıklarını yaptı. Fakat sağlık sorunları nedeniyle bu büyük hayalini gerçekleştiremedi.

Onun bu isteği bana şu gerçeği bir kez daha hatırlattı:

İNSAN NEREYE GİDERSE GİTSİN, RUHU DOĞDUĞU TOPRAĞI UNUTMUYOR.

Bugün köy dernekleri yaz aylarında şenlikler düzenliyor.

Elbette insanlar buluşsun…

Hasret gidersin…

Türküler söylensin…

Ancak bunun yanında çok daha önemli bir görevimiz var.

KÖYLERİ YENİDEN ÜRETEN YERLER HALİNE GETİRMEK.

Dernekler yalnızca eğlence düzenlememeli;

Çobanlığı…

Arıcılığı…

Hayvancılığı…

Yaylacılığı…

Unutulan köy mesleklerini araştırmalı, gençlere tanıtmalı ve yaşatmalıdır.

Çünkü;

ÜRETMEYEN KÖY YAŞAYAMAZ.

Bugün ülkemizde çoban bulunamadığı için yabancı ülkelerden, özellikle Afganistan’dan çoban getiriliyor.

Bu durum yalnızca bir iş gücü açığı değildir.

Bu, kırsal hayatın ve üretim kültürümüzün zayıfladığının en açık göstergesidir.

Yirmi yaşın altındaki çocuklarımızın önemli bir bölümü çobanlığı yaşayarak hiç tanımadı. Çünkü köylerimizde hayvancılık eski canlılığını büyük ölçüde kaybetti.

Oysa bizim en büyük dileğimiz;

KÖYLERİMİZİN YENİDEN ŞENLENMESİ…

MERALARIMIZIN YENİDEN SÜRÜLERLE BULUŞMASI…

YAYLALARIMIZDA KAVAL SESLERİNİN YENİDEN YANKILANMASI…

DOĞAL YAŞAMIN VE ÜRETİM KÜLTÜRÜNÜN YENİDEN CANLANMASIDIR.

Ben çocukluğumun yaylalarını özlüyorum.

Gürleyik Çayırı’nı…

Yağmur altında sırılsıklam oluşumuzu…

Ateşte ısıttığımız ekmekleri…

Ahmet Gökrem’in uzaktan gelen kavalını…

Çünkü bunların hepsi bana bir gerçeği öğretti:

ÇOBANLIK SADECE EKMEK KAZANMAK DEĞİL; İNSANI İNSAN YAPAN DEĞERLERİ YAŞATMAKTIR.

KAVAL SESİ SUSMASIN…

MERALAR BOŞ KALMASIN…

GENÇLER ÜRETİMDEN UZAKLAŞMASIN…

ÇÜNKÜ ÇOBAN VARSA SÜRÜ VARDIR.

SÜRÜ VARSA ÜRETİM VARDIR.

ÜRETİM VARSA KÖY VARDIR.

KÖY VARSA TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ VARDIR.

SON SÖZ

Çobanlık yalnızca geçmişte kalmış bir hatıra değildir.

Doğru politikalarla, meraların korunmasıyla, küçük aile işletmelerinin desteklenmesiyle ve gençlerin üretime yönlendirilmesiyle yeniden ülkemizin kalkınma hamlesinin önemli bir parçası olabilir.

Bugün tarım ve hayvancılık stratejik bir güvenlik meselesidir.

Gıdasını üretemeyen toplumlar bağımsızlıklarını da uzun süre koruyamazlar.

Onun için çobanı küçümseyen değil, emeğini değerli gören bir anlayışa ihtiyacımız var.

Bir zamanlar Anadolu’nun dağlarında yankılanan kaval sesi yalnızca bir ezgi değildi.

O ses; üretimin, alın terinin, paylaşmanın ve doğayla barış içinde yaşamanın sesiydi.

Dilerim ki yeniden;

Yaylalarda sürüler çoğalsın…

Meralar yeşersin…

Çocuklar doğayı ekranlardan değil, yaşayarak öğrensin…

Köyler yeniden üreten, umut veren yaşam alanlarına dönüşsün…

Ve Anadolu’nun dağlarında o tanıdık ezgi bir kez daha yankılansın.

KAVAL SESİ HİÇ SUSMASIN…

ÇÜNKÜ KAVAL SUSARSA, SADECE BİR EZGİ DEĞİL; BİNLERCE YILLIK ÜRETİM KÜLTÜRÜMÜZ DE SESSİZLİĞE GÖMÜLÜR.

İsmail Erdal

İsmail Erdal

20.06.2026 – Muğla

Advert
DİĞER YAZILARI KEMAL ÖĞRETMENİN ARDINDAN 01-01-1970 02:00 TAŞLANAN ECEVİT’TEN COŞKUYLA KARŞILANAN ÖZGÜR ÖZEL’E… 01-01-1970 02:00 BİR VEFA BORCU, BİR HATIRAYI YAŞATMA ÇABASI 01-01-1970 02:00 İKTİDAR RÜZGÂRINI KESENLERİ TARİH AFFETMEYECEKTİR 01-01-1970 02:00 SAMSUN’DA 19 MAYIS… 01-01-1970 02:00 RESİMDE KURDUM SENİN HAYALİNİ ANA 01-01-1970 02:00 HIDIRELLEZ: YENİDEN DOĞUŞUN SIRRI MI, YOKSA İNSANIN UNUTTUĞU GERÇEK Mİ? 01-01-1970 02:00 BOĞALI DAĞI’NA BAKINCA SADECE BİR DAĞ DEĞİL, BİR HAYAT GÖRÜRÜM 01-01-1970 02:00 TAŞOVA’DA TİCARETİN YÜKSELİŞİ: NAKLİYE, SİNEMA VE SANAYİ 01-01-1970 02:00 BİR VEFANIN SATIRLARI: YÜKSEL AİLESİNE ARMAĞANIM 01-01-1970 02:00 TAŞOVA’NIN HAFIZASINDA YAŞAYANLAR 01-01-1970 02:00 PERDENİN IŞIĞINDA, RADYONUN SESİNDE YAŞAYAN BİR TAŞOVA İNSANI: ÖMER CABA 01-01-1970 02:00 FOTOĞRAFÇI ALİ AMCAM VE KAYBOLMAMASI GEREKEN TAŞOVA HAFIZASI 01-01-1970 02:00 ÇOCUKLARIMIZI NEDEN KAYBEDİYORUZ; SUÇLU SADECE O ÇOCUK MU? 01-01-1970 02:00 KÖY ENSTİTÜLERİNİN KURULUŞ GÜNÜNDE 01-01-1970 02:00 ŞİDDETİ KAPIYA POLİS KOYARAK DEĞİL, TOPLUMU VE OKULU DEĞİŞTİREREK ÖNLERİZ 01-01-1970 02:00 ATATÜRK’E AÇIK MEKTUP 01-01-1970 02:00 17 Nisan, Köy Enstitülerinin kuruluş yıldönümü… 01-01-1970 02:00 HEMŞEHRİMİZ İRFAN SANCI IŞIKLARA YÜRÜDÜ 01-01-1970 02:00 TÜRKİYE’NİN ÖNÜNDEKİ BÜYÜK SINAV 01-01-1970 02:00 KÖY ENSTİTÜLERİNİ KİM KAPATTI DEĞİL, NEDEN KAPATTILAR? 01-01-1970 02:00 İNSAN, HAYAT VE TOPLUM: AKLIN IŞIĞINDA BİR YOLCULUK 01-01-1970 02:00 ZAMANIN BASAMAKLARINDA KALAN YÜZLER 01-01-1970 02:00 Bugün Dilediğim 01-01-1970 02:00 GÜNEŞİN DOĞDUĞU ÜLKEDE BİR CAMİ VE BİR SORGULAMA 01-01-1970 02:00 16 MART – ÖĞRETMEN OKULLARININ IŞIĞI 01-01-1970 02:00 BİR ÇAĞIN TANIKLIĞIYDI: İLBER ORTAYLI’YA VEDA 01-01-1970 02:00 ASLAN’IN SAVAŞI PARS’A, HESABI EJDERHA’YA 01-01-1970 02:00 KADIN VARSA HAYAT VARDIR 01-01-1970 02:00 AHMET GÖKREM’E VEDA 01-01-1970 02:00 İRAN’A SALDIRI: HEDEF GÜVENLİK DEĞİL, ENERJİ VE GÜÇ 01-01-1970 02:00 SANDIKLARDA SAKLANAN EMEK: BİR ÖRTÜDEN DAHA FAZLASI 01-01-1970 02:00 SEVGİ BİR GÜNE SIĞMAZ 01-01-1970 02:00 “Mesele Baş Değil, Beyindir” 01-01-1970 02:00 DÜNYAYI GERİ ALIYORUZ 01-01-1970 02:00 BORABAY GÖLÜ DONUNCA 01-01-1970 02:00 BİR DÜNYAYI NASIL YEDİK 01-01-1970 02:00 BİR AYDINLANMA VE DİRENİŞ HAYATI 01-01-1970 02:00 TAŞOVA DA EĞLENCEDE SÖYLENMEYEN TÜRKÜLER HATİPOĞLU 01-01-1970 02:00 SESLE YAZILAN HABERLER 01-01-1970 02:00 ATEŞE BASAN AYAKLAR, AYNI RİTİMDE ATAN YÜREKLER 01-01-1970 02:00 2025’ten 2026’ya: Bir Temenni Değil, Bir Talep 01-01-1970 02:00 AMASYADA ASKER SEVKİYATI 01-01-1970 02:00 KÖY ENSTİTÜLERİ: YARIM BIRAKILAN AYDINLANMA 01-01-1970 02:00 AVUSTRALYA: YOK SAYILARAK YOK EDİLEN BİR HALK 01-01-1970 02:00 HİNDİSTAN VE GÜNEY ASYA: AÇLIKLA TERBİYE EDİLEN UYGARLIKLAR 01-01-1970 02:00 AFRİKA: İNSANLIĞIN METAYA DÖNÜŞTÜRÜLDÜĞÜ KITA BÖLÜM 4 01-01-1970 02:00 AMERİKA YERLİLERİ: DOĞAYLA BARIŞIK BİR YAŞAM NASIL YOK EDİLDİ? BÖLÜM 3 01-01-1970 02:00 BOŞ TOPRAK MASALI VE AVRUPA KİPRİ BÖLÜM 2 01-01-1970 02:00 “Keşif” Denilen Büyük Yalan- BÖLÜM 1 01-01-1970 02:00 BİR YAZI DİZİSİ DUYURUSU “Keşif Değil, Sömürü” 01-01-1970 02:00 İYİLİK PERDESİ ALTINDA DÖNEN OYUNLAR 01-01-1970 02:00 TÜRKÇE İSİM REHBERİ 01-01-1970 02:00 24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ: 01-01-1970 02:00 NECDET CANİK’E AÇIK MEKTUP 01-01-1970 02:00 TAŞOVA GENÇLERİ VE KAYIP BİR BAHAR 01-01-1970 02:00 GİDENLER DÖNMEDİ… 01-01-1970 02:00 TADI KAÇAN DÜNYA 01-01-1970 02:00 "Karanlığın İçinden Aydınlığa: 2026’ya Girerken Nasıl Bir Dünya İstiyoruz?" 01-01-1970 02:00 KIRIK ÇÖMLEKLERDE YAZILI DEMOKRASİ 01-01-1970 02:00 ATATÜRK ÖLMEDİ, AKLINDA VE ONURUNDA YAŞAYANLARDA YAŞIYOR 01-01-1970 02:00 SUYUN AKIŞI KİMİN TARAFINDA? 01-01-1970 02:00 “Unutulan Kanatlar ve Susturulan Fabrikalar” 01-01-1970 02:00 “Dillerin Doğuşu, Yazının Doğuşu ve Sessizliğe Gömülen Sözler” 01-01-1970 02:00 CUMHURİYET: AKLIN VE KÜLTÜRÜN ZAFERİ 01-01-1970 02:00 BİR SOFRA DÜŞÜ: İNSANLIĞIN KOPAN HALKASI 01-01-1970 02:00 Geleceğimizi Satıyoruz 01-01-1970 02:00 KANLA YAZILAN TAHT 01-01-1970 02:00 “Taşova, Halkının Doktoru “Derman Bey”i Uğurluyor” 01-01-1970 02:00 CUMHURİYET: YENİDEN DOĞUŞUN ADI 01-01-1970 02:00 TELEVİZYON DİZİLERİ: EĞLENCE Mİ, GİZLİ SENARYO MU? 01-01-1970 02:00 “Atatürk’ün Kapalı Gözleri” 01-01-1970 02:00 TÜRKÇEMİZ, DİL BAYRAMINIZ 01-01-1970 02:00 Ahilik ve Bizim Yolumuz 01-01-1970 02:00 Delegeden Üyeye: 01-01-1970 02:00 “Destek Çayı’nın Çağlayan Hatıraları” 01-01-1970 02:00 Bir Gülümseme, Bir El Sıkış 01-01-1970 02:00 “Mustafa Alpat Öğretmen’e Veda” 01-01-1970 02:00 “Bu Dünyada Cenneti Yaratalım” 01-01-1970 02:00 Türk Töresinde Kadın Özgürdür! 01-01-1970 02:00 30 Ağustos: Ulusun Kaderini Değiştiren Zafer 01-01-1970 02:00 Zorunlu İstikamet: İmam Hatip 01-01-1970 02:00 Suyun, Yolların ve Umudun Başkanı Kadir Torun 01-01-1970 02:00 “Kervanı Bırakıf Padişah Çadırına Giden” 01-01-1970 02:00 DEMOKRASİ KAHRAMANI FAZLI KURU 01-01-1970 02:00 “Dağın Sessiz Çığlığı – Bir Vicdan Manifestosu” 01-01-1970 02:00 KELİKÇİ ZİYA – TAŞOVA’NIN AYAK İZLERİNDE BİR ÖMÜR 01-01-1970 02:00 Yemişenbükü Köyü 01-01-1970 02:00 "NACI EREN: İnançtan Bilince, 01-01-1970 02:00 Yüreği Halkla Atan Bir Ömür 01-01-1970 02:00 “Muhtar Koca Fatma’nın Gölgesinde Yükselen Taşova. Bir Kadının İzinde Kurulan İlçe” 01-01-1970 02:00 “Derman Bey Osman Gürer: Taşova’nın Vicdanı, Halkın Doktoru”” 01-01-1970 02:00 Arif Meşhur’u Anarken: 01-01-1970 02:00 İyilik, Bazen Sessiz Kalmamaktır 01-01-1970 02:00 24 Temmuz Lozan: Türkiye Tapusudur, Kutlu Olsun! 01-01-1970 02:00 Kimlik Üzerinden Siyaset 01-01-1970 02:00 “Sağılır İneği Kestik, Gözümüz Aydın!” 01-01-1970 02:00 ŞAŞIP KALIYORUM! 01-01-1970 02:00 “Mermer Tozundan Çimento Olmaz!” 01-01-1970 02:00 “Madımak’tan Bana Ne Diyenlere…” 01-01-1970 02:00 YOĞURDUN GERİ DÖNÜŞÜMÜ OLMAZ 01-01-1970 02:00 LASTİK GİBİ UZUYAN YALANLAR: 01-01-1970 02:00 ASİTTEN TOPRAĞA KURŞUNDAN CİĞERE 01-01-1970 02:00 ZEHRİN RENGİ YOK 01-01-1970 02:00 12 Haziran 2025 Amasya’nın Tarih Yazdığı Gün 01-01-1970 02:00 "Bir Işık Gibi Geçti Bu Topraktan: Osman Bolulu’yu Anmak" 01-01-1970 02:00 Boğalı Dağı’nda Sessiz Çığlık 01-01-1970 02:00 "Bu Dünya Kâr Uğruna Katlediliyor!" 01-01-1970 02:00 “Tarık Ziya Ekinci ve Kürt Sorunu Raporu Üzerine Gözlemlerim” 01-01-1970 02:00 “19 Mayıs… Gençliğin Bayramı, Cumhuriyet’in Umudu” 01-01-1970 02:00 ANA DEDİĞİM TOPRAKTIR, KADIN DEDİĞİN GELECEKTİR 01-01-1970 02:00 YEŞEREN UMUTLAR, DARAĞACINDA SOLMAYAN ÜÇ FİDAN 01-01-1970 02:00 EGE’NİN KIYILARI BİZİM, AMA BİZ ARTIK ORADA YOKUZ 01-01-1970 02:00 “Çobansız Dağlar, Açlığa Giden Yoldur” 01-01-1970 02:00 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Kutlu Olsun! 01-01-1970 02:00 Urfa’da Göçer Öğretmenlerle Bir Zaman 01-01-1970 02:00 ÇARIKLA GEÇEN YILLAR: 01-01-1970 02:00 “Veda Değil Saygı Duruşu: Volkan Konak Gibi Yaşamak!” 01-01-1970 02:00 “Yıkılmış Sistemden Doğan Bilinç: 01-01-1970 02:00 “Atatürk Tek Adam mıydı?” 01-01-1970 02:00 GÜNEŞLE GELEN, ATEŞTEN DOĞAN BARIŞ 01-01-1970 02:00 “Kendi Geleceğini Yok Eden İşçilere Açık Mektup” 01-01-1970 02:00 8 Mart, Bir Kutlama Günü Değil 01-01-1970 02:00 Yıldızlar Yoldaşın Olsun Edip Akbayram 01-01-1970 02:00 “Eğitim ve Edebiyatın Sessiz Kahramanı: Dursun Sever” 01-01-1970 02:00 “Sevgi Bir Güne Sığmaz” 01-01-1970 02:00 DEPREM VE GERÇEKLER: JAPONYA VE TÜRKİYE KARŞILAŞTIRMASI 01-01-1970 02:00 “Deprem: Doğanın Değil, Mühendisliğin İmtihanı” 01-01-1970 02:00 Kadın: Hayatın Ta Kendisi 01-01-1970 02:00 Bir Köyün Uyanışı 01-01-1970 02:00 47 Yıl Önce İnşa Edilen Binanın Sorumluluğu 01-01-1970 02:00 1950-1970 Yılları Arasında Taşova Perşembe Pazarı 01-01-1970 02:00 Köy Enstitüsü Öğrencilerinin Yolculuğu 01-01-1970 02:00 Gürsu Köyü’nün Ulu Çınarı ve Hayat Veren Suyu” 01-01-1970 02:00 “Sarı Öküz’ü Verdiğimiz Gün Kaybettik 01-01-1970 02:00 “Emeklilik: Onurlu Bir Yaşam mı, Sessiz Bir Terk Ediliş mi?” 01-01-1970 02:00 “Mezhep Savaşları ve İnsanlık Dramı: 01-01-1970 02:00 Salih Korkmaz ile Geçmişe Yolculuk 01-01-1970 02:00 Nardugan Bayramı 01-01-1970 02:00 “Erbaa Depremi: Bir Milletin Hafızası ve Geleceği İçin Bir Uyarı” 01-01-1970 02:00 Ortadoğu’da Çatışmanın Maskeleri 01-01-1970 02:00 “Kadın Hakları ve Gelecek: Kölelik mi, Özgürlük mü?” 01-01-1970 02:00 Cumhuriyetle Hesaplaşmanın Şifresi 01-01-1970 02:00 ZANA DERESİ - ROMA HAMAMI 01-01-1970 02:00