Akpınar 1970 Akademi grubu toplantısında ele alınan konulara ilişkin paylaşılan notları ve değerlendirmeleri dikkatle inceledim. KUANTUM VE ATOM ALTI PARÇACIKLAR ÜZERİNE YAPILAN BU ÇALIŞMA, BANA YALNIZCA BİLİMİN GELDİĞİ NOKTAYI DEĞİL, GELECEĞİN DÜNYASINDA YAŞANACAK BÜYÜK MÜCADELELERİ DE YENİDEN DÜŞÜNDÜRDÜ…
Çoğumuz kuantum denince, yalnızca bilim insanlarının anlayabileceği kadar karmaşık bir alanı düşünüyoruz. Oysa KUANTUM, ASLINDA GÖZLE GÖREMEDİĞİMİZ KADAR KÜÇÜK OLAN DÜNYANIN NASIL İŞLEDİĞİNİ ANLATAN BİR BİLİMDİR. BİZİM GÜNLÜK YAŞAMDA GÖRDÜĞÜMÜZ MASA, SANDALYE, ARABA, AĞAÇ YA DA DENİZ DEĞİL; ATOMLARIN, ELEKTRONLARIN, IŞIĞIN VE ATOM ALTI PARÇACIKLARIN DÜNYASIDIR…
Yıllarca insanlar, evrendeki her şeyin Newton’un kurallarıyla açıklanabileceğini düşündü. Newton’un fiziği; düşen taşı, giden arabayı, gezegenlerin hareketini çok güzel açıklıyordu. Ancak bilim insanları atomun içine, ışığın yapısına ve elektronların davranışına bakmaya başlayınca, klasik fizik yetersiz kaldı. İŞTE KUANTUM BÖYLE DOĞDU…
1900 yılında Alman fizikçi Max Planck, çok önemli bir fikir ortaya attı. O zamana kadar ENERJİ, MUSLUKTAN AKAN SU GİBİ SÜREKLİ KABUL EDİLİYORDU. PLANCK İSE ENERJİNİN KÜÇÜK PAKETLER HÂLİNDE YAYILDIĞINI SÖYLEDİ. BU KÜÇÜK ENERJİ PAKETLERİNE “KUANTUM” ADI VERİLDİ. DAHA SONRA ALBERT EINSTEIN, IŞIĞIN DA BU KÜÇÜK PAKETLERDEN OLUŞTUĞUNU GÖSTERDİ. Bugün bu paketlere foton diyoruz…
İnsan aklı günlük hayatta her şeyi basitçe ayırmaya alışmıştır: Bir şey ya dalgadır ya taneciktir. Ama kuantum dünyasında işler böyle değildir. Işık bazen suya atılan taşın oluşturduğu halkalar gibi dalga davranışı gösterir. Bazen de küçük tanecikler gibi davranır. Yani ışık hem dalgadır hem taneciktir. Kuantumun en şaşırtıcı yanı da budur: DOĞA, BİZİM ALGILADIĞIMIZ BİÇİMİNDEN DAHA KARMAŞIK VE ŞAŞIRTICIDIR…
Daha sonra BİLİM İNSANLARI İKİRCİKLİ ÖZELLİĞİN YALNIZCA IŞIK İÇİN DEĞİL, ELEKTRONLAR İÇİN DE GEÇERLİ OLDUĞUNU GÖRDÜLER. ELEKTRONLAR DA BAZEN PARÇACIK GİBİ, BAZEN DALGA GİBİ DAVRANABİLİYORDU…
Eskiden atom, maddenin bölünemez en küçük parçası sanılıyordu. Sonra atomun içinde protonlar, nötronlar ve elektronlar olduğu anlaşıldı. Bugün ise proton ve nötronların içinde bile daha küçük parçacıklar bulunduğunu biliyoruz. Bunlara kuark deniyor. DEMEK Kİ MADDE DEDİĞİMİZ ŞEY, DIŞARIDAN GÖRDÜĞÜMÜZ KADAR SOMUT VE BASİT DEĞİLDİR. İÇİNDE HAREKETLİ, KARMAŞIK VE SÜREKLİ DEĞİŞEN BİR DÜNYA VARDIR…
KUANTUM FİZİĞİNİN ORTAYA KOYDUĞU EN ÖNEMLİ DÜŞÜNCELERDEN BİRİ DE BELİRSİZLİK İLKESİDİR. Werner Heisenberg adlı bilim insanı, BİR PARÇACIĞIN HEM YERİNİ HEM DE HIZINI AYNI ANDA TAM OLARAK BİLEMEYECEĞİMİZİ SÖYLEDİ: YERİNİ NE KADAR NET BİLİRSEK, HIZINI O KADAR AZ BİLİRİZ; HIZINI NE KADAR İYİ BİLİRSEK, YERİNİ O KADAR AZ BİLİRİZ. Bu durum kullandığımız cihazların eksikliğinden değil, doğanın kendi yapısından kaynaklanır. YANİ KUANTUM BİZE ŞUNU SÖYLÜYOR: “EVRENİN EN KÜÇÜK ÖLÇEĞİNDE KESİNLİK DEĞİL, OLASILIK VARDIR…”
Bugün kullandığımız birçok teknolojinin temelinde de kuantum vardır. Bilgisayar çipleri, cep telefonları, lazerler, LED lambalar, MRI cihazları, güneş panelleri, radar sistemleri, yapay zekâ işlemcileri ve geleceğin kuantum bilgisayarları bilimdeki bilgi birikiminin ürünüdür. BU BİLGİ BİRİKİMİNİN BUGÜNKÜ ÜRÜNÜ OLAN KUANTUM KONUSU, ARTIK YALNIZCA BİLİM İNSANLARININ KONUŞTUĞU BİR TEORİ DEĞİL, GELECEĞİN DÜNYASINI BELİRLEYECEK EN ÖNEMLİ ALANLARDAN
