FOTOĞRAFÇI ALİ AMCAM VE KAYBOLMAMASI GEREKEN TAŞOVA HAFIZASI

İsmail Erdal

22-04-2026 10:09

FOTOĞRAFÇI ALİ AMCAM VE KAYBOLMAMASI GEREKEN TAŞOVA HAFIZASI

Bazı insanlar vardır; yaşadıkları dönemin sadece tanığı olmazlar, o dönemi geleceğe taşıyan hafızası olurlar. Taşova’nın ilk fotoğrafçılarından olan Ali Erdem amcam da benim için böyle bir insandı. Taşova’da herkes onu “Fotoğrafçı Ali” diye tanırdı. O, babamın amcası Kaymakamın oğluydu. Ama onu ayrıcalıklı yapan, soyadı ya da ailesi değil; yaşadığı dönemi, insanları, sokakları, düğünleri, bayramları, acıları, sevinçleri, kısacası bir kasabanın bütün hayatını büyük bir sabırla fotoğraflamasıydı.

Ben çocukken onu hep omzunda ya da kolunda fotoğraf makinesiyle görürdüm. Üç ayaklı makinesini kurduğu zaman herkes heyecanlanırdı. O yıllarda fotoğraf çektirmek bugünkü gibi değildi. Bir fotoğraf bazen bir ömürlük hatıra olurdu. İnsanlar en güzel elbiselerini giyer, çocuklar uslu durmaya çalışır, büyükler ciddiyetle kameraya bakardı. Taşova’da, Erbaa’da, çevre köylerde o makinenin önüne geçmeyen çok az insan vardır.

Ali amcamın üç ayaklı makinesinin önünden sadece insanlar değil, bir dönemin hayatı geçti. O makineyle çekilen fotoğraflarda eski Taşova vardır. Henüz yolların bugünkü gibi olmadığı, dükkânların, sokakların, pazar yerlerinin farklı olduğu yıllar vardır. Taşova’nın kuruluşundan sonraki yılları, kasabanın büyümesini, değişmesini, insanların yüzlerini, kıyafetlerini, evlerini, düğünlerini, cenazelerini, bayramlarını, okul sıralarını, asker uğurlamalarını, köylerden gelen insanların umutlarını o deklanşörün içinde görmek mümkündür.

Ali amcam fotoğraf makinesini hiç yanından ayırmazdı. Yemek yerken bile makinesi yanında olurdu. Çünkü onun için fotoğrafçılık bir meslekten öteydi. O, gördüğü her kareyi belgelemek gerektiğine inanırdı. Bir gün değer kazanacağını, insanların geçmişlerini arayacağını belki de o günlerden biliyordu. Sokakta yürürken bir kalabalık görse, bir düğün olsa, bir resmi tören yapılsa, yeni bir bina açılsa, taşkın olsa, kar yağsa, çocuklar okul önünde toplansa… hemen makinesini çıkarırdı.

Bugün dönüp baktığımda anlıyorum ki Ali amcam yalnızca fotoğraf çekmiyordu; Taşova’nın hafızasını kuruyordu.

Ben onun karanlık odasında çok zaman geçirdim. O yılların çocukları bilir; fotoğrafın çekilmesi ayrı, basılması ayrı bir heyecandı. Karanlık odada kırmızı ışığın altında beklemek, su dolu kapların içinde yavaş yavaş ortaya çıkan siyah beyaz yüzlere bakmak bana büyü gibi gelirdi. Nice fotoğrafı birlikte bastık. Bir kâğıdın üzerinde yavaş yavaş bir insanın, bir sokağın, bir okulun, bir düğünün belirivermesi hâlâ gözümün önündedir.

Ali amcam bazen bana döner ve:

“Bir gün bu arşivi sana emanet edeceğim.”

derdi.

Belki çocuk olduğum için, belki de onun gözünde geçmişe sahip çıkacak biri olduğumu düşündüğü için böyle söylerdi. Ben de o sözleri büyük bir ciddiyetle dinlerdim. Çünkü o arşivin sıradan bir fotoğraf yığını olmadığını biliyordum. O arşiv, Taşova’nın belleğiydi.

Sonra hayat bizi başka yerlere savurdu. Ben görev gereği Amasya’dan ayrıldım. Uzun yıllar Urfa’da, başka şehirlerde görev yaptım. Daha sonra emekli olup Muğla’ya yerleştim. Taşova’ya eskisi kadar gidemedim. Ama insanın çocukluğu nereye aitse, hayalleri de orada kalıyor. Benim çocukluğum da, hayallerim de, özlemim de Taşova’da kaldı.

Ali amcam ışıklara yürüdü. Ondan sonra arşivin, Erbaa’da “Fonofon” diye tanınan oğlu Nurettin’e kaldığını duydum. Nurettin’i de tanırdım. O da yıllarca bu arşive sahip çıkmıştı. Fakat o da ışıklara yürüdü. Daha sonra sordurdum. “Arşiv nerede?” diye araştırdım. Bana, arşivin Erbaa Belediyesi’ne verildiği söylendi.

Eğer doğruysa, bu çok önemli bir meseledir. Çünkü o arşiv yalnızca birkaç aile albümünden ibaret değildir. O arşiv, Taşova’nın ve Erbaa’nın tarihidir. Belki içinde artık var olmayan sokaklar vardır. Yıkılmış evler, kaybolmuş dükkânlar, artık yaşamayan insanlar, unutulmuş gelenekler, eski bayramlar, eski düğünler, eski kıyafetler, taşınmış ya da yok olmuş mahalleler vardır.

Belki de Taşova’nın kuruluş yıllarına ait, bugün başka yerde bulunamayacak fotoğraflar o kutuların içinde bekliyordur. Belki Erbaa’nın depremden sonraki hâli vardır. Belki eski köprüler, istasyonlar, okul binaları, köyler, çarşılar, resmi törenler, Cumhuriyet Bayramları, öğretmenler, öğrenciler, gelinler, damatlar vardır.

BİR KASABANIN TARİHİ SADECE RESMÎ BELGELERDE YAZMAZ. BAZEN EN DOĞRU TARİH, ESKİ BİR FOTOĞRAFIN İÇİNDE SAKLIDIR.

Bir çocuğun yalınayak sokakta yürüyüşü… Bir köylünün pazara gelişindeki yüz ifadesi… Bir düğünde utana sıkıla objektife bakan genç kız… Bir okul önünde sıraya girmiş öğrenciler… Bütün bunlar bir dönemin yaşayan tarihidir.

Bugün birçok şehir geçmişine sahip çıkmak için eski fotoğrafları topluyor, dijital ortama aktarıyor, sergiler açıyor, kitaplar yayımlıyor. Taşova’nın da buna ihtiyacı var. Çünkü geçmişine sahip çıkmayan toplumlar, bir süre sonra kendi hikâyelerini de kaybeder.

Bu nedenle buradan açık bir çağrı yapmak istiyorum.

Eğer bu yazıyı Nurettin’in kızları okuyorsa, onlara sesleniyorum:

Lütfen bu arşive sahip çıkın.

Eğer fotoğraflar sizdeyse, saklı kalmasın. Eğer belediyeye verildiyse, peşine düşün. Kutuların içinde bekleyen o fotoğraflar yalnızca sizin ailenize ait değildir. O fotoğraflar Taşova’nın, Erbaa’nın, hepimizin ortak hafızasıdır.

Geliniz, bu fotoğrafları tek tek gün yüzüne çıkaralım. Tarayalım, koruyalım, isimlerini yazalım, kim olduklarını bilenler anlatsın. Hangi sokak, hangi düğün, hangi okul, hangi yıl… Hepsini tek tek kayda geçirelim.

Belki o zaman çocukluğumuzun sokaklarını yeniden görürüz.

Belki artık yaşamayan büyüklerimizin yüzüne yeniden bakarız.

Belki Taşova’nın kuruluşunu, Erbaa’nın depremini, kasabaların değişimini o fotoğrafların içinden yeniden okuruz.

Ben bugün Muğla’da yaşıyorum. Yıllardır memleketimden uzağım. Ama insan memleketinden uzaklaşsa da içindeki özlem uzaklaşmıyor. Benim içimde hâlâ Taşova’nın sokakları, çocukluğumun sesleri, Ali amcamın karanlık odası ve kırmızı ışığın altında yavaş yavaş ortaya çıkan o fotoğraflar var.

Ali amcam artık aramızda değil. Nurettin de değil. Ama onların bıraktığı emanet belki hâlâ bir yerde duruyor.

EĞER O ARŞİV BULUNUR VE KORUNURSA, SADECE FOTOĞRAFLAR DEĞİL; BİR KENTİN HAFIZASI KURTULMUŞ OLACAKTIR.

İsmail Erdal  21.04.2026 Muğla

1. NOT:

Yazımı okuyan Taşovalı Mustafa Uykun bey, bana çok önemli bir bilgi ulaştırdı. Fotoğrafçı Ali Erdem amcamın ve oğlu “Fonofon” Nurettin Erdem’in yıllarca büyük emekle oluşturduğu arşivin, bugün Erbaa lı olup İzmir’de yaşayan Foto Bedir Kocaoğlu nda  olduğunu  ve bu arşivin Taşova’ya kazandırılması için bazı girişimlerde bulunulduğunu söyledi.

Bu haberi büyük bir heyecan ve umutla öğrendim.

Çünkü ben yıllardır şuna inanıyorum: O sandıkların, kutuların, zarfların içinde yalnızca eski fotoğraflar yok. Orada Taşova’nın ilk yılları var. Erbaa’nın depremden sonraki hâli var. Gürsu, Kale, Çalkaya ve nice köyün artık unutulmuş yüzleri var. Yıkılmış evler, eski sokaklar, okul önlerinde sıraya girmiş çocuklar, bayramlar, düğünler, asker uğurlamaları, yaylalar, pazar yerleri, Cumhuriyet törenleri ve bugün aramızda olmayan nice insanın yüzü var.

EĞER BU ARŞİV GÜN YÜZÜNE ÇIKARILIRSA, TAŞOVA VE ERBAA’NIN KURULUŞ BELGELERİ ORTAYA ÇIKACAKTIR.

Bir kentin tarihi yalnızca kitaplarda, tapu kayıtlarında ya da resmi evraklarda yaşamaz. Bazen en gerçek tarih, sararmış bir fotoğrafın içinde saklıdır. Bir çocuğun yüzünde, bir evin önünde, bir düğünün ortasında, bir köy yolunda…

Bu nedenle buradan açık bir çağrı yapmak istiyorum:

Başta Foto Bedir Koca olmak üzere, bu arşivin nerede olduğunu bilen, elinde bulunan ya da korunmasına katkı sunabilecek herkese sesleniyorum:

Gelin, bu arşivi birlikte gün yüzüne çıkaralım.

Fotoğrafları koruyalım, tarayalım, dijital ortama aktaralım. Kimlerin olduğu, hangi yıl çekildiği, hangi köye, hangi olaya ait olduğu tek tek yazılsın. Taşova Belediyesi, Erbaa Belediyesi, yerel tarihçiler, öğretmenler, gazeteciler ve bu topraklarda doğmuş herkes el ele versin.

Çünkü bu arşiv yalnızca bir aileye ait değildir.

BU ARŞİV, TAŞOVA’NIN VE ERBAA’NIN ORTAK HAFIZASIDIR.

Eğer bugün sahip çıkmazsak, yarın geri getiremeyeceğimiz bir tarih elimizden kayıp gidecek.

Ama sahip çıkarsak, çocuklarımız ve torunlarımız bir gün o fotoğraflara bakıp:

“İşte bizim kasabamızın, bizim köyümüzün, bizim insanlarımızın hikâyesi…” diyebileceklerdir.

Ben buna yürekten inanıyorum.

2. NOT:

Hulusi Durupınar Bey’in yorumundan, merhum Nurettin Erdem’in Erbaa için hazırladığı “İlk Aşkım Erbaa” adlı çok değerli bir albüm ve belgesel çalışma bulunduğunu öğrendim. Doğrusu böyle bir eserden bugüne kadar haberim olmamıştı.

Erbaa’nın eski fotoğraflarını, ailelerini, sokaklarını, dükkânlarını, yaşanmışlıklarını ve hafızasını bir araya getiren bu çalışma, yalnızca Erbaa için değil, bütün yöremiz için önemli bir örnektir.

Benzer bir çalışmanın Taşova için de yapılmasının çok değerli olacağını düşünüyorum. Özellikle Ali Erdem, Nurettin Erdem ve Fotofon arşivlerinde bulunan fotoğraflar, Taşova’nın geçmişine ışık tutacak niteliktedir. Bu arşivler gün yüzüne çıkarılabilirse, Taşova’nın eski mahalleleri, insanları, düğünleri, dükkânları, okulları, bayramları ve artık kaybolmuş nice hatırası gelecek kuşaklara aktarılabilir.

Belki bir gün “İlk Aşkım Taşova” adıyla benzer bir albüm hazırlanır; böylece Taşova’nın belleği de unutulmaktan kurtulur.

İsmail Erdal

Advert
DİĞER YAZILARI TAŞLANAN ECEVİT’TEN COŞKUYLA KARŞILANAN ÖZGÜR ÖZEL’E… 01-01-1970 02:00 BİR VEFA BORCU, BİR HATIRAYI YAŞATMA ÇABASI 01-01-1970 02:00 İKTİDAR RÜZGÂRINI KESENLERİ TARİH AFFETMEYECEKTİR 01-01-1970 02:00 SAMSUN’DA 19 MAYIS… 01-01-1970 02:00 RESİMDE KURDUM SENİN HAYALİNİ ANA 01-01-1970 02:00 HIDIRELLEZ: YENİDEN DOĞUŞUN SIRRI MI, YOKSA İNSANIN UNUTTUĞU GERÇEK Mİ? 01-01-1970 02:00 BOĞALI DAĞI’NA BAKINCA SADECE BİR DAĞ DEĞİL, BİR HAYAT GÖRÜRÜM 01-01-1970 02:00 TAŞOVA’DA TİCARETİN YÜKSELİŞİ: NAKLİYE, SİNEMA VE SANAYİ 01-01-1970 02:00 BİR VEFANIN SATIRLARI: YÜKSEL AİLESİNE ARMAĞANIM 01-01-1970 02:00 TAŞOVA’NIN HAFIZASINDA YAŞAYANLAR 01-01-1970 02:00 PERDENİN IŞIĞINDA, RADYONUN SESİNDE YAŞAYAN BİR TAŞOVA İNSANI: ÖMER CABA 01-01-1970 02:00 ÇOCUKLARIMIZI NEDEN KAYBEDİYORUZ; SUÇLU SADECE O ÇOCUK MU? 01-01-1970 02:00 KÖY ENSTİTÜLERİNİN KURULUŞ GÜNÜNDE 01-01-1970 02:00 ŞİDDETİ KAPIYA POLİS KOYARAK DEĞİL, TOPLUMU VE OKULU DEĞİŞTİREREK ÖNLERİZ 01-01-1970 02:00 ATATÜRK’E AÇIK MEKTUP 01-01-1970 02:00 17 Nisan, Köy Enstitülerinin kuruluş yıldönümü… 01-01-1970 02:00 HEMŞEHRİMİZ İRFAN SANCI IŞIKLARA YÜRÜDÜ 01-01-1970 02:00 TÜRKİYE’NİN ÖNÜNDEKİ BÜYÜK SINAV 01-01-1970 02:00 KÖY ENSTİTÜLERİNİ KİM KAPATTI DEĞİL, NEDEN KAPATTILAR? 01-01-1970 02:00 İNSAN, HAYAT VE TOPLUM: AKLIN IŞIĞINDA BİR YOLCULUK 01-01-1970 02:00 ZAMANIN BASAMAKLARINDA KALAN YÜZLER 01-01-1970 02:00 Bugün Dilediğim 01-01-1970 02:00 GÜNEŞİN DOĞDUĞU ÜLKEDE BİR CAMİ VE BİR SORGULAMA 01-01-1970 02:00 16 MART – ÖĞRETMEN OKULLARININ IŞIĞI 01-01-1970 02:00 BİR ÇAĞIN TANIKLIĞIYDI: İLBER ORTAYLI’YA VEDA 01-01-1970 02:00 ASLAN’IN SAVAŞI PARS’A, HESABI EJDERHA’YA 01-01-1970 02:00 KADIN VARSA HAYAT VARDIR 01-01-1970 02:00 AHMET GÖKREM’E VEDA 01-01-1970 02:00 İRAN’A SALDIRI: HEDEF GÜVENLİK DEĞİL, ENERJİ VE GÜÇ 01-01-1970 02:00 SANDIKLARDA SAKLANAN EMEK: BİR ÖRTÜDEN DAHA FAZLASI 01-01-1970 02:00 SEVGİ BİR GÜNE SIĞMAZ 01-01-1970 02:00 “Mesele Baş Değil, Beyindir” 01-01-1970 02:00 DÜNYAYI GERİ ALIYORUZ 01-01-1970 02:00 BORABAY GÖLÜ DONUNCA 01-01-1970 02:00 BİR DÜNYAYI NASIL YEDİK 01-01-1970 02:00 BİR AYDINLANMA VE DİRENİŞ HAYATI 01-01-1970 02:00 TAŞOVA DA EĞLENCEDE SÖYLENMEYEN TÜRKÜLER HATİPOĞLU 01-01-1970 02:00 SESLE YAZILAN HABERLER 01-01-1970 02:00 ATEŞE BASAN AYAKLAR, AYNI RİTİMDE ATAN YÜREKLER 01-01-1970 02:00 2025’ten 2026’ya: Bir Temenni Değil, Bir Talep 01-01-1970 02:00 AMASYADA ASKER SEVKİYATI 01-01-1970 02:00 KÖY ENSTİTÜLERİ: YARIM BIRAKILAN AYDINLANMA 01-01-1970 02:00 AVUSTRALYA: YOK SAYILARAK YOK EDİLEN BİR HALK 01-01-1970 02:00 HİNDİSTAN VE GÜNEY ASYA: AÇLIKLA TERBİYE EDİLEN UYGARLIKLAR 01-01-1970 02:00 AFRİKA: İNSANLIĞIN METAYA DÖNÜŞTÜRÜLDÜĞÜ KITA BÖLÜM 4 01-01-1970 02:00 AMERİKA YERLİLERİ: DOĞAYLA BARIŞIK BİR YAŞAM NASIL YOK EDİLDİ? BÖLÜM 3 01-01-1970 02:00 BOŞ TOPRAK MASALI VE AVRUPA KİPRİ BÖLÜM 2 01-01-1970 02:00 “Keşif” Denilen Büyük Yalan- BÖLÜM 1 01-01-1970 02:00 BİR YAZI DİZİSİ DUYURUSU “Keşif Değil, Sömürü” 01-01-1970 02:00 İYİLİK PERDESİ ALTINDA DÖNEN OYUNLAR 01-01-1970 02:00 TÜRKÇE İSİM REHBERİ 01-01-1970 02:00 24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ: 01-01-1970 02:00 NECDET CANİK’E AÇIK MEKTUP 01-01-1970 02:00 TAŞOVA GENÇLERİ VE KAYIP BİR BAHAR 01-01-1970 02:00 GİDENLER DÖNMEDİ… 01-01-1970 02:00 TADI KAÇAN DÜNYA 01-01-1970 02:00 "Karanlığın İçinden Aydınlığa: 2026’ya Girerken Nasıl Bir Dünya İstiyoruz?" 01-01-1970 02:00 KIRIK ÇÖMLEKLERDE YAZILI DEMOKRASİ 01-01-1970 02:00 ATATÜRK ÖLMEDİ, AKLINDA VE ONURUNDA YAŞAYANLARDA YAŞIYOR 01-01-1970 02:00 SUYUN AKIŞI KİMİN TARAFINDA? 01-01-1970 02:00 “Unutulan Kanatlar ve Susturulan Fabrikalar” 01-01-1970 02:00 “Dillerin Doğuşu, Yazının Doğuşu ve Sessizliğe Gömülen Sözler” 01-01-1970 02:00 CUMHURİYET: AKLIN VE KÜLTÜRÜN ZAFERİ 01-01-1970 02:00 BİR SOFRA DÜŞÜ: İNSANLIĞIN KOPAN HALKASI 01-01-1970 02:00 Geleceğimizi Satıyoruz 01-01-1970 02:00 KANLA YAZILAN TAHT 01-01-1970 02:00 “Taşova, Halkının Doktoru “Derman Bey”i Uğurluyor” 01-01-1970 02:00 CUMHURİYET: YENİDEN DOĞUŞUN ADI 01-01-1970 02:00 TELEVİZYON DİZİLERİ: EĞLENCE Mİ, GİZLİ SENARYO MU? 01-01-1970 02:00 “Atatürk’ün Kapalı Gözleri” 01-01-1970 02:00 TÜRKÇEMİZ, DİL BAYRAMINIZ 01-01-1970 02:00 Ahilik ve Bizim Yolumuz 01-01-1970 02:00 Delegeden Üyeye: 01-01-1970 02:00 “Destek Çayı’nın Çağlayan Hatıraları” 01-01-1970 02:00 Bir Gülümseme, Bir El Sıkış 01-01-1970 02:00 “Mustafa Alpat Öğretmen’e Veda” 01-01-1970 02:00 “Bu Dünyada Cenneti Yaratalım” 01-01-1970 02:00 Türk Töresinde Kadın Özgürdür! 01-01-1970 02:00 30 Ağustos: Ulusun Kaderini Değiştiren Zafer 01-01-1970 02:00 Zorunlu İstikamet: İmam Hatip 01-01-1970 02:00 Suyun, Yolların ve Umudun Başkanı Kadir Torun 01-01-1970 02:00 “Kervanı Bırakıf Padişah Çadırına Giden” 01-01-1970 02:00 DEMOKRASİ KAHRAMANI FAZLI KURU 01-01-1970 02:00 “Dağın Sessiz Çığlığı – Bir Vicdan Manifestosu” 01-01-1970 02:00 KELİKÇİ ZİYA – TAŞOVA’NIN AYAK İZLERİNDE BİR ÖMÜR 01-01-1970 02:00 Yemişenbükü Köyü 01-01-1970 02:00 "NACI EREN: İnançtan Bilince, 01-01-1970 02:00 Yüreği Halkla Atan Bir Ömür 01-01-1970 02:00 “Muhtar Koca Fatma’nın Gölgesinde Yükselen Taşova. Bir Kadının İzinde Kurulan İlçe” 01-01-1970 02:00 “Derman Bey Osman Gürer: Taşova’nın Vicdanı, Halkın Doktoru”” 01-01-1970 02:00 Arif Meşhur’u Anarken: 01-01-1970 02:00 İyilik, Bazen Sessiz Kalmamaktır 01-01-1970 02:00 24 Temmuz Lozan: Türkiye Tapusudur, Kutlu Olsun! 01-01-1970 02:00 Kimlik Üzerinden Siyaset 01-01-1970 02:00 “Sağılır İneği Kestik, Gözümüz Aydın!” 01-01-1970 02:00 ŞAŞIP KALIYORUM! 01-01-1970 02:00 “Mermer Tozundan Çimento Olmaz!” 01-01-1970 02:00 “Madımak’tan Bana Ne Diyenlere…” 01-01-1970 02:00 YOĞURDUN GERİ DÖNÜŞÜMÜ OLMAZ 01-01-1970 02:00 LASTİK GİBİ UZUYAN YALANLAR: 01-01-1970 02:00 ASİTTEN TOPRAĞA KURŞUNDAN CİĞERE 01-01-1970 02:00 ZEHRİN RENGİ YOK 01-01-1970 02:00 12 Haziran 2025 Amasya’nın Tarih Yazdığı Gün 01-01-1970 02:00 "Bir Işık Gibi Geçti Bu Topraktan: Osman Bolulu’yu Anmak" 01-01-1970 02:00 Boğalı Dağı’nda Sessiz Çığlık 01-01-1970 02:00 "Bu Dünya Kâr Uğruna Katlediliyor!" 01-01-1970 02:00 “Tarık Ziya Ekinci ve Kürt Sorunu Raporu Üzerine Gözlemlerim” 01-01-1970 02:00 “19 Mayıs… Gençliğin Bayramı, Cumhuriyet’in Umudu” 01-01-1970 02:00 ANA DEDİĞİM TOPRAKTIR, KADIN DEDİĞİN GELECEKTİR 01-01-1970 02:00 YEŞEREN UMUTLAR, DARAĞACINDA SOLMAYAN ÜÇ FİDAN 01-01-1970 02:00 EGE’NİN KIYILARI BİZİM, AMA BİZ ARTIK ORADA YOKUZ 01-01-1970 02:00 “Çobansız Dağlar, Açlığa Giden Yoldur” 01-01-1970 02:00 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Kutlu Olsun! 01-01-1970 02:00 Urfa’da Göçer Öğretmenlerle Bir Zaman 01-01-1970 02:00 ÇARIKLA GEÇEN YILLAR: 01-01-1970 02:00 “Veda Değil Saygı Duruşu: Volkan Konak Gibi Yaşamak!” 01-01-1970 02:00 “Yıkılmış Sistemden Doğan Bilinç: 01-01-1970 02:00 “Atatürk Tek Adam mıydı?” 01-01-1970 02:00 GÜNEŞLE GELEN, ATEŞTEN DOĞAN BARIŞ 01-01-1970 02:00 “Kendi Geleceğini Yok Eden İşçilere Açık Mektup” 01-01-1970 02:00 8 Mart, Bir Kutlama Günü Değil 01-01-1970 02:00 Yıldızlar Yoldaşın Olsun Edip Akbayram 01-01-1970 02:00 “Eğitim ve Edebiyatın Sessiz Kahramanı: Dursun Sever” 01-01-1970 02:00 “Sevgi Bir Güne Sığmaz” 01-01-1970 02:00 DEPREM VE GERÇEKLER: JAPONYA VE TÜRKİYE KARŞILAŞTIRMASI 01-01-1970 02:00 “Deprem: Doğanın Değil, Mühendisliğin İmtihanı” 01-01-1970 02:00 Kadın: Hayatın Ta Kendisi 01-01-1970 02:00 Bir Köyün Uyanışı 01-01-1970 02:00 47 Yıl Önce İnşa Edilen Binanın Sorumluluğu 01-01-1970 02:00 1950-1970 Yılları Arasında Taşova Perşembe Pazarı 01-01-1970 02:00 Köy Enstitüsü Öğrencilerinin Yolculuğu 01-01-1970 02:00 Gürsu Köyü’nün Ulu Çınarı ve Hayat Veren Suyu” 01-01-1970 02:00 “Sarı Öküz’ü Verdiğimiz Gün Kaybettik 01-01-1970 02:00 “Emeklilik: Onurlu Bir Yaşam mı, Sessiz Bir Terk Ediliş mi?” 01-01-1970 02:00 “Mezhep Savaşları ve İnsanlık Dramı: 01-01-1970 02:00 Salih Korkmaz ile Geçmişe Yolculuk 01-01-1970 02:00 Nardugan Bayramı 01-01-1970 02:00 “Erbaa Depremi: Bir Milletin Hafızası ve Geleceği İçin Bir Uyarı” 01-01-1970 02:00 Ortadoğu’da Çatışmanın Maskeleri 01-01-1970 02:00 “Kadın Hakları ve Gelecek: Kölelik mi, Özgürlük mü?” 01-01-1970 02:00 Cumhuriyetle Hesaplaşmanın Şifresi 01-01-1970 02:00 ZANA DERESİ - ROMA HAMAMI 01-01-1970 02:00