ATEŞE BASAN AYAKLAR, AYNI RİTİMDE ATAN YÜREKLER

İsmail Erdal

05-01-2026 10:59

Çocukluğumda düğünlerde en hoşuma giden oyun, iki kişinin karşılıklı, zurnanın kıvrak sesiyle davulun tok ve hareketli ritmi altında oynadığı Simsim’di. Akşam çökerken düğün yerinin ortasına büyük bir ateş yakılırdı. O ateş yalnızca geceyi aydınlatmazdı; yüzleri, bakışları, niyetleri de görünür kılardı. Eşler ateşin etrafında döner, karşılıklı oynar, sonra çekilir; yerini başka iki kişilik bir ekibe bırakırdı. Zurnanın sesi göğe yükselirken, davulun vuruşu toprağı uyandırırdı. O anlarda oyun sadece oyun değildi; köyün kalbi atardı.

Bugün dönüp baktığımda görüyorum ki Amasya–Taşova–Suluova hattında Simsim, geçmişten bugüne taşınmış sıradan bir eğlence değil; yaşayan bir kültür hafızasıdır. Hele Taşova’da düğünlerin baş oyunu gibi yerini alması, kendiliğinden olmuş bir şey değildir. İnsanlar kalabalıkta kaybolan oyunlardan önce, iki kişinin ortada kaldığı, bakışların konuştuğu, bedenin söze dönüştüğü bu oyunu seçmektedir. Özellikle Simsim eşler arasında oynanmaya başladığında, oyunun anlamı derinleşmiş, dili değişmiş, ruhu genişlemiştir.

Simsim’in iki kişilik oluşu tesadüf değildir. Bu coğrafyada düğün, bireyin kalabalıkta silindiği değil; tam tersine kendini gösterdiği, tanıttığı, sınandığı bir meydandır. Kalabalık oyunlar topluluğu anlatır; Simsim ise insanı anlatır. İki kişi karşı karşıya durduğunda, ortada bir söz doğar. Ama bu söz dille değil, bedenle söylenir. Ben Simsim’i hep böyle gördüm: iki kişinin, ritimle konuştuğu bir halk dili. Eskiden bu dilin içinde güç, denge, çeviklik vardı. Gençler kendini ölçer, “ben de varım” derdi. Bu, kültürün bir dönemine ait sahici bir gerçeklikti. Ama zamanla hayat değiştikçe, Simsim de hayatın ritmine uydu; içine sevgi ve uyum da aldı.

Çocukluğumda yakılan o büyük ateş, düğünün sadece ışığı değildi. Ateş; birlikti, toplanmaydı, kışa karşı dayanışmaydı, arınmaydı. Eşlerin ateşin etrafında karşılıklı oynaması, aslında hayatın etrafında birlikte dönmenin simgesiydi. Ateşin çevresinde herkes ısınırdı ama ortada oynayan iki kişi, o ısının içinde kendi hikâyesini anlatırdı. Sonra çekilir, yerini başkasına bırakırdı. Tıpkı hayat sahnesinde kuşakların birbirine yer açması gibi.

Simsim’i etkileyici kılan şey süs değil, anlamdır. Oynayan ayağını boşuna kaldırmaz. Davulun tok sesiyle birlikte yere vurulan ayak, sadece ritim tutmaz; “buradayım” der. Toprağa sağlam basmak, bu coğrafyada var olmanın ifadesidir. Adımlar uzun uzun atılmaz; kısa, seri ve kontrollüdür. Çünkü hayat ani değişir; insan da her an hazır olmalıdır. Dönüşler, yarım daireler, karşıdakine yaklaşırken sınırı bilmek demektir. Simsim’de kimse kimseye değmez; çünkü bu oyun edep üzerine kuruludur. Çömelip kalkmalar bana hep şunu düşündürmüştür: insan bazen eğilir ama yıkılmaz. Toprağa yaklaşır ama ayağa kalkmayı bilir. Zurna ise bu oyunda bir anlatıcıdır. Zurna kıvrıldıkça ayak da kıvrılır; beden müziği takip etmez, müziği anlar.

Eskiden Simsim daha çok erkeklerin oynadığı bir oyundu. Güç, dayanıklılık, çeviklik ön plandaydı. Bugün ise çok kıymetli bir dönüşüm yaşanıyor. Kadın Simsim oynadığında oyunun sert çizgisi yumuşuyor ama zayıflamıyor; aksine anlam zenginleşiyor. Ayağın vuruşunda bile bir incelik, bir akıl, bir ölçü hissediliyor. Asıl dönüşüm ise eşlerin karşılıklı oynadığı anda ortaya çıkıyor. O zaman Simsim bir güç gösterisi olmaktan çıkıyor, bir sevgi gösterisine dönüşüyor. Meydan okuma yerini uyuma bırakıyor. “Ben senden üstünüm” değil, “biz aynı ritimdeyiz” diyen bir dile kavuşuyor. Eşlerin birbirine bakarak, söz kullanmadan anlaştığını görmek, bana göre bir düğünün en sahici anıdır. Bu, düğünde atılan en kıymetli imza gibidir.

Bugün Taşova’da Simsim’in baş oyun olarak yerini alması, halkın kendi kimliğine sarılma ihtiyacındandır. Modern müzikler, hızlı tüketilen eğlenceler gelir geçer; ama Simsim kalır. Çünkü köklüdür. Çünkü insana bakar. Çünkü artık yalnızca gençlerin değil; eşlerin, ailelerin, kadınların da sahiplendiği bir düğün dili haline gelmiştir. Bu sahiplenme, oyunun geleceğini de kurtarmaktadır.

Bir emekli eğitimci olarak şunu çok net söylüyorum: Kültür kendiliğinden yaşamaz. Yaşatılmazsa silinir, korunmazsa unutulur. Simsim gibi yerel oyunlar için belediyelerin atacağı adımlar hayati önemdedir. Kadın-erkek birlikte halk oyunu ekipleri kurulmalı, düğün sezonu öncesi Simsim atölyeleri açılmalı, ilçe festivallerinde zurna-davul eşliğinde Simsim geceleri düzenlenmeli, okullarda yerel kültür kulüplerine destek verilmeli, yaşlı ustalarla gençler buluşturulmalı ve Amasya–Taşova–Suluova hattını kapsayan bir yerel oyunlar belgeseli çekilmelidir. Çünkü yarın bu oyunu aradığımızda, oynayan kalmayabilir.

Benim için Simsim bir düğün oyunu değildir sadece. Zurnanın kıvraklığında, davulun tok sesinde, ateşin etrafında dönen iki insanın hikâyesidir. Dün gençliğin kendini ölçtüğü bir dildi; bugün eşlerin birbirini anladığı bir dile de dönüşmüştür. Bu toprakların kendini anlatma biçimidir Simsim. Ve bu anlatı yaşamalıdır.

İsmail Erdal

Emekli Eğitimci

NOT: Amasya yöresinde oynanan Simsim oyunu, yalnızca bir düğün eğlencesi değil, kökleri Orta Asya’ya uzanan kadim bir kültürel belleğin bugüne taşınmış hâlidir. İki kişinin karşılıklı, ateşin etrafında dönerek oynadığı bu oyun; Orta Asya şaman kültüründe ateşin arındırıcı gücü, karşılaşma ve denge anlayışıyla benzeşir. Ateş, kötü ruhlardan arınmayı; karşılıklı duruş ise doğayla ve insanla kurulan saygılı ilişkiyi simgeler. Davulun ritmi ve zurnanın kıvrak sesiyle beden dile gelir, sözsüz bir anlatım başlar. Simsim, bu yönüyle hem geçmişin inanç izlerini hem de Anadolu insanının kolektif hafızasını taşıyan canlı bir kültür mirasıdır.
Video İzle

Video İzle

Advert
DİĞER YAZILARI TAŞLANAN ECEVİT’TEN COŞKUYLA KARŞILANAN ÖZGÜR ÖZEL’E… 01-01-1970 02:00 BİR VEFA BORCU, BİR HATIRAYI YAŞATMA ÇABASI 01-01-1970 02:00 İKTİDAR RÜZGÂRINI KESENLERİ TARİH AFFETMEYECEKTİR 01-01-1970 02:00 SAMSUN’DA 19 MAYIS… 01-01-1970 02:00 RESİMDE KURDUM SENİN HAYALİNİ ANA 01-01-1970 02:00 HIDIRELLEZ: YENİDEN DOĞUŞUN SIRRI MI, YOKSA İNSANIN UNUTTUĞU GERÇEK Mİ? 01-01-1970 02:00 BOĞALI DAĞI’NA BAKINCA SADECE BİR DAĞ DEĞİL, BİR HAYAT GÖRÜRÜM 01-01-1970 02:00 TAŞOVA’DA TİCARETİN YÜKSELİŞİ: NAKLİYE, SİNEMA VE SANAYİ 01-01-1970 02:00 BİR VEFANIN SATIRLARI: YÜKSEL AİLESİNE ARMAĞANIM 01-01-1970 02:00 TAŞOVA’NIN HAFIZASINDA YAŞAYANLAR 01-01-1970 02:00 PERDENİN IŞIĞINDA, RADYONUN SESİNDE YAŞAYAN BİR TAŞOVA İNSANI: ÖMER CABA 01-01-1970 02:00 FOTOĞRAFÇI ALİ AMCAM VE KAYBOLMAMASI GEREKEN TAŞOVA HAFIZASI 01-01-1970 02:00 ÇOCUKLARIMIZI NEDEN KAYBEDİYORUZ; SUÇLU SADECE O ÇOCUK MU? 01-01-1970 02:00 KÖY ENSTİTÜLERİNİN KURULUŞ GÜNÜNDE 01-01-1970 02:00 ŞİDDETİ KAPIYA POLİS KOYARAK DEĞİL, TOPLUMU VE OKULU DEĞİŞTİREREK ÖNLERİZ 01-01-1970 02:00 ATATÜRK’E AÇIK MEKTUP 01-01-1970 02:00 17 Nisan, Köy Enstitülerinin kuruluş yıldönümü… 01-01-1970 02:00 HEMŞEHRİMİZ İRFAN SANCI IŞIKLARA YÜRÜDÜ 01-01-1970 02:00 TÜRKİYE’NİN ÖNÜNDEKİ BÜYÜK SINAV 01-01-1970 02:00 KÖY ENSTİTÜLERİNİ KİM KAPATTI DEĞİL, NEDEN KAPATTILAR? 01-01-1970 02:00 İNSAN, HAYAT VE TOPLUM: AKLIN IŞIĞINDA BİR YOLCULUK 01-01-1970 02:00 ZAMANIN BASAMAKLARINDA KALAN YÜZLER 01-01-1970 02:00 Bugün Dilediğim 01-01-1970 02:00 GÜNEŞİN DOĞDUĞU ÜLKEDE BİR CAMİ VE BİR SORGULAMA 01-01-1970 02:00 16 MART – ÖĞRETMEN OKULLARININ IŞIĞI 01-01-1970 02:00 BİR ÇAĞIN TANIKLIĞIYDI: İLBER ORTAYLI’YA VEDA 01-01-1970 02:00 ASLAN’IN SAVAŞI PARS’A, HESABI EJDERHA’YA 01-01-1970 02:00 KADIN VARSA HAYAT VARDIR 01-01-1970 02:00 AHMET GÖKREM’E VEDA 01-01-1970 02:00 İRAN’A SALDIRI: HEDEF GÜVENLİK DEĞİL, ENERJİ VE GÜÇ 01-01-1970 02:00 SANDIKLARDA SAKLANAN EMEK: BİR ÖRTÜDEN DAHA FAZLASI 01-01-1970 02:00 SEVGİ BİR GÜNE SIĞMAZ 01-01-1970 02:00 “Mesele Baş Değil, Beyindir” 01-01-1970 02:00 DÜNYAYI GERİ ALIYORUZ 01-01-1970 02:00 BORABAY GÖLÜ DONUNCA 01-01-1970 02:00 BİR DÜNYAYI NASIL YEDİK 01-01-1970 02:00 BİR AYDINLANMA VE DİRENİŞ HAYATI 01-01-1970 02:00 TAŞOVA DA EĞLENCEDE SÖYLENMEYEN TÜRKÜLER HATİPOĞLU 01-01-1970 02:00 SESLE YAZILAN HABERLER 01-01-1970 02:00 2025’ten 2026’ya: Bir Temenni Değil, Bir Talep 01-01-1970 02:00 AMASYADA ASKER SEVKİYATI 01-01-1970 02:00 KÖY ENSTİTÜLERİ: YARIM BIRAKILAN AYDINLANMA 01-01-1970 02:00 AVUSTRALYA: YOK SAYILARAK YOK EDİLEN BİR HALK 01-01-1970 02:00 HİNDİSTAN VE GÜNEY ASYA: AÇLIKLA TERBİYE EDİLEN UYGARLIKLAR 01-01-1970 02:00 AFRİKA: İNSANLIĞIN METAYA DÖNÜŞTÜRÜLDÜĞÜ KITA BÖLÜM 4 01-01-1970 02:00 AMERİKA YERLİLERİ: DOĞAYLA BARIŞIK BİR YAŞAM NASIL YOK EDİLDİ? BÖLÜM 3 01-01-1970 02:00 BOŞ TOPRAK MASALI VE AVRUPA KİPRİ BÖLÜM 2 01-01-1970 02:00 “Keşif” Denilen Büyük Yalan- BÖLÜM 1 01-01-1970 02:00 BİR YAZI DİZİSİ DUYURUSU “Keşif Değil, Sömürü” 01-01-1970 02:00 İYİLİK PERDESİ ALTINDA DÖNEN OYUNLAR 01-01-1970 02:00 TÜRKÇE İSİM REHBERİ 01-01-1970 02:00 24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ: 01-01-1970 02:00 NECDET CANİK’E AÇIK MEKTUP 01-01-1970 02:00 TAŞOVA GENÇLERİ VE KAYIP BİR BAHAR 01-01-1970 02:00 GİDENLER DÖNMEDİ… 01-01-1970 02:00 TADI KAÇAN DÜNYA 01-01-1970 02:00 "Karanlığın İçinden Aydınlığa: 2026’ya Girerken Nasıl Bir Dünya İstiyoruz?" 01-01-1970 02:00 KIRIK ÇÖMLEKLERDE YAZILI DEMOKRASİ 01-01-1970 02:00 ATATÜRK ÖLMEDİ, AKLINDA VE ONURUNDA YAŞAYANLARDA YAŞIYOR 01-01-1970 02:00 SUYUN AKIŞI KİMİN TARAFINDA? 01-01-1970 02:00 “Unutulan Kanatlar ve Susturulan Fabrikalar” 01-01-1970 02:00 “Dillerin Doğuşu, Yazının Doğuşu ve Sessizliğe Gömülen Sözler” 01-01-1970 02:00 CUMHURİYET: AKLIN VE KÜLTÜRÜN ZAFERİ 01-01-1970 02:00 BİR SOFRA DÜŞÜ: İNSANLIĞIN KOPAN HALKASI 01-01-1970 02:00 Geleceğimizi Satıyoruz 01-01-1970 02:00 KANLA YAZILAN TAHT 01-01-1970 02:00 “Taşova, Halkının Doktoru “Derman Bey”i Uğurluyor” 01-01-1970 02:00 CUMHURİYET: YENİDEN DOĞUŞUN ADI 01-01-1970 02:00 TELEVİZYON DİZİLERİ: EĞLENCE Mİ, GİZLİ SENARYO MU? 01-01-1970 02:00 “Atatürk’ün Kapalı Gözleri” 01-01-1970 02:00 TÜRKÇEMİZ, DİL BAYRAMINIZ 01-01-1970 02:00 Ahilik ve Bizim Yolumuz 01-01-1970 02:00 Delegeden Üyeye: 01-01-1970 02:00 “Destek Çayı’nın Çağlayan Hatıraları” 01-01-1970 02:00 Bir Gülümseme, Bir El Sıkış 01-01-1970 02:00 “Mustafa Alpat Öğretmen’e Veda” 01-01-1970 02:00 “Bu Dünyada Cenneti Yaratalım” 01-01-1970 02:00 Türk Töresinde Kadın Özgürdür! 01-01-1970 02:00 30 Ağustos: Ulusun Kaderini Değiştiren Zafer 01-01-1970 02:00 Zorunlu İstikamet: İmam Hatip 01-01-1970 02:00 Suyun, Yolların ve Umudun Başkanı Kadir Torun 01-01-1970 02:00 “Kervanı Bırakıf Padişah Çadırına Giden” 01-01-1970 02:00 DEMOKRASİ KAHRAMANI FAZLI KURU 01-01-1970 02:00 “Dağın Sessiz Çığlığı – Bir Vicdan Manifestosu” 01-01-1970 02:00 KELİKÇİ ZİYA – TAŞOVA’NIN AYAK İZLERİNDE BİR ÖMÜR 01-01-1970 02:00 Yemişenbükü Köyü 01-01-1970 02:00 "NACI EREN: İnançtan Bilince, 01-01-1970 02:00 Yüreği Halkla Atan Bir Ömür 01-01-1970 02:00 “Muhtar Koca Fatma’nın Gölgesinde Yükselen Taşova. Bir Kadının İzinde Kurulan İlçe” 01-01-1970 02:00 “Derman Bey Osman Gürer: Taşova’nın Vicdanı, Halkın Doktoru”” 01-01-1970 02:00 Arif Meşhur’u Anarken: 01-01-1970 02:00 İyilik, Bazen Sessiz Kalmamaktır 01-01-1970 02:00 24 Temmuz Lozan: Türkiye Tapusudur, Kutlu Olsun! 01-01-1970 02:00 Kimlik Üzerinden Siyaset 01-01-1970 02:00 “Sağılır İneği Kestik, Gözümüz Aydın!” 01-01-1970 02:00 ŞAŞIP KALIYORUM! 01-01-1970 02:00 “Mermer Tozundan Çimento Olmaz!” 01-01-1970 02:00 “Madımak’tan Bana Ne Diyenlere…” 01-01-1970 02:00 YOĞURDUN GERİ DÖNÜŞÜMÜ OLMAZ 01-01-1970 02:00 LASTİK GİBİ UZUYAN YALANLAR: 01-01-1970 02:00 ASİTTEN TOPRAĞA KURŞUNDAN CİĞERE 01-01-1970 02:00 ZEHRİN RENGİ YOK 01-01-1970 02:00 12 Haziran 2025 Amasya’nın Tarih Yazdığı Gün 01-01-1970 02:00 "Bir Işık Gibi Geçti Bu Topraktan: Osman Bolulu’yu Anmak" 01-01-1970 02:00 Boğalı Dağı’nda Sessiz Çığlık 01-01-1970 02:00 "Bu Dünya Kâr Uğruna Katlediliyor!" 01-01-1970 02:00 “Tarık Ziya Ekinci ve Kürt Sorunu Raporu Üzerine Gözlemlerim” 01-01-1970 02:00 “19 Mayıs… Gençliğin Bayramı, Cumhuriyet’in Umudu” 01-01-1970 02:00 ANA DEDİĞİM TOPRAKTIR, KADIN DEDİĞİN GELECEKTİR 01-01-1970 02:00 YEŞEREN UMUTLAR, DARAĞACINDA SOLMAYAN ÜÇ FİDAN 01-01-1970 02:00 EGE’NİN KIYILARI BİZİM, AMA BİZ ARTIK ORADA YOKUZ 01-01-1970 02:00 “Çobansız Dağlar, Açlığa Giden Yoldur” 01-01-1970 02:00 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Kutlu Olsun! 01-01-1970 02:00 Urfa’da Göçer Öğretmenlerle Bir Zaman 01-01-1970 02:00 ÇARIKLA GEÇEN YILLAR: 01-01-1970 02:00 “Veda Değil Saygı Duruşu: Volkan Konak Gibi Yaşamak!” 01-01-1970 02:00 “Yıkılmış Sistemden Doğan Bilinç: 01-01-1970 02:00 “Atatürk Tek Adam mıydı?” 01-01-1970 02:00 GÜNEŞLE GELEN, ATEŞTEN DOĞAN BARIŞ 01-01-1970 02:00 “Kendi Geleceğini Yok Eden İşçilere Açık Mektup” 01-01-1970 02:00 8 Mart, Bir Kutlama Günü Değil 01-01-1970 02:00 Yıldızlar Yoldaşın Olsun Edip Akbayram 01-01-1970 02:00 “Eğitim ve Edebiyatın Sessiz Kahramanı: Dursun Sever” 01-01-1970 02:00 “Sevgi Bir Güne Sığmaz” 01-01-1970 02:00 DEPREM VE GERÇEKLER: JAPONYA VE TÜRKİYE KARŞILAŞTIRMASI 01-01-1970 02:00 “Deprem: Doğanın Değil, Mühendisliğin İmtihanı” 01-01-1970 02:00 Kadın: Hayatın Ta Kendisi 01-01-1970 02:00 Bir Köyün Uyanışı 01-01-1970 02:00 47 Yıl Önce İnşa Edilen Binanın Sorumluluğu 01-01-1970 02:00 1950-1970 Yılları Arasında Taşova Perşembe Pazarı 01-01-1970 02:00 Köy Enstitüsü Öğrencilerinin Yolculuğu 01-01-1970 02:00 Gürsu Köyü’nün Ulu Çınarı ve Hayat Veren Suyu” 01-01-1970 02:00 “Sarı Öküz’ü Verdiğimiz Gün Kaybettik 01-01-1970 02:00 “Emeklilik: Onurlu Bir Yaşam mı, Sessiz Bir Terk Ediliş mi?” 01-01-1970 02:00 “Mezhep Savaşları ve İnsanlık Dramı: 01-01-1970 02:00 Salih Korkmaz ile Geçmişe Yolculuk 01-01-1970 02:00 Nardugan Bayramı 01-01-1970 02:00 “Erbaa Depremi: Bir Milletin Hafızası ve Geleceği İçin Bir Uyarı” 01-01-1970 02:00 Ortadoğu’da Çatışmanın Maskeleri 01-01-1970 02:00 “Kadın Hakları ve Gelecek: Kölelik mi, Özgürlük mü?” 01-01-1970 02:00 Cumhuriyetle Hesaplaşmanın Şifresi 01-01-1970 02:00 ZANA DERESİ - ROMA HAMAMI 01-01-1970 02:00