16 MART – ÖĞRETMEN OKULLARININ IŞIĞI
Ben öğretmenliği sadece bir meslek olarak değil, BİR MİLLETİN GELECEĞİNİ KURMA SORUMLULUĞU olarak gördüm. Bu yüzden her yıl 16 Mart geldiğinde, yalnızca bir okulun kuruluşunu değil, BİR AYDINLANMA HAREKETİNİN BAŞLANGICINI hatırlarım.
1848’de DARÜLMUALLİMİN’İN AÇILMASIYLA başlayan bu yolculuk, Cumhuriyet döneminde KÖY ENSTİTÜLERİYLE BİR TOPLUM KALKINMA PROJESİNE, ardından öğretmen okullarıyla ÜLKENİN DÖRT BİR YANINA YAYILAN BİR EĞİTİM SEFERBERLİĞİNE dönüştü.
Bu tarih, aslında TÜRKİYE’NİN CEHALETLE MÜCADELE TARİHİDİR.
KÖY ENSTİTÜLERİNDEN ÖĞRETMEN OKULLARINA
Cumhuriyet’in en büyük eğitim hamlelerinden biri olan KÖY ENSTİTÜLERİ, köy çocuklarını kendi topraklarına UMUT OLARAK GERİ GÖNDERMEYİ amaçlıyordu.
TOPRAĞI TANIYAN, ÜRETİMİ BİLEN, HALKIN DİLİNDEN ANLAYAN ÖĞRETMENLER yetişiyordu.
Ancak zaman içinde bu model sona erdi.
Köy Enstitülerinin kapatılmasıyla birlikte eğitim sistemi yeniden yapılandırıldı ve öğretmen yetiştirme görevi ÖĞRETMEN OKULLARINA DEVREDİLDİ.
Bu süreçte önemli bir değişim yaşandı:
• KÖYLERDE GÖREV YAPACAK ÖĞRETMENLER ile
• ŞEHİRLERDE GÖREV YAPACAK ÖĞRETMENLER
ayrı programlarla yetiştirilmeye başlandı.
Çünkü KÖYÜN ŞARTLARI FARKLIYDI.
Köy öğretmeni yalnızca ders anlatan biri değildi;
• YOL GÖSTEREN,
• SAĞLIK BİLGİSİ VEREN,
• TARIMI ANLATAN,
• KÖYÜN AYDINLIK YÜZÜ OLAN BİR REHBERDİ.
Şehir öğretmeni ise daha çok AKADEMİK EĞİTİM VE BRANŞLAŞMA üzerine yetiştiriliyordu.
Bu ayrım, dönemin şartları içinde BİR İHTİYAÇTI.
Ama her iki modelin ortak amacı aynıydı:
İYİ İNSAN, BİLİNÇLİ YURTTAŞ YETİŞTİRMEK.
ÖĞRETMEN OKULLARININ DÖNÜŞÜMÜ
Öğretmen okulları yıllar içinde farklı evrelerden geçti:
• İLKÖĞRETMEN OKULLARI
• ÖĞRETMEN LİSELERİ
• EĞİTİM ENSTİTÜLERİ
• YÜKSEK ÖĞRETMEN OKULLARI
• Ve bugün EĞİTİM FAKÜLTELERİ…
Her değişim, dönemin eğitim anlayışının BİR YANSIMASIYDI.
Ancak bir gerçeği hiç unutmamak gerekir:
BİNALAR DEĞİŞTİ, PROGRAMLAR DEĞİŞTİ, AMA ÖĞRETMENLİK RUHU DEĞİŞMEMELİDİR.
Eskiden öğretmen okulları sadece ders verilen yerler değildi.
Orada;
• DİSİPLİN VARDI,
• DAYANIŞMA VARDI,
• ÜLKE SEVGİSİ VARDI,
• CUMHURİYET BİLİNCİ VARDI.
Öğretmen, önce İNSAN OLMAYI, sonra ÖĞRETMEYİ öğrenirdi.
KÖY ÖĞRETMENİ: CUMHURİYETİN SESSİZ KAHRAMANI
Ben görev yaptığım yıllarda şunu çok iyi gördüm:
KÖY ÖĞRETMENİ, ÇOĞU ZAMAN TEK BAŞINA BİR OKUL DEĞİL, BİR KURUM GİBİYDİ.
Elektriğin olmadığı yerlerde IŞIK OLDU,
Yolun olmadığı köylerde UMUT OLDU,
Kitabın ulaşmadığı yerlere BİLGİ TAŞIDI.
Bugün geriye dönüp baktığımda, bu ülkenin kalkınmasında en büyük payın, ADI BİLİNMEYEN O FEDAKÂR ÖĞRETMENLERE AİT OLDUĞUNU düşünüyorum.
BUGÜN VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Bugün öğretmen yetiştirme sistemi yeniden tartışılıyor.
Programlar değişiyor, sınavlar değişiyor, yöntemler değişiyor.
Ama asıl soruyu kendimize sormalıyız:
BİZ ÖĞRETMEN Mİ YETİŞTİRİYORUZ, YOKSA SADECE DİPLOMA SAHİBİ İNSANLAR MI?
Bir öğretmenin en büyük gücü bilgisi değil;
• VİCDANIDIR,
• SORUMLULUK DUYGUSUDUR,
• CUMHURİYET DEĞERLERİNE BAĞLILIĞIDIR.
16 MART’IN ANLAMI
16 Mart benim için sadece bir tarih değildir.
Bu tarih;
• KÖY YOLLARINDA YÜRÜYEN ÖĞRETMENİ,
• YATILI OKULLARDA BÜYÜYEN İDEALİST GENÇLERİ,
• ANADOLU’YA UMUT TAŞIYAN EĞİTİM NEFERLERİNİ hatırlatır.
Bugün bu mesleğe emek vermiş biri olarak şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim:
BU ÜLKENİN GERÇEK KALKINMASI, İYİ YETİŞMİŞ ÖĞRETMENLERLE MÜMKÜNDÜR.
SON SÖZ
Öğretmen okulları kapatılabilir, isimleri değişebilir, sistemler dönüşebilir.
Ama eğer öğretmen yetiştirirken;
• ÜLKE SEVGİSİNİ,
• TOPLUM SORUMLULUĞUNU,
• BİLİM VE AKIL REHBERLİĞİNİ
kaybedersek, işte o zaman ASIL KAYBI YAŞARIZ.
16 Mart vesilesiyle;
KÖY ENSTİTÜLERİNİN RUHUNU,
ÖĞRETMEN OKULLARININ İDEALİZMİNİ,
ANADOLU’NUN FEDAKÂR ÖĞRETMENLERİNİ
saygı ve minnetle anıyorum.
Çünkü biliyorum ki;
BİR ÜLKENİN KADERİNİ ÖĞRETMENLER BELİRLER.
İsmail Erdal
Emekli Eğitimci
