1950’li yılların çocukluğumda gözümü açtığım dünya, mandaların böğürtüsüyle, tarlaların bereketiyle ve coşkun akan Destek Çayı’nın sesiyle doluydu. Çocukluk dünyamın en güçlü hatıraları bu ırmağın kenarında saklıdır.
Destek Çayı, adını doğduğu topraklardan, Destek Köyü sınırlarından alır. Oradan çıkar; Halamaz, Sepetli, Sepetli Ova, Arpaderesi, Tekelüze, Zuday, Dereköy ve Milkbükü köylerinin arazilerini besler, Yeşilırmak’a ulaşır. Bir yandan bereket getirir, öte yandan azgın çağlayanlarıyla kenarındaki tarlalara zarar verirdi. Köylünün yaşamı bu ırmağa dayanırdı. Suları ile topraklarımız yeşerir, değirmenler dönerdi. Kenarında kurulu su değirmenlerinde köylüler, kendi buğdaylarını öğütür, ununa kavuşurdu. Bizim de çayın kenarında iki tarlamız vardı. O tarlalardaki ceviz ağaçlarını ve dallarından yere düşen iri cevizleri unutamam.
Ama çocukluğumun hafızasına en çok kazınan, ırmağın üzerindeki o ilkel köprüler oldu. Henüz sağlam köprü yapılmamıştı. Çayın üstüne yan yana konmuş iki ya da üç uzun ağaç, üzerleri odun parçalarıyla kapatılır, böylece dar bir geçit elde edilirdi. Yazın biraz cesaretle geçilir, ama kışın o dar köprüden geçmek köylüye korku verirdi. Gürül gürül akan çayın üstünde yürürken, her adımda ayağının kaymasından, suya düşmekten çekinirdin.
Eşekler bile o daracık geçitten ürkerdi. Bu yüzden köylüler, hayvanların gözlerini bağlar, öyle geçirirdi. İnsan aklına geldikçe ürperiyor. İşte Zihni amcamın oğlu Zeki de bu köprüden geçerken düşmüştü. Taşova’dan babasını karşılamaya giderken ayağı kaydı, ırmağa yuvarlandı. Köylülerin yardımıyla kurtarıldı, ama o gün hepimizin yüreğini ağzımıza getirdi. O anın korkusu hâlâ gözlerimin önündedir.
Yazları çayın duru sularında balık tutardık, yüzerdik, şen kahkahalarla yankılanırdı vadimiz. Çayın kenarında sepetçiler gelir, söğüt dallarından sepetler örer, köylülerin kullanımına sunardı. Bu sepetleri buğday ve yiyecek karşılığında köylüler alırdı. Hem alışverişin hem dostluğun en saf hâliydi bu.
Bugün ise o coşkun ırmak yazın kurur, balıkları terk etmiş, sesi susmuş. Çocukluğumun berrak, korkutucu, neşeli ve bereketli hatıralarını barındıran Destek Çayı, sanki yalnızca hafızamızda akıyor artık.
Çocukluğumun oyunlarını, mandaları, ceviz ağaçlarını, balıkları, sepetçileri ve en çok da o ilkel köprüleri hatırladıkça, o yılların hem ürpertisini hem de sıcaklığını bir kez daha yaşarım. Destek Çayı, sadece bir ırmak değildi; bizim çocukluğumuzun şarkısı, köyümüzün hayat damarıydı.
İsmail Erdal Eylül 2025 Muğla
