KÖY ENSTİTÜLERİNİ KİM KAPATTI DEĞİL, NEDEN KAPATTILAR?

İsmail Erdal

03-04-2026 09:50

Bugün Köy Enstitüleri üzerine konuşulurken çoğu zaman kolay bir yol seçiliyor. Bir parti adı söyleniyor, bir kişi suçlanıyor, konu birkaç cümle ile açıklanmış sanılıyor. Oysa ben, bir eğitimci olarak, yıllardır şunu gördüm: Köy Enstitülerinin kapatılmasını yalnızca bir partiye, bir hükümete ya da bir isme bağlamak, tarihin gerçeğini eksik ve yanlış okumaktır. Çünkü KÖY ENSTİTÜLERİNİ ASIL KAPATAN, KÖYLÜNÜN BİLİNÇLENMESİNDEN KORKAN ANLAYIŞTIR.

Köy Enstitüleri, yalnızca öğretmen yetiştiren okullar değildi. O okullar köy çocuğuna şunu öğretiyordu: “SEN KADERİNE RAZI OLMAK ZORUNDA DEĞİLSİN. TOPRAĞINI, HAKKINI, EMEĞİNİ SAVUNABİLİRSİN. AĞANIN KARŞISINDA EĞİLMEK ZORUNDA DEĞİLSİN. OKUYABİLİR, DÜŞÜNEBİLİR, SORGULAYABİLİR, ÜRETEBİLİRSİN.” İşte asıl korku burada başladı.

Çünkü yüzyıllardır köyde düzen belliydi. Ağa konuşur, köylü dinlerdi. Muhtar, imam, eşraf ne derse o olurdu. Okuma yazma bilen azdı. İnsanlar devleti, hakkını, kanunu bilmezdi. Köylü, kendisini yönetenlere mecbur bırakılmıştı. Köy Enstitüleri ise bu düzeni bozuyordu. Köye gelen öğretmen yalnızca okuma yazma öğretmiyordu; köylüye tarımı, sağlığı, dayanışmayı, örgütlenmeyi, hakkını aramayı da öğretiyordu. KÖYDE İLK KEZ AĞANIN KARŞISINA BİLGİ ÇIKIYORDU.

Bu nedenle Köy Enstitülerine yönelen tepkinin temelinde “komünistlik” değil, çıkar korkusu vardı. O yıllarda bir insanı susturmanın, gözden düşürmenin en kolay yolu ona “komünist” demekti. Kimse komünizmin ne olduğunu bilmezdi ama bu söz yeterdi. Ben de yıllardır aynı şeyi söyledim: Köy Enstitülerinde okuyan çocukların büyük bölümü komünizmin ne olduğunu bile bilmezdi. Onlar yalnızca ÇALIŞMAYI, ÜRETMEYİ, KİTAP OKUMAYI, SAZ ÇALMAYI, TOPRAĞI İŞLEMEYİ, DÜŞÜNMEYİ öğreniyorlardı.

Ama köyde bundan rahatsız olanlar vardı. Savaştepe’den köye dönen bir gencin yaşadıkları bunu açıkça gösteriyor. Köye geldiğinde komşusu “Hoş geldin” demiyor, “Çek oğlunu oradan” diyor. Çünkü okulda okuyan çocuk, artık eskisi gibi olmayacaktır. O çocuk, köydeki haksızlığı görecektir. AĞA İÇİN, ÇIKAR ÇEVRELERİ İÇİN ASIL TEHLİKE BUDUR.

Ben Köy Enstitüsünde okumadım. Benim öğrencilik yıllarım, daha önce Köy Enstitüsü olan, daha sonra İlköğretmen Okuluna dönüştürülen Ladik İlköğretmen Okulunda geçti. Bu nedenle Köy Enstitülerini kitaplardan değil, o ruhu yaşamış öğretmenlerden tanıdım. Okulumuzda kimya öğretmenimiz Arif Şendil ve eşi, tarım öğretmenimiz Niyazi Bey, Köy Enstitüsü döneminden gelen öğretmenlerdi. Onların derslerinde yalnızca bilgi öğrenmedik; KÖYE, İNSANA, ÜRETİME, EMEĞE NASIL BAKILMASI GEREKTİĞİNİ de öğrendik. Mezun olduktan sonra görev yaptığım yerlerde de Köy Enstitüsü mezunu öğretmen arkadaşlarla birlikte çalıştım. İlkokulda bizi okutan öğretmenlerimizin önemli bir bölümü de o anlayışın içinden gelen insanlardı. Bu nedenle Köy Enstitülerinin ne olduğunu, neyi değiştirdiğini ve neden hedef haline getirildiğini yaşayarak öğrenenlerden dinledim.

Ben yıllarca Anadolu’yu dolaştım. Amasya’da, Samsun’da, Ankara’da, Urfa’da, Gümüşhane’de, Trabzon’da, Muğla’da ve köylerde görev yaptım. Köy insanını da, köydeki güç ilişkilerini de yakından gördüm. Şunu çok iyi biliyorum: KÖY ENSTİTÜLERİNE KARŞI ÇIKANLAR YALNIZCA ANKARA’DAKİ SİYASETÇİLER DEĞİLDİ. Köydeki ağalar, büyük toprak sahipleri, bazı muhtarlar, bazı eşraf, çocuklarının köylü çocuklarıyla aynı sırada oturmasını istemeyenler, köylünün bilinçlenmesini kendi düzenleri için tehdit görenlerdi.

Bu nedenle meseleye “Şu parti kapattı”, “Bu parti sahip çıktı” diye bakmak kolaycılıktır. Çünkü Köy Enstitüleri kurulurken de, kapatılırken de siyaset aynı baskılar altında hareket etti. Dönemin siyasetçileri, köyde yükselen bu karşı çıkıştan etkilendi. İsmet İnönü’nün yıllar sonra söylediği şu söz aslında gerçeği ortaya koyuyor: “GRUPTA YALNIZ KALDIM. VEKİLLER KÖY ENSTİTÜLERİNİN KAPATILMASINI İSTİYORLARDI. BEN SİYASETÇİYİM, ONLARIN DEDİĞİNİ YAPTIM.”

Bu söz önemlidir. Çünkü bize şunu gösterir: KARAR YALNIZCA BİR KİŞİNİN KARARI DEĞİLDİR. Meclisteki milletvekilleri, onların arkasındaki güçler, köydeki çıkar çevreleri, yıllardır süren alışkanlıklar bu sonucu hazırlamıştır. Eğer o gün köylü bilinçlenmiş, toplum Köy Enstitülerinin ne olduğunu gerçekten anlamış olsaydı, hiçbir siyasi iktidar bu kurumları kolay kolay kapatamazdı.

1945’te tek parti dönemindeki Türkiye Büyük Millet Meclisi, büyük ölçüde Cumhuriyet Halk Partisi tarafından belirlenen milletvekillerinden oluşuyordu. Milletvekilleri, halkın serbestçe yarışan adaylar arasından seçtiği kişiler değil; çoğunlukla DEVLET BÜROKRASİSİNDEN GELEN VALİLER, KAYMAKAMLAR, YÜKSEK MEMURLAR, SUBAYLAR, BÜYÜK TOPRAK SAHİPLERİ, EŞRAF, TÜCCARLAR, HUKUKÇULAR VE ŞEHİRLİ AYDINLAR arasından belirleniyordu. KÖYLÜ NÜFUS toplumun büyük çoğunluğunu oluşturmasına rağmen Meclis’te doğrudan KÖYLÜYÜ, İŞÇİYİ YA DA YOKSUL HALKI temsil eden milletvekili sayısı çok azdı. Bu nedenle 1945 Meclisi, halkın bütün kesimlerinden çok, DEVLETLE İÇ İÇE GEÇMİŞ YÖNETİCİ VE VARLIKLI KESİMLERİN ağırlıkta olduğu bir yapı görünümündeydi. Ayrıca Köy Enstitülerine ve köylünün bilinçlenmesine karşı çıkan ya da mesafeli duran kesim, Meclis’in yaklaşık YÜZDE 60-70’İNİ oluşturuyor; Köy Enstitülerini ve köylünün güçlenmesini açıkça savunan ilerici milletvekilleri ise ancak YÜZDE 20-30 dolayında kalıyordu.

Bugün bazıları, “Köy Enstitülerini CHP kapattı” diyerek kolay bir hüküm veriyor. Bazıları da bütün suçu yalnızca sağ partilere yüklüyor. Ben buna katılmıyorum. Çünkü o günkü şartlarda, hem CHP içinde hem de daha sonra gelen iktidarlar içinde Köy Enstitülerine karşı çıkanlar da vardı, onları savunanlar da vardı. SORUN PARTİ DEĞİL, ZİHNİYETTİ.

Köy Enstitülerini istemeyen zihniyet, bugün de farklı biçimlerde yaşamaya devam ediyor. Çünkü bugün de SORGULAYAN, DÜŞÜNEN, ÜRETEN İNSAN İSTENMİYOR. Bugün de ezberleyen, itaat eden, soru sormayan nesiller yetişsin isteniyor. Eğitimden bilimi ve aklı uzaklaştıran anlayış ile Köy Enstitülerine saldıran anlayış AYNI KÖKTEN BESLENMEKTEDİR.

Köy Enstitüsü mezunu İbrahim Belek’in anlattığı bir anı, bugün bile zihnimden çıkmaz. 2012 ya da 2013 yılında bir köy okuluna gider. Okul yeni yapılmıştır. İstenen bir yazıyı yerine asmak için uğraşırken öğretmenlerden kimse yardım etmez. Tam o sırada ortaokul çağındaki çocuklar koşup gelir. Kimi merdiveni tutar, kimi kabloyu, kimi tornavidayı. Hep birlikte işi bitirirler. Sonra öğretmenler odasına girer. İçeride bazı öğretmenlerin, o çocuklar için “Bunlardan adam olmaz” dediklerini duyar.

İbrahim Belek’in o gün söylediği söz çok önemlidir: “BU ÇOCUKLAR KÖY ENSTİTÜLERİNDE ÖĞRENCİ OLURLARDI. AMA BUGÜN ONLARI YETİŞTİRECEK BİR TONGUÇ BULAMAYIZ.” Bence de mesele tam budur. Sorun çocuklarda değildir. Sorun, onların içindeki ışığı görecek, elinden tutacak, yüreğine dokunacak öğretmenlerin azalmasındadır.

Köy Enstitülerinin kapatılmasının asıl acı sonucu da burada ortaya çıktı. KÖYLERDE OKUL KALDI AMA RUHU KALMADI. ÖĞRETMEN KALDI AMA KÖYE ÖNDERLİK EDEN ÖĞRETMEN KALMADI. Köylerde bir zamanlar öğretmen, sağlık memuru, postacı, nahiye müdürü, jandarma vardı. Köy yaşayan bir yerdi. Bugün ise pek çok köyde okul kapalı, öğretmen yok, gençler gitmiş. Geriye yalnızca cami hocası ve boşalan evler kalmış.

Taşımalı eğitim ile köy okulları kapatıldı. Çocuklar sabahın köründe servislerle kasabalara taşınmaya başlandı. Oysa köy okulu yalnızca ders yapılan bir bina değildi. KÖYÜN KALBİYDİ. Bayram orada kutlanır, tiyatro orada yapılır, toplantılar orada olurdu. Köy öğretmeni yalnızca ders anlatmaz, köylünün derdiyle ilgilenir, yol gösterir, çocukları şehirde okutmak için uğraşırdı.

Bugün yüz binlerce öğretmen atama bekliyor. Madem bu kadar öğretmenimiz var, neden köylerde yeniden bir eğitim seferberliği başlatmıyoruz? Neden her köye bir öğretmen, bir sağlık görevlisi, bir rehber göndermiyoruz? Neden köyde kalan iki çocuğu bile kaderine terk ediyoruz? Çünkü KÖY ENSTİTÜLERİNİ KAPATAN ANLAYIŞ HÂLÂ SÜRÜYOR: KÖYLÜ FAZLA DÜŞÜNMESİN, FAZLA SORGULAMASIN, FAZLA İSTEMESİN.

Oysa ben, bir eğitimci olarak, bu ülkenin yeniden ayağa kalkmasının yolunun eğitimden geçtiğine inanıyorum. Köy Enstitülerini birebir aynı biçimde yeniden açmak belki mümkün değildir. Ama ONLARIN RUHUNU YENİDEN YAŞATMAK MÜMKÜNDÜR. Çocukların üreterek öğrendiği, öğretmenin köyün önderi olduğu, sanatın, müziğin, tarımın, bilimin bir arada bulunduğu bir eğitim anlayışı yeniden kurulabilir.

Köy Enstitülerini kapatanlar aslında yalnızca bir okul modelini kapatmadılar. KÖYLÜNÜN AYDINLANMA UMUDUNU, YOKSUL ÇOCUĞUN ÖNÜNÜ, ANADOLU’NUN KENDİ İÇİNDEN YETİŞECEK AYDINLARINI ENGELLEDİLER. Bugün hâlâ bunun bedelini ödüyoruz.

Bu nedenle ben, Köy Enstitülerinin tarihine bakarken suçlu aramaktan çok gerçeği görmek gerektiğini düşünüyorum. ASIL SUÇLU, HALKIN BİLİNÇLENMESİNDEN KORKAN DÜZENDİR. O düzen dün “komünist” diyerek saldırıyordu, bugün başka sözler kullanıyor. Ama amaç değişmiyor: DÜŞÜNEN İNSANI SUSTURMAK.

Bizim görevimiz ise susmamak, gerçeği anlatmak ve bu ülkenin çocuklarına yeniden umut verecek bir eğitim anlayışını savunmaktır. Çünkü bir ülkeyi ayakta tutan ne saraylardır, ne büyük binalar, ne de gösterişli sözler… BİR ÜLKEYİ AYAKTA TUTAN, DÜŞÜNMEYİ ÖĞRENMİŞ, SORGULAYAN, ÜRETEN İNSANLARDIR.

İSMAİL ERDAL

EMEKLİ EĞİTİMCİ – MUĞLA

Advert
DİĞER YAZILARI BİR VEFA BORCU, BİR HATIRAYI YAŞATMA ÇABASI 01-01-1970 02:00 İKTİDAR RÜZGÂRINI KESENLERİ TARİH AFFETMEYECEKTİR 01-01-1970 02:00 SAMSUN’DA 19 MAYIS… 01-01-1970 02:00 RESİMDE KURDUM SENİN HAYALİNİ ANA 01-01-1970 02:00 HIDIRELLEZ: YENİDEN DOĞUŞUN SIRRI MI, YOKSA İNSANIN UNUTTUĞU GERÇEK Mİ? 01-01-1970 02:00 BOĞALI DAĞI’NA BAKINCA SADECE BİR DAĞ DEĞİL, BİR HAYAT GÖRÜRÜM 01-01-1970 02:00 TAŞOVA’DA TİCARETİN YÜKSELİŞİ: NAKLİYE, SİNEMA VE SANAYİ 01-01-1970 02:00 BİR VEFANIN SATIRLARI: YÜKSEL AİLESİNE ARMAĞANIM 01-01-1970 02:00 TAŞOVA’NIN HAFIZASINDA YAŞAYANLAR 01-01-1970 02:00 PERDENİN IŞIĞINDA, RADYONUN SESİNDE YAŞAYAN BİR TAŞOVA İNSANI: ÖMER CABA 01-01-1970 02:00 FOTOĞRAFÇI ALİ AMCAM VE KAYBOLMAMASI GEREKEN TAŞOVA HAFIZASI 01-01-1970 02:00 ÇOCUKLARIMIZI NEDEN KAYBEDİYORUZ; SUÇLU SADECE O ÇOCUK MU? 01-01-1970 02:00 KÖY ENSTİTÜLERİNİN KURULUŞ GÜNÜNDE 01-01-1970 02:00 ŞİDDETİ KAPIYA POLİS KOYARAK DEĞİL, TOPLUMU VE OKULU DEĞİŞTİREREK ÖNLERİZ 01-01-1970 02:00 ATATÜRK’E AÇIK MEKTUP 01-01-1970 02:00 17 Nisan, Köy Enstitülerinin kuruluş yıldönümü… 01-01-1970 02:00 HEMŞEHRİMİZ İRFAN SANCI IŞIKLARA YÜRÜDÜ 01-01-1970 02:00 TÜRKİYE’NİN ÖNÜNDEKİ BÜYÜK SINAV 01-01-1970 02:00 İNSAN, HAYAT VE TOPLUM: AKLIN IŞIĞINDA BİR YOLCULUK 01-01-1970 02:00 ZAMANIN BASAMAKLARINDA KALAN YÜZLER 01-01-1970 02:00 Bugün Dilediğim 01-01-1970 02:00 GÜNEŞİN DOĞDUĞU ÜLKEDE BİR CAMİ VE BİR SORGULAMA 01-01-1970 02:00 16 MART – ÖĞRETMEN OKULLARININ IŞIĞI 01-01-1970 02:00 BİR ÇAĞIN TANIKLIĞIYDI: İLBER ORTAYLI’YA VEDA 01-01-1970 02:00 ASLAN’IN SAVAŞI PARS’A, HESABI EJDERHA’YA 01-01-1970 02:00 KADIN VARSA HAYAT VARDIR 01-01-1970 02:00 AHMET GÖKREM’E VEDA 01-01-1970 02:00 İRAN’A SALDIRI: HEDEF GÜVENLİK DEĞİL, ENERJİ VE GÜÇ 01-01-1970 02:00 SANDIKLARDA SAKLANAN EMEK: BİR ÖRTÜDEN DAHA FAZLASI 01-01-1970 02:00 SEVGİ BİR GÜNE SIĞMAZ 01-01-1970 02:00 “Mesele Baş Değil, Beyindir” 01-01-1970 02:00 DÜNYAYI GERİ ALIYORUZ 01-01-1970 02:00 BORABAY GÖLÜ DONUNCA 01-01-1970 02:00 BİR DÜNYAYI NASIL YEDİK 01-01-1970 02:00 BİR AYDINLANMA VE DİRENİŞ HAYATI 01-01-1970 02:00 TAŞOVA DA EĞLENCEDE SÖYLENMEYEN TÜRKÜLER HATİPOĞLU 01-01-1970 02:00 SESLE YAZILAN HABERLER 01-01-1970 02:00 ATEŞE BASAN AYAKLAR, AYNI RİTİMDE ATAN YÜREKLER 01-01-1970 02:00 2025’ten 2026’ya: Bir Temenni Değil, Bir Talep 01-01-1970 02:00 AMASYADA ASKER SEVKİYATI 01-01-1970 02:00 KÖY ENSTİTÜLERİ: YARIM BIRAKILAN AYDINLANMA 01-01-1970 02:00 AVUSTRALYA: YOK SAYILARAK YOK EDİLEN BİR HALK 01-01-1970 02:00 HİNDİSTAN VE GÜNEY ASYA: AÇLIKLA TERBİYE EDİLEN UYGARLIKLAR 01-01-1970 02:00 AFRİKA: İNSANLIĞIN METAYA DÖNÜŞTÜRÜLDÜĞÜ KITA BÖLÜM 4 01-01-1970 02:00 AMERİKA YERLİLERİ: DOĞAYLA BARIŞIK BİR YAŞAM NASIL YOK EDİLDİ? BÖLÜM 3 01-01-1970 02:00 BOŞ TOPRAK MASALI VE AVRUPA KİPRİ BÖLÜM 2 01-01-1970 02:00 “Keşif” Denilen Büyük Yalan- BÖLÜM 1 01-01-1970 02:00 BİR YAZI DİZİSİ DUYURUSU “Keşif Değil, Sömürü” 01-01-1970 02:00 İYİLİK PERDESİ ALTINDA DÖNEN OYUNLAR 01-01-1970 02:00 TÜRKÇE İSİM REHBERİ 01-01-1970 02:00 24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ: 01-01-1970 02:00 NECDET CANİK’E AÇIK MEKTUP 01-01-1970 02:00 TAŞOVA GENÇLERİ VE KAYIP BİR BAHAR 01-01-1970 02:00 GİDENLER DÖNMEDİ… 01-01-1970 02:00 TADI KAÇAN DÜNYA 01-01-1970 02:00 "Karanlığın İçinden Aydınlığa: 2026’ya Girerken Nasıl Bir Dünya İstiyoruz?" 01-01-1970 02:00 KIRIK ÇÖMLEKLERDE YAZILI DEMOKRASİ 01-01-1970 02:00 ATATÜRK ÖLMEDİ, AKLINDA VE ONURUNDA YAŞAYANLARDA YAŞIYOR 01-01-1970 02:00 SUYUN AKIŞI KİMİN TARAFINDA? 01-01-1970 02:00 “Unutulan Kanatlar ve Susturulan Fabrikalar” 01-01-1970 02:00 “Dillerin Doğuşu, Yazının Doğuşu ve Sessizliğe Gömülen Sözler” 01-01-1970 02:00 CUMHURİYET: AKLIN VE KÜLTÜRÜN ZAFERİ 01-01-1970 02:00 BİR SOFRA DÜŞÜ: İNSANLIĞIN KOPAN HALKASI 01-01-1970 02:00 Geleceğimizi Satıyoruz 01-01-1970 02:00 KANLA YAZILAN TAHT 01-01-1970 02:00 “Taşova, Halkının Doktoru “Derman Bey”i Uğurluyor” 01-01-1970 02:00 CUMHURİYET: YENİDEN DOĞUŞUN ADI 01-01-1970 02:00 TELEVİZYON DİZİLERİ: EĞLENCE Mİ, GİZLİ SENARYO MU? 01-01-1970 02:00 “Atatürk’ün Kapalı Gözleri” 01-01-1970 02:00 TÜRKÇEMİZ, DİL BAYRAMINIZ 01-01-1970 02:00 Ahilik ve Bizim Yolumuz 01-01-1970 02:00 Delegeden Üyeye: 01-01-1970 02:00 “Destek Çayı’nın Çağlayan Hatıraları” 01-01-1970 02:00 Bir Gülümseme, Bir El Sıkış 01-01-1970 02:00 “Mustafa Alpat Öğretmen’e Veda” 01-01-1970 02:00 “Bu Dünyada Cenneti Yaratalım” 01-01-1970 02:00 Türk Töresinde Kadın Özgürdür! 01-01-1970 02:00 30 Ağustos: Ulusun Kaderini Değiştiren Zafer 01-01-1970 02:00 Zorunlu İstikamet: İmam Hatip 01-01-1970 02:00 Suyun, Yolların ve Umudun Başkanı Kadir Torun 01-01-1970 02:00 “Kervanı Bırakıf Padişah Çadırına Giden” 01-01-1970 02:00 DEMOKRASİ KAHRAMANI FAZLI KURU 01-01-1970 02:00 “Dağın Sessiz Çığlığı – Bir Vicdan Manifestosu” 01-01-1970 02:00 KELİKÇİ ZİYA – TAŞOVA’NIN AYAK İZLERİNDE BİR ÖMÜR 01-01-1970 02:00 Yemişenbükü Köyü 01-01-1970 02:00 "NACI EREN: İnançtan Bilince, 01-01-1970 02:00 Yüreği Halkla Atan Bir Ömür 01-01-1970 02:00 “Muhtar Koca Fatma’nın Gölgesinde Yükselen Taşova. Bir Kadının İzinde Kurulan İlçe” 01-01-1970 02:00 “Derman Bey Osman Gürer: Taşova’nın Vicdanı, Halkın Doktoru”” 01-01-1970 02:00 Arif Meşhur’u Anarken: 01-01-1970 02:00 İyilik, Bazen Sessiz Kalmamaktır 01-01-1970 02:00 24 Temmuz Lozan: Türkiye Tapusudur, Kutlu Olsun! 01-01-1970 02:00 Kimlik Üzerinden Siyaset 01-01-1970 02:00 “Sağılır İneği Kestik, Gözümüz Aydın!” 01-01-1970 02:00 ŞAŞIP KALIYORUM! 01-01-1970 02:00 “Mermer Tozundan Çimento Olmaz!” 01-01-1970 02:00 “Madımak’tan Bana Ne Diyenlere…” 01-01-1970 02:00 YOĞURDUN GERİ DÖNÜŞÜMÜ OLMAZ 01-01-1970 02:00 LASTİK GİBİ UZUYAN YALANLAR: 01-01-1970 02:00 ASİTTEN TOPRAĞA KURŞUNDAN CİĞERE 01-01-1970 02:00 ZEHRİN RENGİ YOK 01-01-1970 02:00 12 Haziran 2025 Amasya’nın Tarih Yazdığı Gün 01-01-1970 02:00 "Bir Işık Gibi Geçti Bu Topraktan: Osman Bolulu’yu Anmak" 01-01-1970 02:00 Boğalı Dağı’nda Sessiz Çığlık 01-01-1970 02:00 "Bu Dünya Kâr Uğruna Katlediliyor!" 01-01-1970 02:00 “Tarık Ziya Ekinci ve Kürt Sorunu Raporu Üzerine Gözlemlerim” 01-01-1970 02:00 “19 Mayıs… Gençliğin Bayramı, Cumhuriyet’in Umudu” 01-01-1970 02:00 ANA DEDİĞİM TOPRAKTIR, KADIN DEDİĞİN GELECEKTİR 01-01-1970 02:00 YEŞEREN UMUTLAR, DARAĞACINDA SOLMAYAN ÜÇ FİDAN 01-01-1970 02:00 EGE’NİN KIYILARI BİZİM, AMA BİZ ARTIK ORADA YOKUZ 01-01-1970 02:00 “Çobansız Dağlar, Açlığa Giden Yoldur” 01-01-1970 02:00 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Kutlu Olsun! 01-01-1970 02:00 Urfa’da Göçer Öğretmenlerle Bir Zaman 01-01-1970 02:00 ÇARIKLA GEÇEN YILLAR: 01-01-1970 02:00 “Veda Değil Saygı Duruşu: Volkan Konak Gibi Yaşamak!” 01-01-1970 02:00 “Yıkılmış Sistemden Doğan Bilinç: 01-01-1970 02:00 “Atatürk Tek Adam mıydı?” 01-01-1970 02:00 GÜNEŞLE GELEN, ATEŞTEN DOĞAN BARIŞ 01-01-1970 02:00 “Kendi Geleceğini Yok Eden İşçilere Açık Mektup” 01-01-1970 02:00 8 Mart, Bir Kutlama Günü Değil 01-01-1970 02:00 Yıldızlar Yoldaşın Olsun Edip Akbayram 01-01-1970 02:00 “Eğitim ve Edebiyatın Sessiz Kahramanı: Dursun Sever” 01-01-1970 02:00 “Sevgi Bir Güne Sığmaz” 01-01-1970 02:00 DEPREM VE GERÇEKLER: JAPONYA VE TÜRKİYE KARŞILAŞTIRMASI 01-01-1970 02:00 “Deprem: Doğanın Değil, Mühendisliğin İmtihanı” 01-01-1970 02:00 Kadın: Hayatın Ta Kendisi 01-01-1970 02:00 Bir Köyün Uyanışı 01-01-1970 02:00 47 Yıl Önce İnşa Edilen Binanın Sorumluluğu 01-01-1970 02:00 1950-1970 Yılları Arasında Taşova Perşembe Pazarı 01-01-1970 02:00 Köy Enstitüsü Öğrencilerinin Yolculuğu 01-01-1970 02:00 Gürsu Köyü’nün Ulu Çınarı ve Hayat Veren Suyu” 01-01-1970 02:00 “Sarı Öküz’ü Verdiğimiz Gün Kaybettik 01-01-1970 02:00 “Emeklilik: Onurlu Bir Yaşam mı, Sessiz Bir Terk Ediliş mi?” 01-01-1970 02:00 “Mezhep Savaşları ve İnsanlık Dramı: 01-01-1970 02:00 Salih Korkmaz ile Geçmişe Yolculuk 01-01-1970 02:00 Nardugan Bayramı 01-01-1970 02:00 “Erbaa Depremi: Bir Milletin Hafızası ve Geleceği İçin Bir Uyarı” 01-01-1970 02:00 Ortadoğu’da Çatışmanın Maskeleri 01-01-1970 02:00 “Kadın Hakları ve Gelecek: Kölelik mi, Özgürlük mü?” 01-01-1970 02:00 Cumhuriyetle Hesaplaşmanın Şifresi 01-01-1970 02:00 ZANA DERESİ - ROMA HAMAMI 01-01-1970 02:00