Yazı ölümünden bir müddet sonra anlaşılan…

Askeriye’de görev bölümü Levazım olmalıydı veya İstihkâm.

Emekli olunca bir partinin İzmir’deki ilçelerinin birinde ilçe başkanlığı da yaptı bildiğim…

Şahsında bütün ailesinin sülalesinin geçmişlerine Yüce Allah’tan rahmet mağfiret niyaz ediyorum.

Eylül 2023

İhsan amcam rahmetlik bedenen İzmir’de yaşarken ruhen Amasya’da Taşova’da Oba’da Afulu’da Baldıran’da Karamuk’ta Erbaa’da Andıran’da idi. Bunu bana ifade etmişti.

Arada bir de Taşova ağzı kelimelerle sayfasında haşır neşir olurdu. Aklına geldikçe aşağıdaki gibi sayfasına not ederdi karalardı.

“BUNLAR NE?

BİLİYOR MUSUNUZ?

Taşova Şivesi:

peşkir

öğsevü

sönge

fışkı

gadinge

yiğitbaşı

gendüme

azak

gosdil

zelve

bocurga

kös

çıt

mesevü

sıracalu

kömüş

evşün

bedel

cemek

bıcıdı (bıcımak)

dumağ

soyka

işlik

gabalduruk

Şimdilik bu kadar.

Devam edeceğiz.”

Yukarıdaki kelimeleri alıp sakladığım tarih 7 Eylül 2018 ama sanıyorum daha önceki yıllarda sayfasına kaydetmişti.

Onun yazdığı gibi bıraktım ancak bizim köyde “Azak” değil de “Mazak” deniyor.

Güney Amerika’dan Eski Dünya’ya gelen Domates’in yerel ağızda farklı olması kadar tabii bir şey yok. Türkiye’de genel itibariyle Domates 1880 – 1900 arasında yetiştirilmeye ve yerleşmeye başladı. Hikayenin daha evveliyatı da var elbette.

Marmaris ve Girit civarında halk tarafından çabucak kabul gördüğünü biliyorum.

Niçin “Azak” olarak kayıt düştüğü konusunda ise rahmetlik annesinden öyle duyduğunu sanıyorum. Çünkü Lütfiye anamın doğduğu büyüdüğü ilk kez evlendiği köyler Andıran ve Sonusa.

Akrabalarını da tanıyorum az çok. Bizim köyün kız alıp verme konusunda Andıran

köyü ile yakın ilişki içinde olduğu aşikar bilakis elli yıl evvelinde.

Sepetli, Herizdağ, Destek, Boraboy ve Mercimek izler birbirini bu hususta. Taşova’nın diğer köylerinden de kız alıp vermeler olduğunu biliyorum. Tabii olarak son otuz yıl içinde kız – erkek olsun; everme – evlenme konusunda çevrenin daha da genişlediğini söyleyebilirim; söylememe gerek yok zira herkesçe malum.

Orada bir “dumağ” kelimesi var. “Nezle oldum” demezlerdi de “dumağ tuttu” derlerdi.

Burada geçmiyor ama… Aklıma şimdi geldi: “Mâna çekmek.” İlgilisi elbette anlamına vakıftır.

*

Aşağıdaki kelimeler de aynı tarihli ama evvelki yıllarda yine Eylül ayında olmalı ki sayfasından almışım ve mahfazada saklamışım.

“TAŞOVA Şivesinden Akılda Kalanlar:

aluk

çilte

ayakyolu

kolan

örme

dingüllü

göynek

tuman

seysana

cecim

çul

görü

kaatiçi

dividin

somak

girebi

nacak

zoval

yemişen

betni

tömek

tünek

folluk

büşürgeç

fraktu

bayakın

okuntu

irende

ferfana

gazel

koyutmaç.

Şimdilik bu kadar. Devam edecek.”

Bu ikinci kısım kelimeler içinde iki üç tanesinin anlamını doğrusu ben de karıştırdım. Hiç dokunmadan buraya aldım. Lügat bu kelimelerin bütün karşılıklarını biliyor muhakkak. Hangi yörede hangi mânâya geliyor, hepsinin açıklaması var.

İnsanlar yalan dünyadan geliyor geçiyor. Öyle anlar var ki sadece düşünce fikir hayal hatıra anı bağlamında birbirini kovalıyor ve kovalarken düşüyor kalkıyor, başını taştan taşa çalıyor.

Modern dünyada gurbet suratıyla ve sıfatıyla eski gurbetten daha mı acı ne?

Hayat ve yaşam!

Daha sabah daha kuşluk derken… Oluyor akşam!

Bunun cevabı yok bende!..

Diyor ya büyük usta:

“Hayat kısa kuşlar uçuyor.”