"Ustada Kalırsa Bu Öksüz Yapı"

Enver Seyhan

15-06-2022 10:33

"Ustada Kalırsa Bu Öksüz Yapı"

İnsanlık kendini tekrar mı ediyor Yoksa...

Son devirde ibtidai düzeyde yaşam sürenler hariç -kıta olarak, bölge olarak her insan, vaktinde umumun " bu ne diyor, kime diyor, ne konuşup duruyor, ne yazıp çiziyor " diye ardından eleştirdiği, gıybetine girdiği belki de iftira ettiği şahısların ekmeğinden yiyor, emeğinden yiyor, çabasından yiyor, gayretinden yiyor...

Bu insanların bazıları hatipti, bazıları sessizdi, kimileri meczup gibi gezer dolaşırdı, kimileri de düşüncelerini kaleme alırdı ki unutmasın, unutulmasın! Yaratılışlarında vardı üstünlük, dirayet, kabiliyet, yetenek, kapasite, yeti ve meziyet. Kendilerini feda eden insanlardı bunlar; kralın zıttına, halkın yararına, kölelerin özgürlüğüne, doğrunun uğruna, bilginin yoluna...

Düşüncelerini kaleme alırdı derken...                          

Halihazırda olduğu gibi değildi. Gazete, dergi ve televizyon yoktu. Yağnını yıkılmaz sanıp kara duvara yaslamıyor, büyük yazar edasıyla hadsiz hudutsuz maddiyat ve şöhret elde etmiyordu, edemiyordu. Onlar sadece düşüncelerini ve fikirlerini yazıyorlardı. Düşünceleri, hayata katkıları, gayretleri ve üretimleri kendilerinden sonrakilere fayda sağlasın istiyorlardı. Aradan geçen yıllar onların ekserisinin birer dâhi olduğuna şahitlik edecekti, etti de...

Bugün insanlık onların hazırında mutlu müreffeh yaşıyor; yaşayabiliyorsa şayet! En azından bir kısım insan refahtan hissesine düşenden az veya çok faydalanıyor. Dünya hayatı bu insanlar ve düşünceleri olmasaydı kısır bir döngüden ibaret şekilde kendi ekseninde dönüp duracaktı aynı şartlar altında. Düşüncede de tatbikatta da halkın lehine iyileşme, gelişme, değişme olmayacaktı!

O kadar ki bu insanlar hayatlarında düşüncelerinden dolayı huzur da bulamadılar; hapis oldular, sürüldüler veya idam edildiler.

Ayrı ve farklı oldukları için, düşünce ürettikleri için, geleceğin fotoğrafını çektikleri için, mazlumu savundukları için... bizzat cemiyetin kendisi tarafından dışlandılar. Oysa kendileri değildi, şahsi çıkarları değildi amaçları ve gayeleri; cemiyetti, halktı, toplumdu!

Düşünce ve şuur, sevgi gibi muhabbet gibi sevda gibi sarıp sarmalar aynı yolun yolcularını. Emek verenlere el vermekten geri durmaz. İkliminde arayış içinde olan bilginler, alimler, düşünürler ve sanatkârlar akıp gelen zamanın birikimlerinden faydalandılar, bilgilerini, tecrübelerini birleştirip yan yana koydular, fikirlerini kattılar da insanlık son bin yılın ikinci yarısında yaşam kalitesini ve refahını iyiden iyiye arttırdı. Neticede öyle ya da böyle aradan geçen günler, aylar ve yıllar onları haklı çıkardı...

Kitaplarda, görsellerde, literatürde bilinen dünyayı nihayet 5 bin küsur sene olarak ifade ediyorlar. Yani bilinen dünyanın bugünkü seviyeye ulaşmasında hepi topu 5 bin sene nazar-ı dikkate alınıp incelenebiliyor henüz. Bu da Mezopotamya uygarlığı Mısır uygarlığı Çin uygarlığı Indus uygarlığı Anadolu uygarlığı şeklinde bilimsel kaynaklarda yer alıyor. Bu devirlere İlk Çağ deniliyor. Antik Çağ diyenler de var. 4000 yılından MS 375 veya 476 yılına kadar Antik Çağ olarak anılıyor ve biliniyor.

Yazının bulunması ile başlıyor medeniyet denen değerler silsilesi; İbn Haldun'un tarifiyle ümran. Bu da Sümerler namıyla malum kavme varıp dayanıyor. Böylece Tarih çağları başlıyor. Evveli ise Tarih Öncesi Çağlar olup Karanlık Devir Taş Devri Maden Devri gibi adlarla müsemma.

Yazının bulunmasından bu yana geçen 5000 küsür sene içinde savaşlar karmaşalar kargaşalar yıkımlar tahribatlar... yenilikler, değişimler, icatlar derken... insanlık her sahada epeyce yol almış durumda. Maddiyat, şöhret ve kibir olmazsa olmazlar arasında, hatta ilk sırada. Son üç yüz sene insanlık tarihi babında  siyasi içtimai iktisadi seviyenin doruk noktası gibi! Gibi çünkü eski devirlerde bugünkü seviye görüldü mü? Bu henüz ispat edilmiş değil.

Uzaktan şöyle genel fotoğrafa bakmak gerekse, dertler sıkıntılar zorluklar felaketler birbiriyle iç içe geçmiş vaziyette. Dün ile bugün arasında bu manada sanki bir ayrım ve fark görünmüyor.  Dünyadan kötülük hiçbir dönemde yok olmadı. İnsan denilen mahluk hırs kin husumet ihtiras kibir haset ve fesat olmadan olamaz, yaşayamaz da asla...

Öte yandan bilinen hakikatlere itiraz edenleri ve kabul etmeyenleri de kâle almak gerekmez mi? Kimine göre böyle bir şey yok, kimine göre bu tarihi dönemler gavurların uydurması, kimine göre dünya öküzün boynunda, kimine göre dümdüz, uzaya çıkılmadı, aya kimse ayak basmadı...

Elbette bunlar da fikir. Ancak birisi de çıkıp "itirazıma karşılık şu gerçeğe ulaştım, böyle olmadığını tespit ettim, ispatladım, isnat ile kalmadım" demedi, demiyor, diyemiyor. Diyemiyor zira belli ki itiraz etmekten ötesi yok...

İnsanlık arkeolojik kazılarda dünün hikayesini etraflıca anlatan bir belgesel film kasetine rastlayamadı. Belki de bunu hiç düşünmedi. Sadece kazılarda çıkarılan çanak - çömlek, taş, heykel, mezar, lahit, seramik, bakır, demir, tunç öğelerden hareket ederek bir yol çizdi gelip geçtiği, yaşayıp göçtüğü çağlara doğru...

El -Cezeri'den veciz bir cümle ile yazıma son vermek istiyorum.

Diyor ki:

"Uygulamaya dönüştürülemeyen her teknik ilmin doğru ile yanlış arasında muallakta kaldığını gördüm."

El - Cezeri 13. yüzyılda Artuklular devrinde yaşadı ve 80 yıl kadar muammer oldu. Bu kişi de anlatmaya çalıştığım dahilerden biriydi ama mucit değildi. Bugünkü lisanla mühendis idi. Mühendis kelimesi dilimize "hendese" kökünden uyarlanmış girmiş ve bizden bir kelime oluvermiş.

Hadisenin ayrıca semavi kitaplara ve elçilere dayanan tarafı da var. İşin bu yönü de mühim. Mesela az çok ilim tahsil edenler bilirler ki; iğne, sındı, iplik ve terzilik gibi insanın en çok ihtiyaç duyduğu ikincil diyebileceğim hacetler Hz. İdris kanalıyla insanlara tevarüs etmiştir.

En azından bizim Peygamberler Tarihi adıyla maruf kitaplarımızda böyle geçer.

Yeri gelmişken geçmeyeyim. Rahmetlik Şaban Teoman Duralı hoca, İlim ve Bilim arasındaki farkları izah etmişti Felsefe Söyleşileri adlı harika programında. Ömrü tükendi ve 6 Aralık günü göçtü.

Sevgi saygı ve dua ile.

Enver SEYHAN

08 Haziran 2022

Advert
DİĞER YAZILARI Bir yarım harita Sene 1530 01-01-1970 02:00 İHTİYAR ZEYTİN AĞACI 01-01-1970 02:00 TAŞANOĞULLARI 01-01-1970 02:00 NİKSAR SUNA TOKAT AMASYA CANİK SİVAS 01-01-1970 02:00 Kaşka Tarihi 01-01-1970 02:00 RECEP HAFIZ ve TAŞOVA’DAN BİR HATIRA 01-01-1970 02:00 YERKOZLU KÖYÜ 01-01-1970 02:00 Taşova Hatırası, KAĞNI DEVRİLDİ BİR KERE!. 01-01-1970 02:00 2000 Sene Önce Bölge Haritası. 01-01-1970 02:00 SORDUNUZ TEKRAR YAZDIM 01-01-1970 02:00 Taşova'dan ayrıldığımda yaşım on dokuzdu. 01-01-1970 02:00 TAŞOVA’YA GELDİM.. 01-01-1970 02:00 EVLERİNİN ÖNÜ BULGUR SOKUSU 01-01-1970 02:00 BEN İŞTE 01-01-1970 02:00 Uluköy’den Trabzon’a Gönderilen Aileler 01-01-1970 02:00 HADDADİ İLE BERABER MERCİMEK DEPESİ 01-01-1970 02:00 TACETTİN DERGAHI'NDAKİ SIR! 01-01-1970 02:00 (1831 yılına ait Nüfus Defteri okumaları) 01-01-1970 02:00 YAŞAMAYAN HİKAYE SANIR 01-01-1970 02:00 PELİTLİ TEKYE 01-01-1970 02:00 1872’de Erbaa Amasya’ya bağlıydı, 01-01-1970 02:00 50 SENE SONRA… 01-01-1970 02:00 EKSEL KÖYÜ (Koçak köyü) 01-01-1970 02:00 Harman 01-01-1970 02:00 YENİDERE KÖYÜ 01-01-1970 02:00 HASBİHAL 01-01-1970 02:00 SALGINLAR, KARANTİNA, AMASYA 01-01-1970 02:00 UNUTULMAYA YÜZ TUTMUŞ KELİMELER 01-01-1970 02:00 Sivas Vilayet Haritası 01-01-1970 02:00 YAVAN SÜT TOZU İÇTİM! 01-01-1970 02:00 AMASYA TARİHİ Hüseyin Hüsameddin Yasar 01-01-1970 02:00 Ballıca eski Darma Köyü İmamoğulları Sülalesi : 01-01-1970 02:00 GENEL ve ÇEVREMİZ İLE İLGİLİ ÇOK FAYDALI BİLGİLER NOTLAR 01-01-1970 02:00 1944’de TAŞOVA’YA BAĞLIYDI 01-01-1970 02:00 BELEĞÜ / BELEVİ KÖYÜ 01-01-1970 02:00 LAF DOKUZ BOĞUM DERLER.. 01-01-1970 02:00 ÇELTEK BABA (BİDEVİ) 01-01-1970 02:00 TARİHİN DİLİNDEN 01-01-1970 02:00 HEBİÇLER (Hebişler) 01-01-1970 02:00 AKLIM YORULUYOR.. 01-01-1970 02:00 ALPASLAN KÖYÜ 01-01-1970 02:00 BOLADAN KÖYÜ SÜLALE İSİMLERİ 01-01-1970 02:00 (Rum eşkiyalar ve vahim olaylar) 01-01-1970 02:00 SENE 1983 01-01-1970 02:00 KULACANOĞULLARI 01-01-1970 02:00 ”HEY KALABALIKLAR DURUN BİRAZ DURUN” 01-01-1970 02:00 TARİHE DERKENAR 01-01-1970 02:00 YADIMA DÜŞER BAZI BAZI.. 01-01-1970 02:00 EYALET-İ RÛM (15 ve 16’ncı Asır) Sonusa, Erek, Karakuş ve Karayaka bölgeleri 01-01-1970 02:00 EYALET-İ RÛM (15 ve 16’ncı Asır) Sonusa, Erek, Karakuş ve Karayaka bölgeleri 01-01-1970 02:00 GELDİ TEKRAR ANLATTI… (Eski Yazılar) 01-01-1970 02:00 GUŞEYH Kuşuf 01-01-1970 02:00 2000 YILINDA DÜNYA NASIL OLACAK?.. 01-01-1970 02:00 HAYAT TABİAT VE BİR USTA 01-01-1970 02:00 ESKİ YAZILAR 01-01-1970 02:00 KIZDIRDILAR DEMEK Kİ… 01-01-1970 02:00 NE DEMEM GEREKİR 01-01-1970 02:00 GEYDOĞAN KÖYÜ Enver Seyhan 01-01-1970 02:00 DERELİ KÖYÜ (Kasımoğlu Sülalesi) 01-01-1970 02:00 KAÇ YIL GEÇTİ ARADAN! 01-01-1970 02:00 ILICA KIRKHARMAN SERNİÇ Gel suyunu Kavaloluğu'ndan iç! 01-01-1970 02:00 KALEKALE KÖYÜ 01-01-1970 02:00 TARİHİ SUNA ŞEHRİ 01-01-1970 02:00 DECCAL (B) 01-01-1970 02:00 KIŞLAK-I ANDIRAN 01-01-1970 02:00 Unsur Aha Bu Börk… 01-01-1970 02:00 “ELA GÖZLÜM BEN BU ELDEN GİDERSEM” 01-01-1970 02:00 Şimdilik bu kadar yeter.. 01-01-1970 02:00 TANIMADIĞIM İNSANLAR 01-01-1970 02:00 ASIRLIK HATIRALAR 01-01-1970 02:00 HATIRALAR Hayali cihan değer!.. 01-01-1970 02:00 SELE SEPET TOP KANDİL 01-01-1970 02:00 KUH-İ KARAKUŞ 01-01-1970 02:00 TAZE EKMEK Bayat Ekmek 01-01-1970 02:00 Sana Kızıyorum Öğretmenim! 01-01-1970 02:00 İKİ YÜZ SENE ÖNCE YEMİŞEN BÜKÜ KÖYÜ (ENVER SEYHAN) 01-01-1970 02:00 Enver Seyhan – Kadıköy 01-01-1970 02:00 Gücük ayı 1439 ( Enver Seyhan ) 01-01-1970 02:00 KIŞLAK KORAMU Karye-i Koramu 01-01-1970 02:00 HATIRALAR GELİP DİKİLİYOR BAŞIMA (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 SONUSA (ENVER SEYHAN) 01-01-1970 02:00 PLAN PROĞRAM ARKA PLÂN (Dünya görüldüğü gibi değil asla!) 01-01-1970 02:00 Köy Minibüsü 01-01-1970 02:00 Bu Vatan Kimin? (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 HASBİHAL (ENVER SEYHAN) 01-01-1970 02:00 KONUŞALIM MI ( ENVER SEYHAN) 01-01-1970 02:00 ANTİK ERBAA’DA BAKIR İSTİHSALİ (Sonusa Yöresinde İlk Tunç Devri) 01-01-1970 02:00 Yedi bin yıl önce Sonusa – Erbaa yöresinde insan yaşamı vardı…( ENVER SEYHAN ) 01-01-1970 02:00 OLUKLU MUKAVVA ADI MACERA, NAMI DOLAR 01-01-1970 02:00 MANİ Manici (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 NASIL ANLATILIR (ENVER SEYHAN) 01-01-1970 02:00 RADYO (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 SOKU TAŞI (ENVER SEYHAN) 01-01-1970 02:00 HER CANIN HİKAYESİ BAŞKA.. Enver Seyhan 01-01-1970 02:00 ŞAKA GİBİ HEMİ… (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 PARA : VAY SOYKA! (ENVER SEYHAN) 01-01-1970 02:00 RECEP AĞA İLE SOHBET (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 DERDİ Kİ: Cahil Cesur Olur! (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 TAŞOVA KÖYLERİNDE YER ADLARI 01-01-1970 02:00 PONTUS MESELESİNE DAİR (ENVER SEYHAN) 01-01-1970 02:00 ÖMÜR KISA (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 “Eşşek ağmasa taş gurbete gitmez.” (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 TAŞOVA, NAHİYE ve KASABALAR ile KÖYLERİN TARİHÇESİ (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 TELAŞ TALAŞ (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 GARİP BİR YAZI (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 DAR AYAKKABI (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 SEPETLİ KÖYÜ 1574 (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 DÜNYA DÖNÜYOR Olan insanlığa oluyor (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 DESTEK ÇAYI VADİSİ (ENVER SEYHAN) 01-01-1970 02:00 BİR ZAMAN SİZİN KÖY 01-01-1970 02:00 HAYAT BİR HİKAYEDİR 01-01-1970 02:00 GÜRSU KÖYÜ ve KIYMETLİ HATIRALAR 01-01-1970 02:00 TAŞABAD 1840 01-01-1970 02:00 AMASYA DEDİM DE ATABEY SÜLALESİ 01-01-1970 02:00 SEPETLÜ ÇİFTLİĞİ - HADDADİ ÇİFTLİĞİ - SÜLEYMAN AĞA 01-01-1970 02:00 ANILARLA ADIM ADIM Oba Köyü 01-01-1970 02:00 GEÇMİŞE DAİR YENİDEN 01-01-1970 02:00 YERKOZLU KÖYÜ 01-01-1970 02:00 YEŞİLYURT (Sepetlioba) KÖYÜNDE ÖĞRETMENLİK YAPAN ŞAHISLAR 01-01-1970 02:00 MEMLEKETTE KARA ÇORBA YİYEMEDİM Enver Seyhan 01-01-1970 02:00 SAKIN APRUL'UN 5'İNDEN 01-01-1970 02:00 İnsanlar ve Bayramlar 01-01-1970 02:00 “Yol özgürlüktür!” 01-01-1970 02:00 HATIRA DEFTERİ 01-01-1970 02:00 TÜRKLERE DAİR Enver Seyhan 01-01-1970 02:00 YAŞAM - GEÇİM 01-01-1970 02:00 20 Ekim 1935 Genel Nüfus Sayımı ve Amasya 01-01-1970 02:00 AMASYA GÜNLERİ'nden İlk Gün İzlenimlerim 01-01-1970 02:00 Sayım -Tahrir Defterlerine Göre Bölgemizde Nahiyeler ve Köyler 01-01-1970 02:00 Her Hikaye Biraz Yarımdır Umarım bu hikaye yarım kalmaz 01-01-1970 02:00 ZİĞDİ – KARAYAKA NAHİYESİ KÖYLER VE HANE SAYILARI Sene: 1838 ve 1840 01-01-1970 02:00 GEÇMİŞTEN, GELECEĞE ERBAA ve TAŞOVA.. Enver Seyhan 01-01-1970 02:00 KARYE-İ SEYYİDLÜ 01-01-1970 02:00 TAŞÂBAD Nahiyesi Nüfus Defteri Kayıtları: 01-01-1970 02:00 GELENEKLER ve KÖYLER 01-01-1970 02:00 AKILDA KALANLAR VE YAŞAM HİKAYELERİNDEN KESİTLER 01-01-1970 02:00 YEŞİL DOMATES: KAVATA 01-01-1970 02:00 1838 Yılı TAŞÂBAD Nahiyesi Nüfus Defteri Kayıtları 01-01-1970 02:00 Mehmet Akif'in Annesi 01-01-1970 02:00 TAŞOVA TARİHİ Enver Seyhan 01-01-1970 02:00 TOKAT'TAN GİTMEK Mİ GEREK? 01-01-1970 02:00 Taş Medeniyettir! 01-01-1970 02:00 AMASYA’DA “BİR İNCİ”: 63 KÖYÜ İLE TAŞOVA 01-01-1970 02:00 Boraboy Gölü Normal Bir Göl Değildir... 01-01-1970 02:00 AMASYA’NIN “ALPASLAN” İLÇESİ 01-01-1970 02:00 BİLEYİ TAŞI 01-01-1970 02:00 TAŞOVA İLE İLGİLİ NOTLARIMDAN BAKİYE -HÜLASA- 01-01-1970 02:00 Kıtlık Kapıyı Çalmadan… 01-01-1970 02:00 BOŞLUĞA BAKAN PENCERELER... 01-01-1970 02:00 BALDIRAN YENİ BİR “TABİAT PARKI”MIZ OLABİLİR… 01-01-1970 02:00 SONİSA KAZASI TARİHİ-3 01-01-1970 02:00