OLUKLU MUKAVVA ADI MACERA, NAMI DOLAR

Enver Seyhan

15-12-2023 15:54

17 Kasım 2017-17 Teşrin-i Sani 2017-04 Son Güz 2017

Asıl meseleye girmeden önce tarihlemede ay adını oluklu mukavva üzerine yazdım. Kasım bugün itibariyle kullanılan geçgel ayın adı oluyor. Oluklu mukavva ile alakası yok aslında. “Laf ola beri gele” derler ya ben de öyle yaptım. Kasım ayrılma ayrışma kısımlama demek. İstanbul’un ortasındaki Taksim var ya taksimat yapılan yer anlamında esamesi oradan gelir. 8 Kasım günü “Kasım Günleri” başlar kuzey yarım kürede.

Teşrin-i Sani Osmanlı Devleti devrinde Rumi Takvim’in on birinci ayı idi. Fakat Rumi yılı buraya almadım. Zamanda bir döngü ve vakit takip çetelesi olarak geride kaldı. Bugün kaç kişi biliyor veya kaç kişi tarih gün ay hafta olarak Rumi takvimi kullanıyor? Elbette duvar takvimlerinde genellikle üç takvim yılı bir arada kullanılıyor.

Memleketimizde çeşitli takvimler basıldı ve kullanıldı:

Saatli Maarif Takvimi, Salih Zeki Takvimi, Celali Takvimi

Bunları yılı ayı günü belirleyen tayin eden anlamında matbu takvimlere birer misal olsun diye yazdım yoksa Rumi takvim, Hicri takvim, Miladi takvim gibi millete ve devlete göre takvim çeşitleri bulunuyor.

Meraklısı inceleme irdeleme araştırma ilgilenme hürriyetine sahiptir. Hiç olmazsa birazcık merak etmek de gerekiyor. Yoksa merak edenlerin egemen olduğu dünya devam edip sürer gider…

Üçüncü kısımda ise halkın takvimini ve ayın adını yazdım. Güz mevsimi ayları İlk güz Orta güz ve Son Güz olarak biliniyor. Anadolu’da halk böyle biliyor. Bugünkü takvimle aralarında On Üç gün fark var ve halk takvimi bugünkü resmi takvimi gün olarak On Üç gün geriden takip eder.

Rumi Sene : 1439

Döngüsü çok kolay. 584 ekleyince bugünkü yıla denk gelir.

Songüz ayı dedim ya…

Aklıma bir hikaye geldi. Son güz ayında başımdan geçti hilafsız anlattım. Mübalağa kattım süsledim donattım.

Sonra!..

Sonra bugün işte! İş ve işlemler ilerleyince, kısaca sayın memur hanımın keyfi erince, “şu kadar dolar istiyorum” tarzında gevrek kelamına muhatap oldum.

Dolar!

Bu da ne ki?

Gülümsedim, henüz salondan çıkmamıştım, camdan yedi kat aşağı yolu gözledim, seyrettim; tekrarladım:

Dolar!

Bizim Salığız’ın boynundaki yularla eşdeş bir takım şeyler, beynimden kalbime, kalbimden sağ böğrüme, mideme, sol kulağıma, bütün azalarıma, arızalı bir hal ve durum vücut iklimimde sıcak ve hatta kaynar su misali yaka yıka dolandı durdu. Salığız da, canım şu çobanı olduğum, köyde yaylada güttüğüm, kocanamın her birine ad taktığı ineklerden biri; postu sarı olanı, alnında doğuştan beyaz damga vardı ki bu tür damgadan dolayı biz hayvana ‘parlak’ dahi derdik; Salı günü doğmuş olacak ki adını Salığız koymuş. Kömüşe de alnında doğuştan beyaz damga varsa “depel” derdik. Etimolojik olarak Orta Asya’ya dayanıyor kelimenin kökü. Oralı eski bir lugatı takip ediyorum ara sıra.

Neyse!

Emir ve talimat alındı ya emir tekrarı edesim gelerek, sevinerek caddeye indim. Bir yandan da 500 dolar almanın yolunu yordamını bilmediğimden, önce bir bakkaliyeye girdim. “500 kilo dondurma ver, 500 dolar vereceğim, çabuk olursan sevirim” diye de ekledim. Bakkalcı gülsün mü, ölsün mü?

Durdu, baktı, içinden çok şey geçirdi hatta “bu çoban da kim şimdi?” dedi kesin. Hatta, sinkafın biri bin para! Zira, gözlerindeki ifade az buz değil, korktum, kapıdan kendimi hariciye yokuşuna gönderip ardımdan geliyor mu diye de sık sık dönüp yola bakmaya, karışık düşüncelere gark olarak, yol boyunca bulanık bir sel gibi akmaya başladım. Şükür kurtuldum!

Aklıma bir şey gelmiyor, cebimde dolar yok. Cüzdanıma, cebime baktım, param da yok. Ne olacak? Para lazım. Hesabımın olduğu bankalardan birdenbire buz gibi soğudum, gözlerime emir verdim, onları görünce “kör olun” dedim; öte taraftan da içimden oturup ağlamak geçiyor; İstanbul’un bu özel, bu aşina, bu seçkin, bu mamur semtinde ve semtin, semt kadar meşhur caddesinde ağlayamazdım, kusura bakılmasın, erkekliği madara edemezdim; ben Sırp eti miyim, mundarca müslüman mahallesinde kasapta satılayım?

Kasap deyince aklım çalıştı. Hemen yan yana dikelmiş, biri burma bıyıklı, boyluca, beni gözleyen dört gözün ablukasına alındığımı fark ettim. Oh! Güzel! Dükkanlardan anladım ki biri kasap ve diğeri manav. Bunlarda vardır dolar dedim ve göz hapsinden de kurtulduğumu var sayarak, perişan, mahçup, garip halime sevimlilik katarak, hem utanarak hem de boş vererek, yılışa yılışa yanaştım; bir kaç metreden hem başımla, hem bedenimle, hem dilimle selamladım.

Kara olanı selamı başıyla aldı, diğeri ardı dönük söz ile mukabele etti. Sonra “dayı kimsin, nesin, ne arıyorsun?” Dedi.

“Dayı mı? Yahu senin tevellüt kaç? Benden aşağı değilsin.”

“Tevellüt ne, anlamadım ki?”

“Neyse, boş ver, dolar bulunur mu sizde?”

Bu sefer öteki kara suratlı olan; “dayı burası döviz büfesi değil” dedi, bende takılı duran jeton küt diye başımın tam ortasına uzayda başıboş dolaşan uydulardan biri gibi sertçe düştü; düşüş ki ne düşüş; başım döndü, hevesim söndü, nefesim daraldı, dünyam karardı, çehrem morardı…

Bana kolonya falan döktüler, silkelediler, iki koldan ırgaladılar. Göz kontrolü yaptılar; birisi kalın sesiyle, “abim göz doktoru, bende ondan öğrendim, anlarım biraz” dedi. Ters ters baktım, “dayı sen niye kasaplık yapıyorsun, kapat ve doktor muayenehanesi aç” deyiverdim. Kahkahayı patlattı, “biz de olduk dayı!” diye bağırmaya başladı. “Dayı ile kalsan iyi.”

“Ya!”

“Ötesini manav söyler.”

Doğru döviz büfesine koştum. İki kravatlı, takım elbiseli, bıyıksız adam ayakta, reklam panosunda doların alış satış fiyatı mel’unca sürekli kırmızı kırmızı akıyor, cep yakıyor, insanın aklına türlü türlü şeyler takıyor, gözde gönülde şimşekler çakıyor. Düşünmeye imkanım ve zamanım yok. 500 lira çıkarıp “nakit değiş tokuş yapmak istiyorum, bir nevi trampa. Karşılığında 500 dolar verebilir misiniz?”

Adamlar bakışıyor, susuyor, sonra küçük olan, “buyrun efendim, yardımcı olayım” demeye koyuluyor. Fakat, benim hiç istifimi bozmadan, masum masum beklememden de kaygılanıyor olacak ki; “500 liraya şu kadar dolar verebilirim” diyor.

“Delikanlı, sen bilmezsin belki, bu günlerde dolarla lira bir dolar eşittir bir lira olmalı, öyle söz verilmişti” diyorum.

“Ekonomik göstergeler harika! Bakkal, kasap, market, manava da gittim, hakir gördüler, güldüler, beni döviz büfesine sürdüler.”

Dişlerim görünecek şekilde gülüyorum, delikanlı da gülüyor.

Bu harikalar diyarında, laf ebeliğinin bana faydası olmayacağı gibi zararı dokunabilir, kör kurşuna hedef olabilirim, bir bilinmez yerde ölebilirim; ele güven olmaz.

500 dolar karşılığı Türk lirasını, hem de alkışlarla, sevinerek, ekonomimizle övünerek döviz büfesine bırakıyorum.

Hey gidi dünya!

Dolar olmasa ne yapardık? Üstündeki resimler de bizden değil, bize benzemiyor. Tipsiz adamlar, “bana mecbursun” der gibi bakıyor. Ne güzel olmuş. Adam matbaayı kurmuş, akşamdan sabaha, sabahtan akşama kadar dolar basıyor, bastığı gibi dünyaya satıyor. Mecbur kalıyorsun, satın alıyorsun. Benim 500 lira çok yakın gelecekte ancak 100 dolar karşılığı olabilir. Düşünmeye gerek yok, ben çorbayı lira ile yiyorum!

Bana ne!

Alkışlıyorum…

Koşar adımlarla, şu ikrah ettiğim, sevmediğim, dolambaçlı, mahpushanemsi daireye giriyorum. Başka başka iki ülkenin bir diğer ülkenin -üçüncü ülkenin parasıyla yaptığı alışverişi gönlüm razı olmayarak onaylıyorum.

Sorular beynimde gidip geliyor: Ama niye? Neden?

Ya çok safım, ya sivri zeka, ya da çoban?

Soru sormanın bile hesabı kitabı var bu ülkede, sorup başımı belaya sokmayayım.

Şükür!

Her şey yolunda, bir dolar meselesi kalmış halledilmedik. Halledilince diyorlar ki İstanbul cennetten bir köşe olacak!..

Sokaklar oteller caddeler tesisler turist dolacak!..

Enver Seyhan

Advert
DİĞER YAZILARI Bir yarım harita Sene 1530 01-01-1970 02:00 İHTİYAR ZEYTİN AĞACI 01-01-1970 02:00 TAŞANOĞULLARI 01-01-1970 02:00 NİKSAR SUNA TOKAT AMASYA CANİK SİVAS 01-01-1970 02:00 Kaşka Tarihi 01-01-1970 02:00 RECEP HAFIZ ve TAŞOVA’DAN BİR HATIRA 01-01-1970 02:00 YERKOZLU KÖYÜ 01-01-1970 02:00 Taşova Hatırası, KAĞNI DEVRİLDİ BİR KERE!. 01-01-1970 02:00 2000 Sene Önce Bölge Haritası. 01-01-1970 02:00 SORDUNUZ TEKRAR YAZDIM 01-01-1970 02:00 Taşova'dan ayrıldığımda yaşım on dokuzdu. 01-01-1970 02:00 TAŞOVA’YA GELDİM.. 01-01-1970 02:00 EVLERİNİN ÖNÜ BULGUR SOKUSU 01-01-1970 02:00 BEN İŞTE 01-01-1970 02:00 Uluköy’den Trabzon’a Gönderilen Aileler 01-01-1970 02:00 HADDADİ İLE BERABER MERCİMEK DEPESİ 01-01-1970 02:00 TACETTİN DERGAHI'NDAKİ SIR! 01-01-1970 02:00 (1831 yılına ait Nüfus Defteri okumaları) 01-01-1970 02:00 YAŞAMAYAN HİKAYE SANIR 01-01-1970 02:00 PELİTLİ TEKYE 01-01-1970 02:00 1872’de Erbaa Amasya’ya bağlıydı, 01-01-1970 02:00 50 SENE SONRA… 01-01-1970 02:00 EKSEL KÖYÜ (Koçak köyü) 01-01-1970 02:00 Harman 01-01-1970 02:00 YENİDERE KÖYÜ 01-01-1970 02:00 HASBİHAL 01-01-1970 02:00 SALGINLAR, KARANTİNA, AMASYA 01-01-1970 02:00 UNUTULMAYA YÜZ TUTMUŞ KELİMELER 01-01-1970 02:00 Sivas Vilayet Haritası 01-01-1970 02:00 YAVAN SÜT TOZU İÇTİM! 01-01-1970 02:00 AMASYA TARİHİ Hüseyin Hüsameddin Yasar 01-01-1970 02:00 Ballıca eski Darma Köyü İmamoğulları Sülalesi : 01-01-1970 02:00 GENEL ve ÇEVREMİZ İLE İLGİLİ ÇOK FAYDALI BİLGİLER NOTLAR 01-01-1970 02:00 1944’de TAŞOVA’YA BAĞLIYDI 01-01-1970 02:00 BELEĞÜ / BELEVİ KÖYÜ 01-01-1970 02:00 LAF DOKUZ BOĞUM DERLER.. 01-01-1970 02:00 ÇELTEK BABA (BİDEVİ) 01-01-1970 02:00 TARİHİN DİLİNDEN 01-01-1970 02:00 HEBİÇLER (Hebişler) 01-01-1970 02:00 AKLIM YORULUYOR.. 01-01-1970 02:00 ALPASLAN KÖYÜ 01-01-1970 02:00 BOLADAN KÖYÜ SÜLALE İSİMLERİ 01-01-1970 02:00 (Rum eşkiyalar ve vahim olaylar) 01-01-1970 02:00 SENE 1983 01-01-1970 02:00 KULACANOĞULLARI 01-01-1970 02:00 ”HEY KALABALIKLAR DURUN BİRAZ DURUN” 01-01-1970 02:00 TARİHE DERKENAR 01-01-1970 02:00 YADIMA DÜŞER BAZI BAZI.. 01-01-1970 02:00 EYALET-İ RÛM (15 ve 16’ncı Asır) Sonusa, Erek, Karakuş ve Karayaka bölgeleri 01-01-1970 02:00 EYALET-İ RÛM (15 ve 16’ncı Asır) Sonusa, Erek, Karakuş ve Karayaka bölgeleri 01-01-1970 02:00 GELDİ TEKRAR ANLATTI… (Eski Yazılar) 01-01-1970 02:00 GUŞEYH Kuşuf 01-01-1970 02:00 2000 YILINDA DÜNYA NASIL OLACAK?.. 01-01-1970 02:00 HAYAT TABİAT VE BİR USTA 01-01-1970 02:00 ESKİ YAZILAR 01-01-1970 02:00 KIZDIRDILAR DEMEK Kİ… 01-01-1970 02:00 NE DEMEM GEREKİR 01-01-1970 02:00 GEYDOĞAN KÖYÜ Enver Seyhan 01-01-1970 02:00 DERELİ KÖYÜ (Kasımoğlu Sülalesi) 01-01-1970 02:00 KAÇ YIL GEÇTİ ARADAN! 01-01-1970 02:00 ILICA KIRKHARMAN SERNİÇ Gel suyunu Kavaloluğu'ndan iç! 01-01-1970 02:00 KALEKALE KÖYÜ 01-01-1970 02:00 TARİHİ SUNA ŞEHRİ 01-01-1970 02:00 DECCAL (B) 01-01-1970 02:00 KIŞLAK-I ANDIRAN 01-01-1970 02:00 Unsur Aha Bu Börk… 01-01-1970 02:00 “ELA GÖZLÜM BEN BU ELDEN GİDERSEM” 01-01-1970 02:00 Şimdilik bu kadar yeter.. 01-01-1970 02:00 TANIMADIĞIM İNSANLAR 01-01-1970 02:00 ASIRLIK HATIRALAR 01-01-1970 02:00 HATIRALAR Hayali cihan değer!.. 01-01-1970 02:00 SELE SEPET TOP KANDİL 01-01-1970 02:00 KUH-İ KARAKUŞ 01-01-1970 02:00 TAZE EKMEK Bayat Ekmek 01-01-1970 02:00 Sana Kızıyorum Öğretmenim! 01-01-1970 02:00 İKİ YÜZ SENE ÖNCE YEMİŞEN BÜKÜ KÖYÜ (ENVER SEYHAN) 01-01-1970 02:00 Enver Seyhan – Kadıköy 01-01-1970 02:00 Gücük ayı 1439 ( Enver Seyhan ) 01-01-1970 02:00 KIŞLAK KORAMU Karye-i Koramu 01-01-1970 02:00 HATIRALAR GELİP DİKİLİYOR BAŞIMA (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 SONUSA (ENVER SEYHAN) 01-01-1970 02:00 PLAN PROĞRAM ARKA PLÂN (Dünya görüldüğü gibi değil asla!) 01-01-1970 02:00 Köy Minibüsü 01-01-1970 02:00 Bu Vatan Kimin? (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 HASBİHAL (ENVER SEYHAN) 01-01-1970 02:00 KONUŞALIM MI ( ENVER SEYHAN) 01-01-1970 02:00 ANTİK ERBAA’DA BAKIR İSTİHSALİ (Sonusa Yöresinde İlk Tunç Devri) 01-01-1970 02:00 Yedi bin yıl önce Sonusa – Erbaa yöresinde insan yaşamı vardı…( ENVER SEYHAN ) 01-01-1970 02:00 MANİ Manici (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 NASIL ANLATILIR (ENVER SEYHAN) 01-01-1970 02:00 RADYO (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 SOKU TAŞI (ENVER SEYHAN) 01-01-1970 02:00 HER CANIN HİKAYESİ BAŞKA.. Enver Seyhan 01-01-1970 02:00 ŞAKA GİBİ HEMİ… (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 PARA : VAY SOYKA! (ENVER SEYHAN) 01-01-1970 02:00 RECEP AĞA İLE SOHBET (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 DERDİ Kİ: Cahil Cesur Olur! (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 TAŞOVA KÖYLERİNDE YER ADLARI 01-01-1970 02:00 PONTUS MESELESİNE DAİR (ENVER SEYHAN) 01-01-1970 02:00 ÖMÜR KISA (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 “Eşşek ağmasa taş gurbete gitmez.” (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 TAŞOVA, NAHİYE ve KASABALAR ile KÖYLERİN TARİHÇESİ (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 TELAŞ TALAŞ (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 GARİP BİR YAZI (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 DAR AYAKKABI (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 SEPETLİ KÖYÜ 1574 (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 DÜNYA DÖNÜYOR Olan insanlığa oluyor (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 DESTEK ÇAYI VADİSİ (ENVER SEYHAN) 01-01-1970 02:00 BİR ZAMAN SİZİN KÖY 01-01-1970 02:00 HAYAT BİR HİKAYEDİR 01-01-1970 02:00 GÜRSU KÖYÜ ve KIYMETLİ HATIRALAR 01-01-1970 02:00 TAŞABAD 1840 01-01-1970 02:00 AMASYA DEDİM DE ATABEY SÜLALESİ 01-01-1970 02:00 SEPETLÜ ÇİFTLİĞİ - HADDADİ ÇİFTLİĞİ - SÜLEYMAN AĞA 01-01-1970 02:00 ANILARLA ADIM ADIM Oba Köyü 01-01-1970 02:00 GEÇMİŞE DAİR YENİDEN 01-01-1970 02:00 YERKOZLU KÖYÜ 01-01-1970 02:00 YEŞİLYURT (Sepetlioba) KÖYÜNDE ÖĞRETMENLİK YAPAN ŞAHISLAR 01-01-1970 02:00 MEMLEKETTE KARA ÇORBA YİYEMEDİM Enver Seyhan 01-01-1970 02:00 SAKIN APRUL'UN 5'İNDEN 01-01-1970 02:00 İnsanlar ve Bayramlar 01-01-1970 02:00 “Yol özgürlüktür!” 01-01-1970 02:00 HATIRA DEFTERİ 01-01-1970 02:00 TÜRKLERE DAİR Enver Seyhan 01-01-1970 02:00 YAŞAM - GEÇİM 01-01-1970 02:00 20 Ekim 1935 Genel Nüfus Sayımı ve Amasya 01-01-1970 02:00 AMASYA GÜNLERİ'nden İlk Gün İzlenimlerim 01-01-1970 02:00 "Ustada Kalırsa Bu Öksüz Yapı" 01-01-1970 02:00 Sayım -Tahrir Defterlerine Göre Bölgemizde Nahiyeler ve Köyler 01-01-1970 02:00 Her Hikaye Biraz Yarımdır Umarım bu hikaye yarım kalmaz 01-01-1970 02:00 ZİĞDİ – KARAYAKA NAHİYESİ KÖYLER VE HANE SAYILARI Sene: 1838 ve 1840 01-01-1970 02:00 GEÇMİŞTEN, GELECEĞE ERBAA ve TAŞOVA.. Enver Seyhan 01-01-1970 02:00 KARYE-İ SEYYİDLÜ 01-01-1970 02:00 TAŞÂBAD Nahiyesi Nüfus Defteri Kayıtları: 01-01-1970 02:00 GELENEKLER ve KÖYLER 01-01-1970 02:00 AKILDA KALANLAR VE YAŞAM HİKAYELERİNDEN KESİTLER 01-01-1970 02:00 YEŞİL DOMATES: KAVATA 01-01-1970 02:00 1838 Yılı TAŞÂBAD Nahiyesi Nüfus Defteri Kayıtları 01-01-1970 02:00 Mehmet Akif'in Annesi 01-01-1970 02:00 TAŞOVA TARİHİ Enver Seyhan 01-01-1970 02:00 TOKAT'TAN GİTMEK Mİ GEREK? 01-01-1970 02:00 Taş Medeniyettir! 01-01-1970 02:00 AMASYA’DA “BİR İNCİ”: 63 KÖYÜ İLE TAŞOVA 01-01-1970 02:00 Boraboy Gölü Normal Bir Göl Değildir... 01-01-1970 02:00 AMASYA’NIN “ALPASLAN” İLÇESİ 01-01-1970 02:00 BİLEYİ TAŞI 01-01-1970 02:00 TAŞOVA İLE İLGİLİ NOTLARIMDAN BAKİYE -HÜLASA- 01-01-1970 02:00 Kıtlık Kapıyı Çalmadan… 01-01-1970 02:00 BOŞLUĞA BAKAN PENCERELER... 01-01-1970 02:00 BALDIRAN YENİ BİR “TABİAT PARKI”MIZ OLABİLİR… 01-01-1970 02:00 SONİSA KAZASI TARİHİ-3 01-01-1970 02:00