LAF DOKUZ BOĞUM DERLER..

Enver Seyhan

18-12-2024 09:15

Bu yazıyı yazmamın üstünden epeyce zaman geçtiğini sanıyorum. İlave yapmış olduğum gibi bazı kısımlarını çıkarmış da olabilirim. Başlığı yoktu, başlıksız olmazdı. Tekrar gözden geçirdim. Bakalım Ulu Mevla ne gösterecek?

Selam ve muhabbetle!

Her yerde, her ortamda, şu yalan dünyada…

Öyle acayiplikler var ki…

Öyle garayip acayip şeyler dönüyor ki…

Bildiğim ve yanılmadığım bir husustur: “Cehalet sadece sövgü üretir.”

Aklını kullanamayan sorgulamayan algılamayan yargılamayan yığınlar var yeryüzünde.

İlle de yazar olmasına gerek yok; bu mecrada insanlar düşüncelerini ifade edebiliyor, fikir üretebiliyor veya bir hadiseyi, bir olayı gün yüzüne çıkarabiliyor. Güncel olaylardan hareketle, yeri ve zamanı uygunsa içinden geçenleri aynaya yansıtabiliyor.

Derler ki:

“Acı söyletir!”

Yine bu mecrada olmak üzere; vicdanını kiraya vermiş, bilgiden, ilimden, irfandan yoksun ve yoksul klavye kahramanları aylak aylak dolaşıyor. Bu türden kişiler, fikre ve düşünceye fikirle, bilgiyle mukabele edemeyince klavyenin düzenine necis cümleler sokuşturuyor. Hoşuna gitmiyor diye, duyumlarına aykırı diye, yerleşmiş, kalıplaşmış, ezberlenmiş şekle uymuyor diye elindeki cehalet silahını kullanıyor. Özenerek, bezenerek sövüyor ve yaptığından da anlaşılıyor ki hoşnut oluyor.

Anlaşılan o ki sövgüden haz ediyor.

Oysa bilgiyle az çok teması olan ilk elden sövgüye baş vurmaz asla!

Ve…

Bunu yapanların genelde alayı için Orhan Veli diyor ki:

“Cep delik cepken delik!”

“Benzetmede hata olmaz” derler.

Talebe iken Sosyal Politika dersinde hoca, hayatın içinden bir gerçeği fotoğrafları vasıta kılarak bizlere aktarmaya çalışmıştı. Koskoca bilim adamı yalan uyduracak değildi ya!

Sanayi devriminin başladığı yıllardan sonra İngiltere’de kömür ocaklarında henüz sekiz – on yaşlarındaki çocukları çalıştırdıklarından söz etmişti ve fotoğrafları da şahit ve ispat mahiyetinde kullanmıştı. Gün gibi aklımda. Çünkü bu vahim durum yüreğime derin bir acı bırakmıştı. Dersin akışı bağlamında, sanayi devrimini şöyle film kurdelası gibi gözümün önünde canlandırınca, acılar üstüne bina edilmiş bir sanayi devrimi aklımı kurcalıyor; bir ileri iki geri gidiyorum.

Hatta bu çocukların çoğunun ağır iş ortamında hastalandıklarını ve dahi öldüklerini de ifade etmişti.

“Göreceli veya izafi bir fikir teatisi de olabilir hocanın bizimle paylaştığı;” çünkü zaman içinde bu cümleyi de kurmam gerektiğini düşündüm.

İnsanların her kim olursa olsun, kendi dininden, kendi ırkından, kendi renginden, kendi mesleğinden veya kendi yurdundan olmayanlara karşı, gizli saklı bir ukte taşıdığını ve yeri geldiğinde bunu gediğine koymayı marifet saydığını söylemeden geçmeyeyim.

Bugün alışveriş için uğradığım markette hangi işi üstlendiğinden emin olamadığım koşarak gelip kasa işlemini de yerine getiren delikanlıya; “ekonomik olarak her alanda sağlanan ilerleme, teknolojik gelişme ve endüstriyel üretim kolaylık sunduğu kadar, bir taraftan da zorlaştırıyor, iş yükünü artırıyor” dedim.

Delikanlı dedi ki:

“Bu ülkede iş güç ne zaman kolay oldu ki?”

Haklıydı. Kasaya bakıyor, mal sevkiyatını kontrol ediyor, müşteriyi takip ediyor, reyonlara mal diziyor. Gözüme takıldı. Koşar adım çalışıyordu işçiler sanki. Sevkiyat kamyonundan malı indirmek, paletleri açmak, taşımak, malın cinsini tespit etmek, paketleri bir çırpıda açıp reyona yerleştirmek görevleriydi. Yaşları ise, taş çatlasa otuzu geçmiyor.

“Bu gençler kaç lira ücretle ve kaç yaşına kadar bu markette istahdam edilirler acaba” diye aklımdan geçirdim. İşimden dolayı gerçekleri bilsem de yine de düşünmeden edemiyorum her nedense. Hatta bazan tutup yaşını, medeni durumunu, ebeveyninin hangi işle meşgul olduğunu dahi soruyorum. Çünkü her işin kanunda yeri var, tarifi var, kuralı var, şartı var. İşsizlik diz boyu diye, hayatın idamesi için mecburlar diye, vatan evlatlarını bu şekilde ezmenin bir evrensel yanıtı olmak zorunda.

Bu evsensel yanıtı kanun koyucu, idareci, uygulayıcı ve denetleyici verecek; verecek de kime verecek? Mahşerde Allah’a vereceği yanıtın çok elim ve vahim olacağını tahmin ediyorum. Dünyalık mercilerin hepsinden vaz geçtim.

Kırk yaşını geçmiş çok az insanın marketlerde çalıştığına şahit oluyorum. Emeklilik yaşı git gide dipsiz bir kuyuya doğru yönelmiş durumda. Uzun süreli çalışmak için “dipli işlerde” çalışmak gerekiyor. Gerekiyor da nasıl?

Usta, uzman ve vasıflı işçilerin bile üç kuruşa talim ettiğini düşününce hiç de kolay olmadığına hükmediyorum.

Belki yanılıyorum!

Fakat ekleyeyim:

İtirazlar yükseliyor diye seçim öncesi kanun allak bullak edilerek kırk yaşında insanlar emekli edildi. Bugün on bin lira aldıkları yazılıp çiziliyor. Oysa iş sağlamak, iş temin etmek, istihdam sahası açmak değil mi asıl mesele emekli etmekten ziyade?

Ekin tarlalarında gün doğumundan gün batımına kadar çalıştım. O zamanlar ekin orakla ve tırpanla biçiliyordu. Bağ bağlamak da ayrı bir meseleydi. Eldiven vardı da bağ bağlayanlar mı giymedi? Otuz beş veya kırk derece sıcağın alnında, duruma göre 12 ila 15 saat çalışmak kolay olmasa gerek!

Demir doğrama atölyelerinde, küçük işletmelerde, fabrikalarda işçilerin uzun süreli ve mesaisiz çalışmalarına şahit oldum. Küçük çocukların ağır işlerde çalıştırıldıklarını, mecburiyetlerinin istismar edildiğini gördüm. Hele yarım saatlik, bir saatlik öğle yemeği aralığında kuru beton üstüne yorgun bedenini ve ruhunu terk eden işçiler gözümün önünden hiç gitmez; hiç gitmez!

Hâlâ aklıma geldikçe üzülürüm!

Öyle sövgü ile her şey bitmiyor.

İngiltere’nin merhametsizliğini sövgüye harman edince, ülkemizde bütün işler rayına girmiyor. İngiltere’de insanlar müreffeh hayat sürüyor. Kişi başına düşen gelir asgari kırk bin dolar. Çalışma hayatı konusunda, kişi başına düşen gelir konusunda, bizim ülkemizle kıyas edilemez!

Ekonomik konularda yazmayı bıraktım. Son makalemin konusu “Çocuk İşçilikler ve Nedenleri” üstüne olmuştu. Bugünden geriye dönüp bakınca yazmam gerektiğini düşünüyorum. Belki ummadık yerde ummadık dertlere çare olur!

Bir yandan da yaşım üç 20. Zaman var mı? İmkan var mı? Güç kuvvet kudret var mı?

Tahmini ilk yazım tarihi:

2020

Gözden geçirme tarihi:

Ekim 2024

Advert
DİĞER YAZILARI Bir yarım harita Sene 1530 01-01-1970 02:00 İHTİYAR ZEYTİN AĞACI 01-01-1970 02:00 TAŞANOĞULLARI 01-01-1970 02:00 NİKSAR SUNA TOKAT AMASYA CANİK SİVAS 01-01-1970 02:00 Kaşka Tarihi 01-01-1970 02:00 RECEP HAFIZ ve TAŞOVA’DAN BİR HATIRA 01-01-1970 02:00 YERKOZLU KÖYÜ 01-01-1970 02:00 Taşova Hatırası, KAĞNI DEVRİLDİ BİR KERE!. 01-01-1970 02:00 2000 Sene Önce Bölge Haritası. 01-01-1970 02:00 SORDUNUZ TEKRAR YAZDIM 01-01-1970 02:00 Taşova'dan ayrıldığımda yaşım on dokuzdu. 01-01-1970 02:00 TAŞOVA’YA GELDİM.. 01-01-1970 02:00 EVLERİNİN ÖNÜ BULGUR SOKUSU 01-01-1970 02:00 BEN İŞTE 01-01-1970 02:00 Uluköy’den Trabzon’a Gönderilen Aileler 01-01-1970 02:00 HADDADİ İLE BERABER MERCİMEK DEPESİ 01-01-1970 02:00 TACETTİN DERGAHI'NDAKİ SIR! 01-01-1970 02:00 (1831 yılına ait Nüfus Defteri okumaları) 01-01-1970 02:00 YAŞAMAYAN HİKAYE SANIR 01-01-1970 02:00 PELİTLİ TEKYE 01-01-1970 02:00 1872’de Erbaa Amasya’ya bağlıydı, 01-01-1970 02:00 50 SENE SONRA… 01-01-1970 02:00 EKSEL KÖYÜ (Koçak köyü) 01-01-1970 02:00 Harman 01-01-1970 02:00 YENİDERE KÖYÜ 01-01-1970 02:00 HASBİHAL 01-01-1970 02:00 SALGINLAR, KARANTİNA, AMASYA 01-01-1970 02:00 UNUTULMAYA YÜZ TUTMUŞ KELİMELER 01-01-1970 02:00 Sivas Vilayet Haritası 01-01-1970 02:00 YAVAN SÜT TOZU İÇTİM! 01-01-1970 02:00 AMASYA TARİHİ Hüseyin Hüsameddin Yasar 01-01-1970 02:00 Ballıca eski Darma Köyü İmamoğulları Sülalesi : 01-01-1970 02:00 GENEL ve ÇEVREMİZ İLE İLGİLİ ÇOK FAYDALI BİLGİLER NOTLAR 01-01-1970 02:00 1944’de TAŞOVA’YA BAĞLIYDI 01-01-1970 02:00 BELEĞÜ / BELEVİ KÖYÜ 01-01-1970 02:00 ÇELTEK BABA (BİDEVİ) 01-01-1970 02:00 TARİHİN DİLİNDEN 01-01-1970 02:00 HEBİÇLER (Hebişler) 01-01-1970 02:00 AKLIM YORULUYOR.. 01-01-1970 02:00 ALPASLAN KÖYÜ 01-01-1970 02:00 BOLADAN KÖYÜ SÜLALE İSİMLERİ 01-01-1970 02:00 (Rum eşkiyalar ve vahim olaylar) 01-01-1970 02:00 SENE 1983 01-01-1970 02:00 KULACANOĞULLARI 01-01-1970 02:00 ”HEY KALABALIKLAR DURUN BİRAZ DURUN” 01-01-1970 02:00 TARİHE DERKENAR 01-01-1970 02:00 YADIMA DÜŞER BAZI BAZI.. 01-01-1970 02:00 EYALET-İ RÛM (15 ve 16’ncı Asır) Sonusa, Erek, Karakuş ve Karayaka bölgeleri 01-01-1970 02:00 EYALET-İ RÛM (15 ve 16’ncı Asır) Sonusa, Erek, Karakuş ve Karayaka bölgeleri 01-01-1970 02:00 GELDİ TEKRAR ANLATTI… (Eski Yazılar) 01-01-1970 02:00 GUŞEYH Kuşuf 01-01-1970 02:00 2000 YILINDA DÜNYA NASIL OLACAK?.. 01-01-1970 02:00 HAYAT TABİAT VE BİR USTA 01-01-1970 02:00 ESKİ YAZILAR 01-01-1970 02:00 KIZDIRDILAR DEMEK Kİ… 01-01-1970 02:00 NE DEMEM GEREKİR 01-01-1970 02:00 GEYDOĞAN KÖYÜ Enver Seyhan 01-01-1970 02:00 DERELİ KÖYÜ (Kasımoğlu Sülalesi) 01-01-1970 02:00 KAÇ YIL GEÇTİ ARADAN! 01-01-1970 02:00 ILICA KIRKHARMAN SERNİÇ Gel suyunu Kavaloluğu'ndan iç! 01-01-1970 02:00 KALEKALE KÖYÜ 01-01-1970 02:00 TARİHİ SUNA ŞEHRİ 01-01-1970 02:00 DECCAL (B) 01-01-1970 02:00 KIŞLAK-I ANDIRAN 01-01-1970 02:00 Unsur Aha Bu Börk… 01-01-1970 02:00 “ELA GÖZLÜM BEN BU ELDEN GİDERSEM” 01-01-1970 02:00 Şimdilik bu kadar yeter.. 01-01-1970 02:00 TANIMADIĞIM İNSANLAR 01-01-1970 02:00 ASIRLIK HATIRALAR 01-01-1970 02:00 HATIRALAR Hayali cihan değer!.. 01-01-1970 02:00 SELE SEPET TOP KANDİL 01-01-1970 02:00 KUH-İ KARAKUŞ 01-01-1970 02:00 TAZE EKMEK Bayat Ekmek 01-01-1970 02:00 Sana Kızıyorum Öğretmenim! 01-01-1970 02:00 İKİ YÜZ SENE ÖNCE YEMİŞEN BÜKÜ KÖYÜ (ENVER SEYHAN) 01-01-1970 02:00 Enver Seyhan – Kadıköy 01-01-1970 02:00 Gücük ayı 1439 ( Enver Seyhan ) 01-01-1970 02:00 KIŞLAK KORAMU Karye-i Koramu 01-01-1970 02:00 HATIRALAR GELİP DİKİLİYOR BAŞIMA (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 SONUSA (ENVER SEYHAN) 01-01-1970 02:00 PLAN PROĞRAM ARKA PLÂN (Dünya görüldüğü gibi değil asla!) 01-01-1970 02:00 Köy Minibüsü 01-01-1970 02:00 Bu Vatan Kimin? (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 HASBİHAL (ENVER SEYHAN) 01-01-1970 02:00 KONUŞALIM MI ( ENVER SEYHAN) 01-01-1970 02:00 ANTİK ERBAA’DA BAKIR İSTİHSALİ (Sonusa Yöresinde İlk Tunç Devri) 01-01-1970 02:00 Yedi bin yıl önce Sonusa – Erbaa yöresinde insan yaşamı vardı…( ENVER SEYHAN ) 01-01-1970 02:00 OLUKLU MUKAVVA ADI MACERA, NAMI DOLAR 01-01-1970 02:00 MANİ Manici (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 NASIL ANLATILIR (ENVER SEYHAN) 01-01-1970 02:00 RADYO (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 SOKU TAŞI (ENVER SEYHAN) 01-01-1970 02:00 HER CANIN HİKAYESİ BAŞKA.. Enver Seyhan 01-01-1970 02:00 ŞAKA GİBİ HEMİ… (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 PARA : VAY SOYKA! (ENVER SEYHAN) 01-01-1970 02:00 RECEP AĞA İLE SOHBET (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 DERDİ Kİ: Cahil Cesur Olur! (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 TAŞOVA KÖYLERİNDE YER ADLARI 01-01-1970 02:00 PONTUS MESELESİNE DAİR (ENVER SEYHAN) 01-01-1970 02:00 ÖMÜR KISA (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 “Eşşek ağmasa taş gurbete gitmez.” (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 TAŞOVA, NAHİYE ve KASABALAR ile KÖYLERİN TARİHÇESİ (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 TELAŞ TALAŞ (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 GARİP BİR YAZI (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 DAR AYAKKABI (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 SEPETLİ KÖYÜ 1574 (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 DÜNYA DÖNÜYOR Olan insanlığa oluyor (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 DESTEK ÇAYI VADİSİ (ENVER SEYHAN) 01-01-1970 02:00 BİR ZAMAN SİZİN KÖY 01-01-1970 02:00 HAYAT BİR HİKAYEDİR 01-01-1970 02:00 GÜRSU KÖYÜ ve KIYMETLİ HATIRALAR 01-01-1970 02:00 TAŞABAD 1840 01-01-1970 02:00 AMASYA DEDİM DE ATABEY SÜLALESİ 01-01-1970 02:00 SEPETLÜ ÇİFTLİĞİ - HADDADİ ÇİFTLİĞİ - SÜLEYMAN AĞA 01-01-1970 02:00 ANILARLA ADIM ADIM Oba Köyü 01-01-1970 02:00 GEÇMİŞE DAİR YENİDEN 01-01-1970 02:00 YERKOZLU KÖYÜ 01-01-1970 02:00 YEŞİLYURT (Sepetlioba) KÖYÜNDE ÖĞRETMENLİK YAPAN ŞAHISLAR 01-01-1970 02:00 MEMLEKETTE KARA ÇORBA YİYEMEDİM Enver Seyhan 01-01-1970 02:00 SAKIN APRUL'UN 5'İNDEN 01-01-1970 02:00 İnsanlar ve Bayramlar 01-01-1970 02:00 “Yol özgürlüktür!” 01-01-1970 02:00 HATIRA DEFTERİ 01-01-1970 02:00 TÜRKLERE DAİR Enver Seyhan 01-01-1970 02:00 YAŞAM - GEÇİM 01-01-1970 02:00 20 Ekim 1935 Genel Nüfus Sayımı ve Amasya 01-01-1970 02:00 AMASYA GÜNLERİ'nden İlk Gün İzlenimlerim 01-01-1970 02:00 "Ustada Kalırsa Bu Öksüz Yapı" 01-01-1970 02:00 Sayım -Tahrir Defterlerine Göre Bölgemizde Nahiyeler ve Köyler 01-01-1970 02:00 Her Hikaye Biraz Yarımdır Umarım bu hikaye yarım kalmaz 01-01-1970 02:00 ZİĞDİ – KARAYAKA NAHİYESİ KÖYLER VE HANE SAYILARI Sene: 1838 ve 1840 01-01-1970 02:00 GEÇMİŞTEN, GELECEĞE ERBAA ve TAŞOVA.. Enver Seyhan 01-01-1970 02:00 KARYE-İ SEYYİDLÜ 01-01-1970 02:00 TAŞÂBAD Nahiyesi Nüfus Defteri Kayıtları: 01-01-1970 02:00 GELENEKLER ve KÖYLER 01-01-1970 02:00 AKILDA KALANLAR VE YAŞAM HİKAYELERİNDEN KESİTLER 01-01-1970 02:00 YEŞİL DOMATES: KAVATA 01-01-1970 02:00 1838 Yılı TAŞÂBAD Nahiyesi Nüfus Defteri Kayıtları 01-01-1970 02:00 Mehmet Akif'in Annesi 01-01-1970 02:00 TAŞOVA TARİHİ Enver Seyhan 01-01-1970 02:00 TOKAT'TAN GİTMEK Mİ GEREK? 01-01-1970 02:00 Taş Medeniyettir! 01-01-1970 02:00 AMASYA’DA “BİR İNCİ”: 63 KÖYÜ İLE TAŞOVA 01-01-1970 02:00 Boraboy Gölü Normal Bir Göl Değildir... 01-01-1970 02:00 AMASYA’NIN “ALPASLAN” İLÇESİ 01-01-1970 02:00 BİLEYİ TAŞI 01-01-1970 02:00 TAŞOVA İLE İLGİLİ NOTLARIMDAN BAKİYE -HÜLASA- 01-01-1970 02:00 Kıtlık Kapıyı Çalmadan… 01-01-1970 02:00 BOŞLUĞA BAKAN PENCERELER... 01-01-1970 02:00 BALDIRAN YENİ BİR “TABİAT PARKI”MIZ OLABİLİR… 01-01-1970 02:00 SONİSA KAZASI TARİHİ-3 01-01-1970 02:00