HASBİHAL (ENVER SEYHAN)

Enver Seyhan

14-01-2024 08:56

Bizim Oba köyünde Davun Tepesi adıyla malum bir mevkii var. Genelde köylerde mevkiler iç içedir. Arazinin batı yönüne düşen ve tepeye hudut olan kısmı dedemin emmisinin çocuklarına aittir. Hemen aşağısındaki tarla da dedemin üstüne kayıtlıdır. Tarlanın mevkisine Tuzla diyoruz nedense. Belki de tarla öncekilerin koyun tuzladıkları yerdi. Aynı zamanda bu mevkii eski yerleşim yeridir. Eski yerleşim yeri olduğuna dair o kadar çok emare mevcut ki...

(Eskiler bilir; davara belirli sürelerde tuz verilmezse etinde ve sütünde istenilen tad bulunmaz. Bilirim; tuzsadıklarında tuzlaya gelirken birbirlerini kırarlar.)

Koyun tuzlamak da neyin nesidir? Helbette çoban olmayanın bilmediği, bilmeyeceği bir husus. Bilmek gibi bir görevi de olamaz. Son elli seneden beri bir modern çağ ve asri yaşam hengamesi sürüp gidiyor. İcatlar, gelişmeler ve yenilikler bunu gerektiriyor. Hatta bu modern asrın ne tadında ne de tuzunda bizim bir katkımız yok. Kim ne derse desin yok! Belki birkaç dirhem düşünce ve imal-i fikir olabilir ama ötesi yok; yani hayal meyal! İmalat ve teknik yok. İmkan da yok! Çünkü üretim imkanları kısır. Düşünce iklimi kurak ve çorak!

Düşünen insan zor insandır; aldım kabul ettim demez. Gazali felsefesiyle Türk milleti sulak arazide kuraklığa mahkum edilmiştir. Düşünce iklimi sarak sararuk bir ortamdır.

Yine çok derine daldım. Bir şey daha var ki:

Karşı fikir karşı sanayii karşı teknoloji karşı duruş ve davranış olmadan ve dünyada kabul görmeden hiçbir şey olmaz! Karşı siyaset karşı kültür karşı sosyal yapı olmadan olmaz! Bunlar da ha deyince olmaz!

"Hırsla kalkan zararla oturur."

Mezkûr Tuzla mevkisindeki tarlaya gittiğimizde bazı bazı konuşurken, laflarken lafdan lafa geçerdik ve valide geçmişi yad etmeye başlar ve derdi ki:

"Şu karşıdaki yama tarla Sepetli köyünden falancanın olması gerek. Babam bu tarlayı "ortakçı" olarak ekerdi. Yahut "ortakçı" olarak biçerdi ve harman ederdi. Ben de yanlarında olurdum. Şu goca pelit ağacına "salıncak" kurarlardı. Akşama kadar orada oyalanırdım,  sallanırdım."

Anlattığı zamana dair bir tarih veremem ancak yetmiş sene öncesi diyebilirim. Tarla sahibinin kendilerine çok az dene verdiğinden söz ederlermiş evlerinde ikide bir. Tabii olarak tohum ve alet edevat mülk sahibindense geriye kala kala "marabalık" kalıyor! Bir de ayrıca mecburiyet varsa ötesini konuşmanın lüzumu olmaz!

Bu "ortakçılık" meselesini düşünürdüm, sorardım, araştırırdım içinden çıkamazdım; aradığım cevabı alamazdım da. Oysa "ortakçılık" bir sistem olup Osmanlı'dan beri devam edegeliyor. Mülk sahibi tarlasını veya arazisini "marabaya" veriyor. "Maraba" araziyi işliyor, ekiyor, biçiyor, harman ediyor ve mülk sahibiyle bölüşüyor. Valide, aklına geldikçe mesele hakkında konuşur durur, bildiğini söyler, bilmediğini geçer ve lafının nihayetinde bölüşümün -üleşimin asla adil olmadığını sözlerine ekler; hâlâ sorunca tekrar eder.

Helbette zaman geçtikçe inceledikçe, üstüne düştükçe Osmanlı'da köylünün durumunu öğrenmeye başladım. Köylünün durumuna kafi düzeyde olmasa da vakıf oldum. Osmanlı'dan önce Roma'da, İran'da ve Turan'da insanların nasıl bir hayat sürdüğünü az çok öğrendim ve hayatın gidişatını kendimce bir yere koydum. O koyduğum yerde dursun varsın!

Osmanlı'da köylü (reaya) tarım ve hayvancılıkla uğraşırdı. Köyler küçüktü ve nüfusu azdı. Köyler idari düzenin en alt kademesinde yer alıyordu. Tabii ki Osmanlı'nın en mühim gelir kaynağı köyler ve köylülerdi. Mufassal Deftere köylüler Dirlik sahibinin adına göre kayıt edilirlerdi.

(Bu konulardaki çalışmalarıyla ülkemizde ilk olma durumunda bulunan Ö. L. Barkan önemli bir bilim insanıdır. Bu yazıyı yazmama neden de elli sene evveline ait ortakçılık üstüne kaleme aldığı makalesidir. Makalede esir kullar hukukunu işlese de başka eserlerde "hür reayanın ortakçılığı" konusuna da eğildim.)

Osmanlı'da köylünün kendi sahip olduğu arazi veya meskeni yoktu. Fakat devlet işlediği, vergisini verdiği sürece elindeki araziye ve meskene dokunmazdı, arazi bir bakıma zilliyeten babadan oğula geçerdi. Askerlik olayı da tamamen farklıydı. Sipahi veya tımar sahibi asker olacak kişileri seçer ve talim ederdi. Ata binmeden kılıç kuşanmaya kadar askeri eğitimden geçirdikten sonra sipahi veya tımar sahibi talep edildiğinde elindeki askerlerin orduya katılmasını sağlardı.

Tanzimat Fermanı'nı takiben Arazi Kanunnamesi yayımlandı. 1858 yılından sonra özel şahıslar bir araziyi kendi nam ve hesabına tapulama hakkı elde ettiler. Daha önceki dönemlerde mülk ve miri arazi düzeni geçerliydi ve fakat umum halka hitap etmiyordu. Ayrıca Vakıf arazi sistemi de vardı. Köylü sadece miri araziyi işliyor ve tasarruf hakkını kullanıyordu. Mülk edinemese de vergisini verdiği müddetçe mülkü gibi ekip biçiyordu. Yine de işler ve hizmetler tımar -dirlik sahibinin gözetimi altında gerçekleşiyordu.

Köylerde muhtar yoktu. Tımar sahibi veya kadı yahut kadının yerine köy imamı yönetici vasfını haizdi. Daha sonra köy kethüdası umuma ait işlere bakmaya başladı. Yeniçeri Ocağı kaldırılınca İstanbul'da 1829'da muhtarlık tesis edildi ve mahallelerdeki asayiş ve diğer işlerin yerine getirilmesi ve takip edilmesi sağlandı. 1833'te Kastamonu'da ikinci bir muhtarlık teşkilatı kuruldu. Aynı sene içinde Bolu'da halkın reyine başvurularak muhtar seçimi gerçekleştirildi. Tanzimat Fermanı sonrasında süreç devam etti gitti...

O halde tam anlamıyla "ortakçılık" ne idi?

Ş. Pamuk eserinin "Anadolu'da Marabalık ve Ortakçılık" kısmında Trabzon Konsolosu Palgrave'den alıntıyla şöyle diyor:

"Arazisini kendisi işlemeyecek durumda olan veya işlemek istemeyen toprak sahibi, işini yaptırmak için bir ya da daha fazla "maraba" tutar. "Maraba" bir tür kiracı veya ürün ortağıdır.

Anlaşma bir takvim yılı için yapılır ve üretimin eşit olarak bölüşülmesine dayanır."

Ancak tohumluk, alet edevat ve öküzler toprak sahibi tarafından sağlanmış ise, bu katkılardan dolayı katkı tutarı harmanda mahsulün marabaya ait olan kısmından düşülür.

Bina yapımında da aynı düzen geçerlidir. Vergiler, kayıp ve zarar ziyan da aynı şekilde yarı yarıya paylaşılır.

Burada hür köylüler için geçerli durumdan söz ettim. Ayrıca savaş esirleri için de benzer hal ve durum söz konusudur ancak savaş esirlerinin marabalık vaziyeti farklıdır. (Bu konuda Ö. L. Barkan'ın Osmanlı İmparatorluğu'nda 15 ve 16'ncı asırlarda Toprak İşçiliğinde Organizasyon Şekilleri -Kulluk ve Ortakçı Kullar adlı makalesine müracaat edilebilir.)

Ücretli ve gündelikçi çalışanlardan da bahsetmek icap ediyor. Ortakçılık gibi değildi tabii olarak. Ücretli çalışmak isteyenlerle mülk sahibi arasında bir ücret anlaşması yapılıyordu. Gündelikçi konusu biraz da menfi bir durumu ifade ediyor. Onun için bazı hallerde gündelikçi ve kimsesizlere dair tahrirlerde "onun bunun ianesi ile geçim temin eder" kaydı düşülüyordu.

Advert
DİĞER YAZILARI Bir yarım harita Sene 1530 01-01-1970 02:00 İHTİYAR ZEYTİN AĞACI 01-01-1970 02:00 TAŞANOĞULLARI 01-01-1970 02:00 NİKSAR SUNA TOKAT AMASYA CANİK SİVAS 01-01-1970 02:00 Kaşka Tarihi 01-01-1970 02:00 RECEP HAFIZ ve TAŞOVA’DAN BİR HATIRA 01-01-1970 02:00 YERKOZLU KÖYÜ 01-01-1970 02:00 Taşova Hatırası, KAĞNI DEVRİLDİ BİR KERE!. 01-01-1970 02:00 2000 Sene Önce Bölge Haritası. 01-01-1970 02:00 SORDUNUZ TEKRAR YAZDIM 01-01-1970 02:00 Taşova'dan ayrıldığımda yaşım on dokuzdu. 01-01-1970 02:00 TAŞOVA’YA GELDİM.. 01-01-1970 02:00 EVLERİNİN ÖNÜ BULGUR SOKUSU 01-01-1970 02:00 BEN İŞTE 01-01-1970 02:00 Uluköy’den Trabzon’a Gönderilen Aileler 01-01-1970 02:00 HADDADİ İLE BERABER MERCİMEK DEPESİ 01-01-1970 02:00 TACETTİN DERGAHI'NDAKİ SIR! 01-01-1970 02:00 (1831 yılına ait Nüfus Defteri okumaları) 01-01-1970 02:00 YAŞAMAYAN HİKAYE SANIR 01-01-1970 02:00 PELİTLİ TEKYE 01-01-1970 02:00 1872’de Erbaa Amasya’ya bağlıydı, 01-01-1970 02:00 50 SENE SONRA… 01-01-1970 02:00 EKSEL KÖYÜ (Koçak köyü) 01-01-1970 02:00 Harman 01-01-1970 02:00 YENİDERE KÖYÜ 01-01-1970 02:00 HASBİHAL 01-01-1970 02:00 SALGINLAR, KARANTİNA, AMASYA 01-01-1970 02:00 UNUTULMAYA YÜZ TUTMUŞ KELİMELER 01-01-1970 02:00 Sivas Vilayet Haritası 01-01-1970 02:00 YAVAN SÜT TOZU İÇTİM! 01-01-1970 02:00 AMASYA TARİHİ Hüseyin Hüsameddin Yasar 01-01-1970 02:00 Ballıca eski Darma Köyü İmamoğulları Sülalesi : 01-01-1970 02:00 GENEL ve ÇEVREMİZ İLE İLGİLİ ÇOK FAYDALI BİLGİLER NOTLAR 01-01-1970 02:00 1944’de TAŞOVA’YA BAĞLIYDI 01-01-1970 02:00 BELEĞÜ / BELEVİ KÖYÜ 01-01-1970 02:00 LAF DOKUZ BOĞUM DERLER.. 01-01-1970 02:00 ÇELTEK BABA (BİDEVİ) 01-01-1970 02:00 TARİHİN DİLİNDEN 01-01-1970 02:00 HEBİÇLER (Hebişler) 01-01-1970 02:00 AKLIM YORULUYOR.. 01-01-1970 02:00 ALPASLAN KÖYÜ 01-01-1970 02:00 BOLADAN KÖYÜ SÜLALE İSİMLERİ 01-01-1970 02:00 (Rum eşkiyalar ve vahim olaylar) 01-01-1970 02:00 SENE 1983 01-01-1970 02:00 KULACANOĞULLARI 01-01-1970 02:00 ”HEY KALABALIKLAR DURUN BİRAZ DURUN” 01-01-1970 02:00 TARİHE DERKENAR 01-01-1970 02:00 YADIMA DÜŞER BAZI BAZI.. 01-01-1970 02:00 EYALET-İ RÛM (15 ve 16’ncı Asır) Sonusa, Erek, Karakuş ve Karayaka bölgeleri 01-01-1970 02:00 EYALET-İ RÛM (15 ve 16’ncı Asır) Sonusa, Erek, Karakuş ve Karayaka bölgeleri 01-01-1970 02:00 GELDİ TEKRAR ANLATTI… (Eski Yazılar) 01-01-1970 02:00 GUŞEYH Kuşuf 01-01-1970 02:00 2000 YILINDA DÜNYA NASIL OLACAK?.. 01-01-1970 02:00 HAYAT TABİAT VE BİR USTA 01-01-1970 02:00 ESKİ YAZILAR 01-01-1970 02:00 KIZDIRDILAR DEMEK Kİ… 01-01-1970 02:00 NE DEMEM GEREKİR 01-01-1970 02:00 GEYDOĞAN KÖYÜ Enver Seyhan 01-01-1970 02:00 DERELİ KÖYÜ (Kasımoğlu Sülalesi) 01-01-1970 02:00 KAÇ YIL GEÇTİ ARADAN! 01-01-1970 02:00 ILICA KIRKHARMAN SERNİÇ Gel suyunu Kavaloluğu'ndan iç! 01-01-1970 02:00 KALEKALE KÖYÜ 01-01-1970 02:00 TARİHİ SUNA ŞEHRİ 01-01-1970 02:00 DECCAL (B) 01-01-1970 02:00 KIŞLAK-I ANDIRAN 01-01-1970 02:00 Unsur Aha Bu Börk… 01-01-1970 02:00 “ELA GÖZLÜM BEN BU ELDEN GİDERSEM” 01-01-1970 02:00 Şimdilik bu kadar yeter.. 01-01-1970 02:00 TANIMADIĞIM İNSANLAR 01-01-1970 02:00 ASIRLIK HATIRALAR 01-01-1970 02:00 HATIRALAR Hayali cihan değer!.. 01-01-1970 02:00 SELE SEPET TOP KANDİL 01-01-1970 02:00 KUH-İ KARAKUŞ 01-01-1970 02:00 TAZE EKMEK Bayat Ekmek 01-01-1970 02:00 Sana Kızıyorum Öğretmenim! 01-01-1970 02:00 İKİ YÜZ SENE ÖNCE YEMİŞEN BÜKÜ KÖYÜ (ENVER SEYHAN) 01-01-1970 02:00 Enver Seyhan – Kadıköy 01-01-1970 02:00 Gücük ayı 1439 ( Enver Seyhan ) 01-01-1970 02:00 KIŞLAK KORAMU Karye-i Koramu 01-01-1970 02:00 HATIRALAR GELİP DİKİLİYOR BAŞIMA (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 SONUSA (ENVER SEYHAN) 01-01-1970 02:00 PLAN PROĞRAM ARKA PLÂN (Dünya görüldüğü gibi değil asla!) 01-01-1970 02:00 Köy Minibüsü 01-01-1970 02:00 Bu Vatan Kimin? (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 KONUŞALIM MI ( ENVER SEYHAN) 01-01-1970 02:00 ANTİK ERBAA’DA BAKIR İSTİHSALİ (Sonusa Yöresinde İlk Tunç Devri) 01-01-1970 02:00 Yedi bin yıl önce Sonusa – Erbaa yöresinde insan yaşamı vardı…( ENVER SEYHAN ) 01-01-1970 02:00 OLUKLU MUKAVVA ADI MACERA, NAMI DOLAR 01-01-1970 02:00 MANİ Manici (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 NASIL ANLATILIR (ENVER SEYHAN) 01-01-1970 02:00 RADYO (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 SOKU TAŞI (ENVER SEYHAN) 01-01-1970 02:00 HER CANIN HİKAYESİ BAŞKA.. Enver Seyhan 01-01-1970 02:00 ŞAKA GİBİ HEMİ… (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 PARA : VAY SOYKA! (ENVER SEYHAN) 01-01-1970 02:00 RECEP AĞA İLE SOHBET (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 DERDİ Kİ: Cahil Cesur Olur! (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 TAŞOVA KÖYLERİNDE YER ADLARI 01-01-1970 02:00 PONTUS MESELESİNE DAİR (ENVER SEYHAN) 01-01-1970 02:00 ÖMÜR KISA (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 “Eşşek ağmasa taş gurbete gitmez.” (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 TAŞOVA, NAHİYE ve KASABALAR ile KÖYLERİN TARİHÇESİ (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 TELAŞ TALAŞ (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 GARİP BİR YAZI (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 DAR AYAKKABI (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 SEPETLİ KÖYÜ 1574 (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 DÜNYA DÖNÜYOR Olan insanlığa oluyor (Enver Seyhan) 01-01-1970 02:00 DESTEK ÇAYI VADİSİ (ENVER SEYHAN) 01-01-1970 02:00 BİR ZAMAN SİZİN KÖY 01-01-1970 02:00 HAYAT BİR HİKAYEDİR 01-01-1970 02:00 GÜRSU KÖYÜ ve KIYMETLİ HATIRALAR 01-01-1970 02:00 TAŞABAD 1840 01-01-1970 02:00 AMASYA DEDİM DE ATABEY SÜLALESİ 01-01-1970 02:00 SEPETLÜ ÇİFTLİĞİ - HADDADİ ÇİFTLİĞİ - SÜLEYMAN AĞA 01-01-1970 02:00 ANILARLA ADIM ADIM Oba Köyü 01-01-1970 02:00 GEÇMİŞE DAİR YENİDEN 01-01-1970 02:00 YERKOZLU KÖYÜ 01-01-1970 02:00 YEŞİLYURT (Sepetlioba) KÖYÜNDE ÖĞRETMENLİK YAPAN ŞAHISLAR 01-01-1970 02:00 MEMLEKETTE KARA ÇORBA YİYEMEDİM Enver Seyhan 01-01-1970 02:00 SAKIN APRUL'UN 5'İNDEN 01-01-1970 02:00 İnsanlar ve Bayramlar 01-01-1970 02:00 “Yol özgürlüktür!” 01-01-1970 02:00 HATIRA DEFTERİ 01-01-1970 02:00 TÜRKLERE DAİR Enver Seyhan 01-01-1970 02:00 YAŞAM - GEÇİM 01-01-1970 02:00 20 Ekim 1935 Genel Nüfus Sayımı ve Amasya 01-01-1970 02:00 AMASYA GÜNLERİ'nden İlk Gün İzlenimlerim 01-01-1970 02:00 "Ustada Kalırsa Bu Öksüz Yapı" 01-01-1970 02:00 Sayım -Tahrir Defterlerine Göre Bölgemizde Nahiyeler ve Köyler 01-01-1970 02:00 Her Hikaye Biraz Yarımdır Umarım bu hikaye yarım kalmaz 01-01-1970 02:00 ZİĞDİ – KARAYAKA NAHİYESİ KÖYLER VE HANE SAYILARI Sene: 1838 ve 1840 01-01-1970 02:00 GEÇMİŞTEN, GELECEĞE ERBAA ve TAŞOVA.. Enver Seyhan 01-01-1970 02:00 KARYE-İ SEYYİDLÜ 01-01-1970 02:00 TAŞÂBAD Nahiyesi Nüfus Defteri Kayıtları: 01-01-1970 02:00 GELENEKLER ve KÖYLER 01-01-1970 02:00 AKILDA KALANLAR VE YAŞAM HİKAYELERİNDEN KESİTLER 01-01-1970 02:00 YEŞİL DOMATES: KAVATA 01-01-1970 02:00 1838 Yılı TAŞÂBAD Nahiyesi Nüfus Defteri Kayıtları 01-01-1970 02:00 Mehmet Akif'in Annesi 01-01-1970 02:00 TAŞOVA TARİHİ Enver Seyhan 01-01-1970 02:00 TOKAT'TAN GİTMEK Mİ GEREK? 01-01-1970 02:00 Taş Medeniyettir! 01-01-1970 02:00 AMASYA’DA “BİR İNCİ”: 63 KÖYÜ İLE TAŞOVA 01-01-1970 02:00 Boraboy Gölü Normal Bir Göl Değildir... 01-01-1970 02:00 AMASYA’NIN “ALPASLAN” İLÇESİ 01-01-1970 02:00 BİLEYİ TAŞI 01-01-1970 02:00 TAŞOVA İLE İLGİLİ NOTLARIMDAN BAKİYE -HÜLASA- 01-01-1970 02:00 Kıtlık Kapıyı Çalmadan… 01-01-1970 02:00 BOŞLUĞA BAKAN PENCERELER... 01-01-1970 02:00 BALDIRAN YENİ BİR “TABİAT PARKI”MIZ OLABİLİR… 01-01-1970 02:00 SONİSA KAZASI TARİHİ-3 01-01-1970 02:00