Gapıyı, bacayı eyi örtün sanki Boğalunun karı sırtıma yağıyor derdi ırahmetlik Kerim dedem ocak başında yanan eteşin karşısında.

O zamanlar adam boyu kar yağardı köylere, kasabalara, şehirlere. Camiye, okula, tükana, gaveye, gitmek için kaŕı kürüyüp yol açardı gonu, gomşu elbirliğiyle.

Malların sulandığı punara aşşa yokuş inilirdi ve bizde en çok orda kızak kayınırdık. Goca köyün adamı yaka silkerdi hayvanların bacağı kırılacak diye bizlerden ama bizimde çok umurumuzda olmazdı.

Sırtta gocuk, ayakta gara lastik, çantada kitap, defter birde odun olurdu demirbaş cinsinden.

Odun deyip de geçmeyin hem iri, hem de kuru olmalıydı, kulağım çekilmesin dersen.

Ehtiyarlar oda denilen yerlerde toplanır acans diğnerlerdi ve gış bek gatı geçecekmiş odun yetse bari diye söylenirlerdi kendi aralarında.

Ağşam hava erken gararudu ve bek fazla alatirik yakılmazdı. Ocaklıkta yanan cin eteşiyle idare edülüdü ekseri. İmece usulü dolmalar dürülürdü ve afiyetle yerdik üç öğünün biri.

Gara gış gibi meşhurdu o zamanlar gara dolma, gara çorba, gara helle bide esmer un helvası.

Gış demek pastal, denk demekti ve sanat eseri ortaya çıkarırdı denk ustaları kispirin gözüne girmek ümidiyle.

Sonuçta herkesin bacası tüterdi bir şekilde ve kaynardı tenceresi kimi dert, kimi de neşe içerisinde.

Zorlu kış şartlarına rağmen bir cenaze oldumu hep birlikte omuzlara alınır ve çıkarılırdı Cenoğun Depeye defnedilirdi el birliğiyle.

Bu havada dışarıda galanın Allah yardımcısı olsun duası dilden düşmezdi gış boyunca birde gurda, guşa ekmek bırakılırdı dağa, taşa.

Beyaz esaret denilir oldu Cenabı Allah’ın rahmetine, biz demeyelim gine de malúm hikmetinden sual olunmaz, her şey onun takdirinde.

Eski hesaba göre bugün Aralık gireli iki gün oldu ve biz hâla kar göremedik.

Bu sene bıldırı aratmasa eyüdü diyek de bitsin bu hikaye

Hoş geldin Aralık….

ARALIK

Sis çöker çatağa, gara çorağa

Görünmezlik zırhını giyer Sonusa

Teslim olur bulutlar esen lodosa

Kapıları gıynaşuk goman bek soğuk

Dağ başları giyer, beyaz damatlık

Hava erken gararu, yaru aydınlık

Mevsim gışa yoldur, yolsa garanluk

Gidenlere ışık ol, yol ol, Aralık.

 

Hava ağar döner, yanar ocaklık

Tısır, tısır gaynar isli çaydanlık

Hazan çöker omza, biner yorgunluk

Yüzü soğuk olsa da, gözünde tokluk

Hey gidi gözünü sevdüğüm yokluk

Safları sık dutun, goman aralık

Mevsim gışa yoldur, yolsa garanluk

Gidenlere ışık ol, yol ol Aralık

Çıkmasa da diriye, sahip insanlık

Ölüye ev ,ocak olur mezarlık

Bir baş ehtiyarlık, bir baş çağalıķ

Garaağaç’la, Guşuf gadar, ıraklık

Düyna iki soluk verip, almalık

Zemheri, gücüğe delü sevdalık

Mevsim gışa yoldur, yolsa garanluk

Gidenlere ışık ol, yol ol, Aralık.

Hakkı BİÇER

15 Aralık 2025

İstanbul