Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), basın açıklaması yaparak pahalılığa dikkat çekti. Basın açıklamasını okuyan DİSK Karadeniz Bölge Temsilcisi DİSK/Genel-İş Sendikası Samsun Şube Başkanı Mutlu Karabacak, “Biz ayrıcalıklı 3-5 müteahhit şirket değiliz. Döviz geliri garantili ihaleleri biz almadık. Ülkenin kaynaklarını ucuza kapatan petrol prensleri kazanıyor. Ama TL değer kaybettikçe, bizim emeğimiz ucuzluyor. İşsizlik, pahalılık, zamlar, faturalar belimizi büküyor. Biz çalışıyoruz, biz üretiyoruz, bu ülkenin ekonomisini biz büyütüyoruz ama geçinemiyoruz. Borçla yaşamaya çalışıyoruz. Patronlardan çok vergi veriyoruz. İş yeri iş yeri, meydan meydan anlatıyoruz.

Milyonlarca işçi adına, emekçi adına, emekli adına, geçinemeyenler, barınamayanlar, iş bulamayanlar adına haykırıyoruz. Ekonomik krizin ve pandeminin ağır yükünü biz taşıyoruz. Her sabah yeni zamlara uyanıyor, her gün yoksullaşıyoruz. Üstüne üstlük son günlerde dövizin hızla artışıyla ekmek aslanın ağzından midesine indi. Ülkeyi yönetenler "dövizden size ne” diyorlar. Bizim aklımızla dalga geçmeyin. Biz Türk Lirası kazanıyoruz, döviz kuru arttıkça iğneden ipliğe her şeye zam geliyor. Türk Lirası değer kaybettikçe her gün daha da yoksullaşıyoruz” dedi. 

 

‘Emeğimiz ucuzluyor’

‘Türk Lirası değer kaybettikçe, biz kaybediyoruz. Emeğimiz ucuzluyor, satın alma gücümüz azalıyor’ diyen 

Başkan Karabacak “Ülkeyi yönetenler Türk Lirasının değer kaybetmesi ile övünüp buna “kurtuluş savaşı” diyorlar. Oysa paramız değer kaybettikçe bu ülke daha yoksul ve daha bağımlı hale geliyor. Türkiye Avrupa’nın en düşük asgari ücretinde Arnavutluk ile yarışıyor. ‘Türk Lirası değer kaybedince ücretler azalacak, rekabet gücümüz artacak, yabancı sermaye Türkiye'ye akacak’ diyorlar. Yok öyle yağma. Bu ülke, bu halk, bu ülkenin işçi sınıfı satılık değildir. Uluslararası pazarlarda kelepire satılığa çıkarılacak şahsa ait bir mal değildir.

Yabancı sermaye için, petrol prensleri ve kralları için ‘kelepir emek kelepir memleket’ diye tezgâh açanlara direneceğiz. TL ucuzlasın, emek ucuzlasın, memleketin taşı toprağı ucuzlasın tezgahını bozacağız. Bugün ülkemize, emeğimize sahip çıkmak yurtseverliğin gereğidir. TL'nin ve emeğin değersizleştirilmesi politikasından derhal vazgeçilmelidir. TL'nin değersizleşmesi nedeniyle yaşanan tüm kayıplar asgari ücret artışıyla telafi edilmeli, bu artışta işçiler büyümeden de pay almalıdır. 

Asgari ücretin ve tüm ücretlerin asgari ücret tutarı kadar bölümünde vergi ve kesintiler kaldırılarak tüm ücretlere 1000 lira iyileştirme yapılmalıdır.  

İşçi sınıfının yaşadığı gelir kaybını telafi etmesinin en önemli yolu, sendika ve grev hakkıdır. Bu hakların kullanımı önündeki tüm yasal ve fiili engelleri kaldırılmalıdır. Buradan bir kez daha haykırıyoruz; Yoksulluğa ve emeğimizin ucuzlatılmasına teslim olmayacağız. Kara kışı işçi baharına çevireceğiz. Üretimden gelen gücün kullanımı da dahil olmak üzere demokratik her türlü yöntemle direneceğiz. Bu ülke, bu halk, bu ülkenin işçi sınıfı satılık değildir. Emeğimizi ve memleketimizi savunmak için omuz omuza. Demokrasinin, hukukun, adaletin egemen olduğu emeğin Türkiye’si için omuz omuza” şeklinde konuştu.