Osmanlı saray mutfağının asırlık lezzeti, Konya düğün yemeklerinin baş tacı ve Taşova’nın en önemli kültürel miraslarından biri olan "Amasya Çiçek Bamyası", ithal ürün tehdidine ve biyokorsanlığa karşı koruma altına alınıyor. Taşova Yerel Kalkınma Derneği (TYKD), yerel gen kaynaklarını korumak ve bu asırlık mirası güvence altına almak adına Amasya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Somut Olmayan Kültürel Miras (SOKÜM) İl Tespit Kurulu Başkanlığına resmi başvurusunu tamamladı.

Son aylarda ithal bamya girişi nedeniyle zor günler geçiren yerel üreticilere nefes aldırmayı hedefleyen bu adım, geleneksel tarım kültürü alanında Amasya'da bir "ilk" olma özelliği taşıyor.

Tarihi Tapu Senedi Osmanlı Arşivlerinden Çıktı: "Kiler-i Hümâyûn Vesikası"

TYKD bünyesinde kurulan Kültürel Miras ve Hukuki Çalışmalar Grubu’nun yürüttüğü titiz arşiv taramaları, Taşova bamyasının sadece anonim bir ticari ürün değil, devlet mühürlü belgelerle tescilli bir saray lezzeti olduğunu gözler önüne serdi.

Cumhurbaşkanlığı Osmanlı Arşivi'nde (BOA) ulaşılan 1893-1901 yıllarına ait Saray Mutfağı iaşe kayıtlarında (Matbah-ı Âmire ve Kiler-i Hümâyûn Defterleri) şu tarihi ifadelere rastlandı:

"Kiler-i Hümâyûn için Amasya'nın Çiçek Bamyası ve Misket Elması"

Bu belgelerle, padişahın şahsi erzak hazinesine kabul edilen ve yabancı elçilere verilen ziyafetlerde özellikle tercih edilen çiçek bamyasının, ipe dizilerek gölgede kurutulma teknolojisinin en az 130 yıldır bu topraklara ait olduğu yasal olarak kanıtlanmış oldu.

"Analarımızın Kutsal Emanetini UNESCO Standartlarında Koruyacağız"

Başvuru sonrası önemli açıklamalarda bulunan TYKD Başkanı Yusuf Yücel, Amasya genelinde bugüne kadar el sanatları veya ritüeller bazında tesciller yapılmış olsa da geleneksel tarım kültürü alanında bamya konusunda daha önce hiçbir adım atılmadığına dikkat çekti.

Yücel, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

"Dernek olarak İl Tespit Kurulu'na sunduğumuz bu dosya, Amasya'da bu alandaki ilk resmi başvurudur. Son dönemde yerel gen kaynaklarımızı ve tohumlarımızı yasa dışı yollarla kaçırarak haksız kazanç sağlayan, adeta 'bizim silahımızla bizi vuran' zorba anlayışlara ve biyokorsanlık faaliyetlerine karşı bu resmi envanter çalışması bizim en büyük hukuki kalkanımız olacaktır.

Analarımızın, üreticilerimizin nasırlı elleriyle bugüne kadar taşıdığı bu kutsal emaneti, UNESCO standartlarında bir zırha büründürmekte kararlıyız. Tüm Taşova halkını ve yerel üreticilerimizi kültürel değerlerimize sahip çıkmaya, bu milli mücadelede yanımızda olmaya davet ediyoruz."