14 Mart 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 11063 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile onaylanan "Ulusal Su Planı", maden arama şirketlerine karşı çevreci platformların en güçlü yasal dayanağı haline geldi. Doğrudan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ne dayanan bu tarihi karar, su kaynaklarını "Milli Güvenlik" seviyesinde koruma altına alıyor.
Türkiye’nin su geleceğini şekillendirecek olan 2026-2035 Ulusal Su Planı, yürürlüğe girdiği andan itibaren doğa savunucuları ve çevreci platformlar için devrim niteliğinde bir kazanım oldu. 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 435/A maddesi dayanağıyla resmileşen bu karar, özellikle Boğalı Dağları gibi kritik su havzalarında faaliyet gösteren veya ruhsat bekleyen maden şirketleri için yeni ve aşılması zor bir yasal dönem başlattı.
Maden Şirketlerine Karşı "Suya Göre Planlama" Dönemi
Kararname ile güçlendirilen yeni plan, maden ihaleleri ve arama faaliyetlerinde hiyerarşiyi tamamen değiştiriyor. Çevreci platformların yıllardır sürdürdüğü doğa mücadelesine yasal bir zırh kazandıran planın öne çıkan maddeleri şunlar:
Maden Ruhsatlarına Su Engeli: Artık her türlü madencilik ve sanayi faaliyetinde "suya göre planlama" esas alınacak. Su kaynaklarına, yeraltı sularına veya içme suyu havzalarına yakın olan maden projeleri, bu kararname uyarınca doğrudan denetim ve iptal riskiyle karşı karşıya kalacak.
Milli Güvenlik Statüsü: Su yönetimi artık bir "Milli Güvenlik" meselesi olarak tanımlandı. Bu durum, maden arama şirketlerinin faaliyetlerinin su arz güvenliğini tehlikeye atması durumunda devletin en üst kademeden müdahale yetkisini doğuruyor.
Anlık Dijital Denetim: Yapay zeka ve uzaktan algılama teknolojileriyle maden sahaları 7/24 izlenecek. Su kaynaklarında oluşabilecek en küçük kirlilik veya çekilme durumunda, dijital verilerle şirketlere karşı anında hukuki yaptırım uygulanacak.
Çevreci Platformların Eli Güçlendi
Taşova Yerel Kalkınma ve Çevre Platformu bilim kurulu üyesi Yusuf Yücel’in de aralarında bulunduğu bölgedeki çevre platformu temsilcileri, bu kararnamenin Boğalı Dağları’nı maden faaliyetlerinden korumak adına tarihi bir adım olduğunu vurguluyor. Platform üyeleri, kararnamenin getirdiği "Bağlantısallık Yaklaşımı" sayesinde, bir maden projesinin sadece ekonomik getirisinin değil, ekosisteme ve gıda güvenliğine vereceği zararın bir bütün olarak değerlendirileceğine dikkat çekiyor.
Boğalı Dağları "Derin Bir Nefes" Aldı
On yıl boyunca yürürlükte kalacak olan bu stratejik plan, su havzalarının kalbi olan Boğalı Dağları için adeta bir can suyu oldu. Maden şirketlerinin bölgedeki faaliyetlerine karşı yürütülen hukuki mücadelelerde, bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi en güçlü "emsal karar" olarak mahkemelere sunulacak.








