1171’de Danişmentliler idaresinde iken Selçuklu Devleti’ne 1175 tarihinde 2. Kılıç Arslan zamanında geçmiştir.
1398 senesinde Osmanlı padişahı Yıldırım Bayezid tarafından Osmanlı Devleti’ne katılmıştır. Konar göçerler tarafından kurulduğu, daha sonra yerleşik hayata geçildiği bilinmektedir. Bu köylerden biri olan Haddadi, 2. Bayezid tarafından Haddadi Rum Eyaleti Beylerbeyi olan Yakup Paşa’ya mülk olarak verilmiştir. Haddadi tabi Felenbel iki baştan mülk Yakup Paşa mir miran-ı vilayet-i Rum ile köhne tevabi ve levahık ile gayr-i ez çiftlik hâ-i evlad-ı Dursun ve evlad-ı Ahlaga ve Ağaçık ve Hüseyin Beg ve Dursun Beg evladının çiftlikleri mülk-i Yakup Paşa ki hâliya vakf-ı camii ve çilehane der-Amasya. Daha sonraları Süleyman Paşa vakfı diye bilinir. 19. asırda Canik Bölgesi ayanı ve Trabzon Valisi Süleyman Paşa Haddadi köyünü çiftlik olarak adına vakfetti. 1550’li yıllarda köyümüz Sonisa Kazası Felenbel (Çalkaya) Nahiyesine bağlı bir köy idi.
Sonisa Nahiyesi merkez nahiye Karakuş, Frenkhisar, Taşova (Taşabat), Felenbel (Çalkaya), Pamuközü’nden oluşmaktadır ve 16. yüzyılda Felenbel (Çalkaya) Nahiyesinde şu köyler bulunmaktadır:
Felenbel (Çalkaya), Erbaa, Alan-ı Bey, Tutma, Alanbayram, Karabük, Ursu (Gökpınar), Zahte (Rahte), Köykend, Karsavıl, Kapaklı, Haddadi (Çaydibi), Tekelöz (Gürsu), Zaviye, İçasingir, Fendel, Yenice, Halamaz, Destek, Kozluca, Karamuk, Alan-bey, Alan-ı Yekür, Taylu, Ahili, Çanakcı, Kavakluca, Özmüş, Gevekse, Borabay, Gevri, İtburnu (Soğanlı Ladik).
Felenbel Nahiyesinin Taşova’nın kuzey kısmını oluşturduğu, Nahiye Destek çayının etrafında kurulduğu, merkezinin Felenbel (Çalkaya) köyü olduğu yazılmaktadır. 1455’te Felenbel’e bağlı 30 köy olduğu belirtilmektedir.
Tebriz’den Bursa’ya giden tarihi İpek Yolu üzerinde olması; bu yolun biri kuzeyden Kastamonu-Bolu, diğerinin güneyde Çorum-Ankara istikametinde olduğu, daha sonra birleşerek Amasya-Tokat-Erzincan ve Aras Vadisi üzerinden Tebriz’e ulaştığı bilinmektedir. 1. Murat Han Çorum-Osmancık istikametini, Yıldırım Bayezid Erzincan’a kadar bu yolu takip etmiştir. Fatih Sultan Mehmet Trabzon’u fethettikten sonra İstanbul’a bu yoldan dönmüştür. Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman da Acem seferinde bu yolu kullanmıştır.
Mezra olan Haddadi’ye (Koruhaddadi) yerleşik hayatlarını idame ederler. Konargöçer olarak Ahibegmüşlü cemaatinin yerleştiği, 1455’te Karahisar-ı Şarki’den dört neferin köyümüze yerleştiği bilinmektedir.
Osmanlı’nın kurucularından olan Kayı boyundan Karakeçili oldukları da söylenmektedir. Bu bölgede Çepni, Karkın, Kınık ve Salur gibi Oğuz boyları olduğu bilinmektedir. Çepni düşman görünce savaşan anlamında, Karkın ulu ve aç doyuran, Kınık her yerde aziz, Salur nerde olsa kılıç ve çomağı iş görür anlamındadır.
Cumhuriyet döneminde de köyümüze gelip yerleşenler mevcuttur. 1455’li yıllarda pirinç, buğday, arpa, ipekböcekçiliği, pamuk, arıcılık, keten, bağ ve meyvecilik, koyun, keçi, inek, öküz besledikleri söylenebilir. Şu anda çiçek bamya diyarı olarak bilinmektedir.
Haddadi ismi meslek ismi olup hat sanatı ile anılmış. Güzel yazı yazanlar hat sanatı ile uğraşanların yeri diyebiliriz veya had demirci olarak da geçmektedir. Ayrıca had demek çizgi, ayrışma noktası anlamlarına da gelmektedir. Koru Haddadi ise koruluk, saklanılan ormanlık gizlenen yerdir. 1926 tarihine kadar Haddadi olarak anılmış, bir ara Gadadu olarak söylendiği bilinmektedir. Gadadu isminin değirmene gelen vatandaşların hayvan ve arabalarının çamura saplanması sonucu çamurdan çıkamadıkları “gada bela dur” anlamında kullandıkları efsane olarak söylenmektedir. 1950 yılında Çaydibi olmuştur. Çaydibi olmasında kenarından çay geçmesi olarak yorumlanmaktadır. Eski köy yerleşim yerinin İpek Yolu üzerinde oba yolunda kenarında kuru gadadu olarak bilinen yer olduğu bilinmektedir. Daha sonraları su sıkıntısı nedeniyle çay kenarına mesken edinilmiştir.
Haddadi nüfusu 1455’te 37 kişi, 1520’de 59 kişi, 1574’te 170 kişi olduğu biliniyor. Nüfus artınca mülk edinmek için orman olan pelitliklerin balta ile kesilerek kütükleri sökülerek tarla yapıldığı bilinmektedir.
Köyümüzde pirinç üretimi yapıldığı için 1574’te dink (pirinç) değirmeni kurulmuştur. Dink değirmenleri su veya hayvan gücü ile çalışırdı.
1971 yılında kasaba olmuş, belediyelik iken 2008’de nüfusunun 2000’in altına düşmesi sonucu köy olmuştur. 1986 tarihinde köy halkı tapusuna kavuşmuştur. 2024 sayımında köyde yaşayan nüfus 398 erkek, 372 kadın toplam 770 kişi olarak sayılmıştır. Dışarıda yaşayanlarla birlikte nüfusun 10 bine yakın olduğu tahmin edilmektedir.
Köyümüzdeki Soyadları
Ak, Akgül, Akın, Akkaya, Aktaş, Apaydın, Aras, Arslantaş, Arslan, Aşçı, Avcı, Aydın, Ayral, Aytaç, Bak, Bayram, Beşpınar, Bilgen, Ceylan, Cingöz, Coşkun, Cüre, Çetin, Çınar, Çoruh, Demirel, Dikmen, Dilek, Doğan, Döner, Duran, Elgün, Eraslan, Ercan, Erdoğan, Ergüz, Erol, Fırat, Gani, Genç, Gökay, Göktepe, Güler, Gültekin, Güneş, Güney, Güngör, Hancı, İncel, Kahriman, Kaplan, Karagöz, Karakaya, Kayak, Kaymak, Keleş, Keskin, Kılıç, Kılınç, Koca, Koç, Koçak, Köksal, Köse, Kurt, Meşe, Oğuz, Öz, Özalp, Özarslan, Özcan, Özdemir, Özen, Özey, Özkan, Özsoy, Öztürk, Sarı, Sevindikoğlu, Şahin, Şen, Tekin, Temiz, Temizel, Tercan, Tuncel, Turan, Tutum, Türköz, Uçar, Uzun, Ünsal, Ünür, Yaşar, Yavuz, Yetkin, Yüksel, Yıldırım, Yıldız, Yılmaz
LakAPLar
Felekler, Karaahmetler, Kayacavuşlar, Ali Pehlivanlar, Balıkçılar, Fındıklılar, Köseler, Çerkezahmetler, Kahrimenler, Cinaliler, Halimler, Cımbıllar, Osmanlar, Sinanlar, Mazınler, İzetagalar, Ustalar, Kerkütlüler, Deli Mıktarlar, Hacılar, Şamballar, Kılıççılar, Kadiragalar, Buruşuklar, İsmailoğulları, Emeksizler, Fikri efendiler, Abüdünler, Kürtler, Titikler, Kadılar, Haliller, Calüsüyünler, Kurular, Ganişler, Şirikler, Hancılar, Sarılar, Sülekler, Keleşler, Çakırlar, Çoşdırlikler, Cinler, Seyitçavuşlar, Memetçavuşlar, Yahnılar, Kayadoğanlar, Ömerdayılar, Kayaoğmerler, Hasgüller, Koçoğlanlar, İzet hocular, Kocoosmanlar, Kopuklar, Haşimagalar, İzetustalar, Gödekler, Gögömerler, Fisilahmetler, Karabacaklar, Bekirler, Eşkıyalar
Köyümüzün tarihinin büyük bir kısmını Prof. Dr. İsmail KIVRIM’ın yazmış olduğu Taşova Erbaa Yerleşme Nüfus ve Ekonomi (15-16. Yüzyıllarda Sonisa Kazası) Amasya Belediyesi Kültür Yayınları’ndan yararlandım. Daha değişik kaynaklardan da yararlanılmıştır.
Derleyen:
Çaydibi Köyü halkından Başöğretmen İbrahim ÖZARSLAN







