Trabzon – 11 Ağustos 2017 - 11 Ağustos 2025

11 Ağustos 2017  bir çocuğun cesaretiyle bir milletin yüreğine işlenen bir hikâyenin yıl dönümü. Eren Bülbül, henüz 15 yaşındaydı. Çocuktan öte değildi belki ama o gün, herkesin sustuğu yerde konuştu. "Burada teröristler var" dedi. Göstermekten korkmadı, kaçmadı, saklanmadı. Ve o cesaretin bedelini, en değerli şeyiyle —canıyla— ödedi.

Eren, Trabzon’un Maçka ilçesinde yaşıyordu. Yayla havası gibi temiz bir kalbi, Karadeniz kadar coşkulu bir ruhu vardı. O gün, güvenlik güçlerine yol gösterdiği sırada hain teröristlerin açtığı ateşle şehit oldu. Yanında Jandarma Astsubay Kıdemli Başçavuş Ferhat Gedik de şehit düştü.

İkisi de o toprağa canlarını emanet etti, bizlere ise kocaman bir yürek sızısı bıraktı.

Eren’den geriye bir fotoğraf kaldı… Üzerinde bordo-mavi forması, gözlerinde çocukluğun masumiyeti, dudaklarında ise koca bir sitem:

"Biri de çıkıp demiyor ki Eren, iyi ki varsın."

O söz, milyonları ağlattı. O günden sonra herkes söyledi:

Eren, iyi ki varsın.

Sadece o gün değil, her gün…

Bugün Türkiye’nin dört bir yanında dualar Eren için yükseliyor. Adı okullarda, parklarda, kütüphanelerde yaşatılıyor. Ama en çok da kalbimizde… Çünkü Eren artık sadece bir çocuk değil; bir kahraman, bir sembol, bir umut oldu.

Onu toprağa verdik belki, ama hatırası gökyüzüne yazıldı. Ve oradan, yıldızlar gibi her gece bize göz kırpıyor.

Eren Bülbül, sen hep bizimlesin. İyi ki vardın, iyi ki varsın.