Topaç

 Oyuncular topaçlarını ellerine alır ve iplerini sararak hazır hale getirirler. Topaçlar oyuncuların daha önceden çizdiği dairenin içine aynı anda atılır. Sonradan topacını yere atan oyuncu olursa, oyun geçersiz sayılır ve yeniden atış yapılır. Oyunda önemli olan topacın dönme süresidir. Topacı en fazla dönen oyuncu oyunu kazanır ve rakibinin topacını alır.

Topacın dönme esnasında oyuncular: “Benimki seninkini yutuyor.” Derlerdi.

Enek ( Misket Kuytuk)

Bizim çocukluğumuzda misket denmezdi enek denirdi, Enek oyununda en sevdiğim kuytuk adını verdiğimiz oyundu. Düz bir alanda ayakkabı topuğumuzla oluşturduğumuz ufak kuytuğu olur ve birde 9 adım sayarak bir çizgi çekilir, Başlama noktası olur. Oradan ilk atış yapılır amaç kuytuğa ilk giren olmaktır. Kuyguta ilk girene zehir denir ve vurduğu enekler onun olur.

Sinyal

Sinyal oyunu aslında bir nevi saklambaç oyunu gibidir. Karşılıklı iki gurup olur bu guruplar en az 4 kişiden oluşur. Bir gurup daha önceden belirlenen bölgede (Duvar ve ağaç gibi) yüzünü yaslayarak sayı saymaya başlar, 1-50 arası sayı diğer gurup saklanmaya başlar belirli bölgelerde.

Sayım işlemi bittiğinde ebe olan gurup diğer saklanan grubu bulmak için sinyal verin diye bağırır ve karşı tarafın sinyal diye bağırmasıyla oldukları bölgeyi tespit etmeye çalışır.

Bizim çocukluğumuzda genelge ramazan ayı geceleri çok oynanır ve belirlenen bölge Yemişen mahalesinin tamamı olurdu.

Yaş mı Kurumu?

Çocukluğumuzda kesinlikle cebimizde olması gereken olmazsa olmazlardandı. Bir oyunu oynamaya başlamadan önce ebeyi seçerdik.

Böylesine cebimizde taş taşımamızın amacı aslında o dönemde bozuk para olmaması veya olsa bile hemen harcamamızdı.

Ufak düz bir taş cebimizden çıkartır ve bir tarafını ıslatırdık, karşımızdaki kişiye sorardık ‘’yaş mı kurumu’’ ve sonra havaya atar taşın hangi yönü gelirse bilen kişi ebe olmazdı.

Günümüzde bu artık bozuk para ile yapılıyor yazı mı turamı diye.

DEVAMI GELECEK….

90’lı Yılların Unutulmaya Yüz Tutmuş Oyunları 1.BÖLÜM