Başlık 1291 Yılından Beri Vakıf geliri olan Sonusalı Arabacıoğlu Ailesi

 

Tarihsel belgeler Işığında Sonisa Ahi Nahcivan soyundan Sonusalı Arabacıoğlu Recep Osmanlı Sonisa kazası temettuât defteri kaydında geçen şu ifade,"Ahi Nahcıvan evlâdından bir senede hâsıl olan menâfi'i: 200 kuruş" hane sahibi Arabacıoğlu Recep’in soybağını, dini/sosyal statüsünü ve bu statüden kaynaklı bir geliri ifade etmektedir.

​​Bu ifadeyi kelime kelime ve tarihsel bağlamıyla şu şekilde açıklayabiliriz:

​1. "Ahi Nahcıvan Evlâdı" Ne Demek?

​Ahi: Anadolu'da esnaf, zanaatkâr ve ticaret erbabının dayanışmasını sağlayan, dini-ahlaki temelleri olan Ahilik teşkilatına (veya bir tekkeye/vakfa) mensup, saygın bir kişiyi ifade eder.

​Nahcıvan: Bugün Azerbaycan’a bağlı olan Nahçıvan bölgesini işaret eder. Muhtemelen bu kişinin dedeleri veya kurucu atası, geçmiş dönemlerde (büyük ihtimalle bölgenin Osmanlı-Safevi mücadeleleri döneminde veya daha erken bir fetih dalgasıyla) Nahçıvan'dan bu bölgeye (Uluköy/Sonisa civarına) göç etmiş, orada tanınmış bir dini/sosyal figürdür.

​Evlâdı: Bir kişinin soyundan gelenler, torunları demektir.

​Özetle: Arabacıoğlu Recep, bölgede köklü bir geçmişi olan, muhtemelen vakıf veya tekke kurucusu saygın bir şahsiyet olan "Ahî Nahcıvan" isimli zatın soyundan (evladından) gelmektedir.

​2. Belgedeki Anlamı ve Ekonomik Karşılığı

​Osmanlı döneminde köklü ailelerin kurduğu vakıflar veya zaviyeler bulunurdu. Bu vakıfların kurucusunun soyundan gelenlere (evlâd-ı vakıf) vakıf gelirlerinden belirli paylar (cihet/galle) ödenirdi ya da bu soydan gelen kişilerin işlettiği bazı mülklerin özel bir statüsü olurdu.

Sonisa kazası temettuât defterindeki​ kayda baktığımızda:

​Arabacıoğlu Recep'in tarla, bağ, hayvan varlığı ve arı kovanları tek tek sayılmıştır.

​Hemen altına ise "Ahi Nahcıvan evlâdından bir senede hâsıl olan menâfi'i: 200 kuruş" yazılmıştır.

​Bu durum, Recep'in bu aile mirası/vakfı üzerinden yıllık 200 kuruşluk bir gelir (menfaat/kazanç) elde ettiğini göstermektedir. Bu gelir, onun şahsi tarım ve hayvancılık gelirlerine ek bir kalem olarak yazılmış ve toplam temettuâtına (yıllık kazancına) dahil edilmiştir.

​Tarihsel Bağlam

​Uluköy (Sonisa) ve çevresi, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde çok önemli bir kültür, ticaret ve tarım merkeziydi. Bölgede pek çok zaviye, tekke ve vakıf bulunmaktaydı. Bu kayıt, Arabacıoğlu Recep’in sadece bir çiftçi/arabacı olmadığını, aynı zamanda bölgenin tarihi ve sosyal dokusunda yer tutan Ahî Nahcıvan isimli tarihi bir şahsiyetin soyunu devam ettiren, o dönemde saygınlığı ve vakıf bağı bulunan bir haneye mensup olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.Akademik araştırmalar ve tarihi tapu/tahrir defteri kayıtları tarandığında, sorunuzda geçen Ahi Nahcivan (veya Ahî Nahcıvanî) ve onun Sonisa (Uluköy) bölgesindeki evlatları ile ilgili çok net tarihsel bilgilere ulaşılmaktadır.

Tarihi gerçekler ışığında Ahi Nahcivan'ın kim olduğu ve Sonisa'daki izleri şu şekildedir:

1. Ahi Nahcivan Kimdir?

Ahi Nahcivan, 13. yüzyılın ikinci yarısında (Selçuklu döneminin sonlarında) Niksar, Erbaa ve Sonisa yöresinin Türkleşmesinde, islamlaşmasında ve imar edilmesinde çok büyük rol oynamış "Alperen" bir Türk dervişi ve fütüvvet (Ahilik) lideridir.

Asıl Adı: Hazırlattığı 6 Ekim 1291 (Evâsıt-ı Şevval 690) tarihli resmi vakfiyesine göre asıl adı Doğanşah oğlu Şemsüddin Ahi Ahmed'dir. Memleketi veya soyu Nahçıvan'a dayandığı için tarih belgelerinde "Nahcıvanî" veya "Ahi Nahcivan" olarak anılmıştır.

Vefatı: Niksar'da Tekke Bağı yakınlarında bulunan ve halk arasında "Karanlık Tekke" olarak bilinen türbe/kitabeye göre 1305 yılında vefat etmiştir.

Tarihi Rolü: Moğol istilası döneminde Anadolu'nun bu uç bölgesine gelmiş; kurduğu cami, medrese ve zaviyelerle (aşevleri/konaklama merkezleri) bölge halkına ve yolculara hizmet etmiştir.2. Sonisa (Uluköy) ile Bağı ve "Sonisa'da Evlatları Var mı?" Tarihi Vakıf Kayıtları: Osmanlı'nın erken dönem tahrir defterlerinde Ahi Nahcivan Vakfı kaydedilirken aynen şu ibare düşülmüştür: "Sonisa kazasına tabi Fidi (Uluköy) köyünde Zaviye-i Nahcivan". Yani Ahi Nahcivan, 1291 yılında bizzat Sonisa (bugünkü Uluköy) topraklarında bir zaviye ve vakıf kurmuştur.

Vakıf Gelirleri ve Evlatlar: Osmanlı hukukunda bu tarz köklü vakıfların gelirleri, vakıf şartnamesine göre kurucunun soyundan gelenlere ("Evlâd-ı Vakıf") aktarılırdı.

Arabacıoğlu Recep, 1840 yılında Uluköy'de yaşayan ve bu vakfın resmi olarak "Ahi Nahcivan Evlâdı" (yani Ahi Nahcivan'ın soyundan gelen torunu) olarak tanınan kişidir. Belgede Recep'in bu soydan ötürü her yıl düzenli olarak 200 kuruş vakıf menfaati/geliri aldığı resmiyetle kaydedilmiştir.

Özetle; Ahi Nahcivan, 700 küsur yıl önce bölgeyi imar eden Selçuklu dönemi ruhani liderlerinden biridir ve Sonisa (Uluköy) halkı içerisinden Arabacıoğlu gibi köklü sülaleler resmi olarak onun soyundan gelen torunları (evlatları) kabul edilmiştir.Kaynak:Abdullah Seçkin Seçkin Abdullah Uluköy Kiitabı

Paylaşım: Muhammet Canlı