İlçemiz Taşova ya bağlı Uluköy (Sonusa) beldesinin köklü ailelerinden "Böğürcüoğlu" ailesine ait, I. Dünya Savaşı döneminden Cumhuriyet’e uzanan tarihi ve hukuki belgeler gün yüzüne çıktı. Muhammet Canlı tarafından paylaşılan tarihi Danıştay belgesi, Taşova ve çevresinin yakın tarihine, cihan harbi yıllarında yaşanan seferberliğe ve bölgenin sosyo-ekonomik yapısına dair ezber bozan detaylar barındırıyor.

Orta Asya’dan Taşova’ya Uzanan Soy Mirası

Araştırmalara göre, eski Türk devlet geleneğinin temel taşları olan "Orun" (mevki) ve "Ülüş" (pay) sisteminden gelen "Böğürcü" unvanı, ailenin asırlar öncesine dayanan soyluluk ve idari gücünü temsil ediyor. Türk töresinde kurultay ve toylarda stratejik öneme sahip kişilere verilen bu unvan, 20. yüzyılın başlarında Osmanlı Devleti'nin en kritik mali kurumlarından biri olan "Mültezimlik" sıfatıyla Taşova topraklarında devam etti.

Ladik’ten Erbaa’ya Uzanan Devasa Bir İltizam Bölgesi

Hukuki kayıtlara göre; ailenin büyük dedesi Böğürcü oğlu Ali Efendi, Rumi 1330 (Miladi 1914) yılında o dönem bölgenin en büyük idari merkezi olan Sonusa (Uluköy) odaklı devasa bir coğrafyanın aşar vergisi toplama ihalesini (iltizam) üzerine aldı. Ali Efendi’nin mültezim olarak nüfuz ettiği bu bölge; bir ucu Ladik sınırından başlayıp Destek üzerinden Erbaa Kaleköy’e kadar uzanan çok geniş bir tarım havzasını kapsamaktaydı.

Cihan Harbi Seferberliği ve Tarihi Bir Fedakarlık

1914 yılında Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’na girmesiyle ilan edilen genel seferberlik, Ladik-Erbaa hattındaki tüm genç nüfusun askere alınmasına yol açtı. Tarlalarda çalışacak iş gücü kalmadığı için tarımsal üretim durma noktasına geldi ve halk büyük bir sefalete sürüklendi.

Devlete ihale bedelini peşin taahhüt eden mültezim Böğürcü oğlu Ali Efendi, halkın içinde bulunduğu bu zor durumu görerek vicdani bir karar aldı ve köylüyü borç için sıkıştırmayarak aşar vergisini tahsil etmedi. Belgelerde bahsi geçen 57 liralık borcun, Ali Efendi’nin şahsi bir borcu olmadığı; savaş şartlarında halkını ezmeyerek alacaklarını sineye çekmesinden kaynaklanan tarihi ve fedakarca bir duruş olduğu anlaşıldı.

Hükümet Konağı Yangını ve Danıştay’daki Hak Mücadelesi

Ailenin yakın tarihine ışık tutan en önemli resmi vesika ise Devlet Şurası (Danıştay) Altıncı Dairesi’nin E. No: 54/2316 ve K. No: 55/1792 sayılı kararı oldu. Savaş dönemi borçları gerekçe gösterilerek Ali Efendi'nin gayrimenkullerine el konulmasının ardından, bölgedeki Hükümet Konağı’nın yanması sonucu tüm resmi arşivler ve makbuzlar kül oldu.

Ali Efendi’nin vefatından sonra mirasçıları Dursun, Sadettin Halim ve Lütfü Böğürcü, aile topraklarını geri alabilmek adına büyük bir hukuk mücadelesi başlattı. Kayıtlar yok olmasına rağmen 15 Mart 1954'te 57 liralık borcu yeniden ödeyen aile, bürokratik engellere karşı Danıştay’a başvurdu. Yüksek mahkeme, ailenin yangın ve savaş gibi ellerinde olmayan mücbir sebeplerden ötürü mağdur edildiğini kabul ederek idarenin kararını iptal yönünde incelemeye aldı.

Geleceğe Miras Bir Kanaat Önderi

Cumhuriyet dönemine intikal eden bu tarihi belgeler, Böğürcüoğlu ailesinin bölgedeki kalıcı ve köklü yerini mühürlerken; mültezim Ali Efendi’nin savaş yıllarında sergilediği duruşla sadece ekonomik bir figür değil, aynı zamanda Taşova tarihinin unutulmaz bir kanaat önderi olduğunu ortaya koydu.