Cumhuriyetimizin temel taşlarından olan ve 3 Mart 1924 tarihinde kabul edilen Devrim Yasaları; Türkiye’nin çağdaş, laik ve demokratik bir hukuk devleti olma iradesinin en somut ifadelerinden biridir. Tevhid-i Tedrisat Kanunu, Şeriye ve Evkaf Vekâleti’nin kaldırılması ve Hilafetin ilgası ile yalnızca kurumsal bir yeniden yapılanma gerçekleştirilmemiş; egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu yeni bir toplumsal düzen inşa edilmiştir. Bu devrimci adımlar, aklın ve bilimin rehberliğinde yükselen modern Türkiye Cumhuriyeti’nin yol haritasını çizmiştir.
Cumhuriyet Halk Partisi Taşova İlçe Başkanı Ömer Sayan, 3 Mart 2026 tarihinde yaptığı basın açıklamasında şu ifadelere yer vermiştir:
3 Mart 1924 de kabul edilen ve “ Devrim Yasaları” olarak ifade edilen, Tevhid-i Tedrisat, Şeriye ve Evkaf vekaleti ile Hilafetin Kaldırılması hakkındaki üç düzenleme birlikte düşünüldüğünde bu adımlar yanlızca kurumsal bir dönüşüm değil; aynı zamanda egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu yeni bir toplumsal düzenin ifadesidir.
Tevhid-i Tedrisat Kanunu eğitimde birlik ilkesini getirmiş ve Osmanlı’nın son zamanlarında medreseler, azınlık okulları, yabancı misyoner okulları ve modern mektepler uygulamaları ile eğitim sistemine hakim olan parçalı ve dağınık bir yapıyı ortadan kaldırmış, öğretimi devletin gözetim ve denetimine vermiş, laik, bilimsel ve ulusal bir müfredatın önünü açmıştır.
Bu anlayışın arkasındaki temel vizyon, büyük önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” sözüyle ifade edilen anlayıştır. Eğitim; dogmalardan arındırılmış, akıl ve bilimi esas alan bir toplumsal kalkınma aracı olarak ele alınmıştır. Cumhuriyetin kurucu kadroları için eğitim, yalnızca bireysel gelişim değil aynı zamanda modern bir ulus- devletinin inşasının en temel harcıdır.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın son yıllardaki eğitim politika ve uygulamalarında Tevhid-i tedrisat ruhuyla çelişen, referansların artması; seçmeli dersler yoluyla dini içeriklerin yaygınlaştırılması ve bazı müfredat değişikliklerinde bilimsel içeriklerin geri plana itilmesi kamuoyunda ciddi tartışmalar yaratmaktadır.
Oysa eğitimde birlik ilkesi yalnızca idari bir çatı altında toplanmakta sınırlı değildir. Aynı zamanda pedagojik ve felsefi bir tutarlılığı gerektirir. Eğer müfredat, evrensel bilimsel ölçütlerden uzaklaşıyor, eleştirel düşünce yerine ezberi teşvik ediyorsa bu durum çağdaşlaşma hedefiyle çelişir.
3 Mart Yasaları’nın en kritik boyutu laikliktir. Eğitim alanında laiklik, farklı inanç gruplarının ve inançsız bireylerin haklarının güvence altına alınması anlamına gelir. Ve eğitim politikalarının değerlendirilmesinde temel bir referans noktasıdır. Eğitimde birlik, bilimsel içerik, eleştirel düşünce ve laiklik; çağdaş bir toplumun vazgeçilmez unsurlarıdır.
3 Mart Yasalarının kabulünün yıldönümünde Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün aziz hatırası önünde bir kez daha saygı ile eğiliyor, açtığı yolda gösterdiği hedefe doğru yürüme kararlılığımızı bir kez daha yineliyorum.
3 Mart 2026
Ömer SAYAN
CHP Taşova İlçe Başkanı







