Taşova Haber Sitesi
HV
10 ARALIK Cumartesi 09:28

HATIRA DEFTERİ

Enver Seyhan
Enver Seyhan
Giriş Tarihi : 10-11-2022 18:08

HATIRA DEFTERİ

Yazmak istiyorum nedense? Aklıma geldikçe yazmak istiyorum. Oysa benden geçti yazmak artık! Çocukluğum beni bırakmıyor. Dedem hiç bırakmıyor. Elbette bahar geldi geçti, yaz geldi geçti ömürden; güz de gelip geçmek üzere. Ne dersin? Hayat dedikleri bir yudum nefes ile kocaman bir hevesten ibaret...

"Dedem beni bırakmıyor" dedim.

Evet! Çünkü çocukluğumda yanımda daima dedem vardı. Babaannem de vardı. Dedem babaannemin -kocanamın emesi Emine'nin oğlu. Yani kardeş çocuklarılar. Beni kundakta alıp yaylaya götürmüşler. Baldıran yaylasına Akdağ'ın kuzey böğründe. Kürtünobası adıyla malum yaylada geçirdim ömrümün her sene iki buçuk ayını. Sonra Afulu'ya göçtük yayladan. Bir buçuk ay da Afulu'da kaldık. On bir yaşımdan sonra yayla maceram bitti ama sonraki yıllarda yaylaya göç sırasında veya ziyaret maksatlı gidip gelmelerim durmadı. Afulu'ya da gittim. Fakat Baldıran yaylasına son otuz senedir ayak basmadım. Ancak Afulu'ya ve Karamuk'a yolum düştü; hem rahmetlik ememi ziyaret ettim hem de diğer akrabaları. En son 2017 yılının Nisan ayında Afulu'ya kısa süreli de olsa uğradım. Lakin artık ememin evi boştu! (Diğer akrabaları yazacağım bu yazının devamında.)

Dedemden bahsedecekken başka konulara daldım. Dedemin adı Emin. Dedemin dedesi Saruca İbrahim'in babasının adı da Emin. Dedemin adı oradan geliyor. Emin, Halamaz'da Tostuk namıyla meşhur bir kişiye iç güveyisi iken -hikaye böyle biliniyor; bizim Oba köyü kurulunca (1825-1850 aralığı) Oba köyüne göçmüşler. Bugünkü Sağırlar boyunun evinin bulunduğu yere gelip yerleşmişler. Sağırlar burayı Emin oğlu Halil'in torunu Ahmet Cavuş'tan satın almışlar. Zaten aile genişleyince Halil ve Saruca İbrahim'in çocukları yolun güney istikametine doğru yerleşmeye başlamışlar. (Nusret Seyhan, İdris Tuna, Hüseyin Ceylan ve Gülahmet Ceylan'ın evleri aynı kümede bugün dahi.)

Saruca İbrahim'in mutlaka kız kardeşleri de vardı. Fakat bugün anımsayan kimse kalmadı. Erkek kardeşler ise:

Halil, İbrahim, Mehmet ve Ömer.

Ömer'in erkek koldan kimi kimsesi yok. Kızı Hatice'nin torunlarına köyde Hatıçlar diyorlar.

Mehmet'in boyu da torunu Recep Özkan'ın kızları kanalıyla devam ediyor.

Halil kolu ise bugün Ceylan ve Özdemir soyadıyla devam ediyor.

Saruca İbrahim'in karısının adı Gülüşan.

Erkek çocuklarının adı Osman ve Mehmet.

Bu Mehmet dediğim şahıs Oba köyünden ilk medrese tahsili yapan şahıstır ve dedemin babasıdır. Oba köyü adından da belli olduğu üzere Sepetli köyüne mahalle olarak kurulup yerleşmiş mevcut yerine. Destek Çayı var arada. Dedemin babası medrese tahsilini tamamladıktan sonra köyün idari düzeninde söz sahibi olmaya başlıyor. O istemese de o günkü idari yapı bunu mecbur kılıyor.

Saruca İbrahim Kadılardan ikinci bir evlilik daha yapmış ve Hanik kızı namıyla bilinen bu kadından Ömer ve Mustafa doğmuş. İkinci evliliğini hangi şartlarda yapmış bu konuda kafi bilgiye sahip değilim.

Dedemin babası Mehmet Hoca'nın kardeşi Osman köyde dükkanı bulunan bir zat iken cepheye gidiyor ve şehit oluyor ki geri dönmüyor. Dükkan belli ki Mehmet Hoca ile beraber işlettikleri bir dükkan. Aynı evde yaşıyorlar. O dönemde bir köyde ihtiyaç duyulan her şey bulunuyor dükkanda. Yani 1922 yılı öncesinden söz ediyorum.

Osman'ın evlatlarına gelince:

Ahmet Tuna ve Davut Tuna. Kız var mı? Bilgim yok.

Saruca İbrahim oğlu Mehmet'in evlatları:

Şaban, Halit, Emin ve Gülüşan.

Gülüşan Apul Çavuş'un karısı iken vefat ediyor. Çocuğu olmuyor. Apul Çavuş daha sonra diğer karısından dünyaya gelen kızlarından birine adını veriyor.

(Selvi Turan -Durukan ve Gülüşan Turan -Özcan. Gülüşan Özcan hayatta. Bir tarih gibi ama kim ulaşıp da geçmişe dair konuşuyor veya laflıyor;

umarım ziyaret ederek hal hatır soran, konuşan, geçmişi yad eden, geçmişe selam duran bir kişi çıkar.)

Şaban Efendi:

Oba köyünde Efendi namıyla tanınıyor ve biliniyordu. Çok dinledim talebelerinden ve beraber yaşayanlardan Şaban Efendi konulu hadiseler ve yaşam hikayeleri. Bilakis Emin dayımdan. (Anneme yakın akraba Emin Küçükbaş) Köyde ilk Eğitmen olma gibi bir görevi de vardır. Köyde Sepetli'den bağımsız olarak muhtarlık kurulunca ihdas edilen Muhtarlık ve elbette İmamlık görevlerini de yürütüyor. İlk muhtar Hacı Dayı namıyla bilinen Hacı Ahmet Küçükbaş'tır. Daha sonra sanıyorum muhtar Musa Efendi ve sonra da Şaban Efendi. Hatta Cami'nin yeniden bina edilmesi de zamanında gerçekleşiyor. (Camiyi ilk yaptıran Hacı Reşit Ağa) Bu dediğim Caminin ikinci veya üçüncü kere yapılmasıdır. Bugünkü mevcut Camii zamanın muhtarı Musa Özcan tarafından inşa ediliyor. (1960'ların sonlarında veya 1970'lerin başlarında.)

Şaban Efendi ilk halasının -teyzesinin kızı Emine ile evleniyor.

Bu evlilikten İkram, Havva, Nazire, Salime, Halime ve Nusret doğuyor.

İkinci defa Andıran köyünden Lütfiye ile evleniyor.

Bu izdivaçtan da İhsan ve Asım dünyaya geliyor. Asım çocukken veya buluğ çağlarında vefat ediyor.

İhsan ise Merzifon Askeri Lisesi'nden mezun oluyor ve askeriyede görev alıyor. Emeklilikte İzmir'de yaşıyordu. Birkaç sene evvel orada vefat etti. Fakat aklı fikri Baldıran'da Karamuk'ta ve Afulu'daydı. Çocukluğu oralarda geçtiği için özellikle sevgisi vardı. Çocukluğunu özleyerek yaşadı. Zaman zaman koltuğa yaslanıp Kuşdemir'in başında ormanın gölgesine oturdu, 75 yıllık ömrü gözlerinin önünden bir film kurdelası gibi aktı geçti!

Dedemgil üç erkek kardeş oluyor. Kız kardeşleri Gülüşan'dan yukarıda kısaca bahsettim. Bu üç kardeşin çocuklarını daima her şeye rağmen bir arada görürdüm. Bilakis Afulu'da bir oymak olurlardı. Dünyadan haberimiz yoktu. Çocukluk ya! Hayat o kadar güzeldi ki...

Afulu'da iki hane yerleşmişti. Diğerleri konar göçerdi. Mesela dedem yaylada çadırda yaşardı. Doğal olarak biz çocuklar da. Ahmet emmim ile İkram emmimin devamlı ikametleri Afulu idi. Orada yerleşmişler. Yazın kendilerine "ana" diye hitap ettiğimiz Şaban Efendi'nin karısı Lütfiye anam, Halit Hoca'nın karıları Sündüs anam, Fehime anam ve Kocanam bir arada olurlardı. Bunlara gelinleri de ilave etmek gerekiyor. Fikriye emem daima Afulu'daydı. Ahmet emmim Deli Ahmet namıyla meşhurdu. Deli Ahmet de iki evliydi. Hatice abum ve Fikriye yengem. Fikriye anam, Zekiye anam ve Hamide anam da var. Deli Ahmet'in cocukları da tabii olarak Afulu'da yaşıyorlardı. Bugün kim nerede çoğundan haberim yok. Benim anlattığım 1970 yılından sonrası yani çocukluğuma binaen on sene ve devamında aklımda kalanlar...

Amcamın hanımı ve annem köyde yaşadılar. Yaylaya veya Afulu'ya gitmeleri genelde ziyaret amaçlı oldu. Fakat bu üç kardeşin çocukları son otuz seneye kadar asla birbirlerinden ayrı olmazlardı. Her şey güllük gülistanlık da değildi ama kan bağı öncelikti. Büyükler dünyaya veda ettikçe aile etrafında birikeceği bir boy büyüğü bulamadı. Tükeniş de burada başladı. Tükendi bugün!..

Akdağ ve Karamuk köyü bölgesi farklı iklim özelliğiyle yaz aylarında hayata renk ve tad katan bir bölge. Bu nedenle 2. Beyazıd Amasya Valisi iken yaz aylarında Ladik'te ikamet etmekteydi.

Havası suyu ormanı bitki örtüsüyle manzara görülmeye ve yaşanmaya değer.

Soyadımız Seyhan. Halit Hoca özel olarak üç kardeşe has olarak almış bu soyadını. İşin ucunun Seyhan Nehri'ne bağlandığını da düşünüyorum; boyumuzun oralardan Alucara'ya, oradan da Sonusa civarına yerleştiğine dair bilgiler değmişti kulağıma ancak elbette ispatı zor. Alucara hakikat; orada kalanlara "köy ağaları" dendiğini haber almıştım önceden. Taşova kurulduğunda Halit Hoca'nın şehirde epeyce bir ağırlığının olduğu da malum.

Fakat o şehir hayatına uyamıyor ve Taşova'dan esnaflık ve yatırım babında ayrılıyor.

Bizim bu Seyhan oymağı hakkında daha da yazacağımı sanıyorum. İçimde kopan gürültü patırtı ve gümbürtü onu ifade ediyor.

Dedemin Danalık olarak ayrılan ve adlandırılan alanda, küpeli armudunun gölgesinde ikindi namazlarını eda edişi gözümün önünde öylece duruyor...

Sonra Kör it yatıyor Sündüs anamın kapısında. Emmim koyunu Yılanlı Dere denilen yerde ormanın içine eğreklemiş...

İkram Ağa inek yığını kakarak yıktı diye bağırıp çağırıyor, kendini yırtıyor...

2022

Enver Seyhan

YORUMLAR
Reklamı Geç
carmenözgür mobilya