Taşova Haber Sitesi
HV
27 HAZİRAN Pazartesi 21:38

ÇEYİZ SANDIĞI…

Naci Konyar
Naci Konyar
Giriş Tarihi : 14-06-2022 09:26

50 yıl önce çocuklar nineleri ile aynı dili konuşur aynı evde oturur ve onlarla yaşamaktan sıkılmazlardı. İhtiyarlarla mutlu olan çocuklardı onlar. Şimdi ninelerle torunlar aynı dili konuşmuyorlar yüzyıllardır nineden torunlara aktarılan bir kültür ve bu kültürün yarattığı türküler, maniler, kanaviçeler, iğne oyaları ve yemekler vardı. Rahmetli babaannem ‘Dayler dayler’ ‘Alişim’in kaşları kara’ türkülerini radyodan dinlediğinde dedemi hatırlar ‘Saybimin türküsü’ çalar derdi. Şimdi yemeklerin tarifi televizyon ekranlarından yapılıyor. Onlar gönül gözüyle öğretmişlerdi her şeyi torunlarına. Ne yazık ki ninelerimizin okulları çoktan kapandı.

Yusuf Ziya Ortaç ‘Büyükannelerimiz nereye gitti’ sorusunu şöyle cevaplıyordu.

‘Galiba bir insan cinsi, yavaş yavaş tükeniyor. Büyükanne. Kızları gelin olan, oğulları evlenen anneler yine torun sahibi olacaklar elbet ama büyükanne olamayacaklar. O başka bir şeydi.’

Evet büyükanneler bir okuldu. Çocukluktan gençliğe giden bir güzel çağda tahsil gördüğü bir gönül okuluydu o okul. İşte o eski okulun artık çok uzaklarda kalmış o yıllarını hatırlatan o efsanevi kadınlarımıza aitti çeyiz sandıkları.

Geçmiş yıllarda evlenen her genç kızımızın evlilik hayatında kendine ait tek sığınağı evinin bir köşesinde kıymet ve mahremiyetini kaybetmeden duran özellikle cevizden yapılmış bir çeyiz sandığı olurdu.

Annemin çeyiz sandığında dikkatimi çeken tek şey 1960 ihtilali ile ilgili Menderes’in idam haber ve resimlerinin olduğu hayat mecmuası olmuştur. O sandıkta saklananlar annelerin ilk gençlik yıllarında yapmış olduğu örtüler, kumaşlar, seccadeler, oyalı yazmalar, aile büyüklerinden kalan bohçalar gibi belki bizim kıymetli bulmadığımız ama onlar için hatırası ömür boyu eksilmeyen bir hazine olarak değerlendirilen varlıklar olarak kabul gören çeyizlerdi. Çeyiz sandığında hatıralar vardı.

Özellikle aşrı memlekete gelin giden genç kızlarımıza, geçmişin hatıralarını muhafaza eden çeyiz sandıkları çocukluklarını geçirdikleri evi düşündürmüş, anne baba ve kardeşlerini hatırlatmış, acısına merhem yalnızlığına arkadaş olmuştur.

Geçmişte anneler kızlarının çeyiz sandığına çeyizini yerleştirmeye durduklarında önce sandığın dibine bir taş koyarlarmış. Bu genç kızlara ‘Yerinde taş gibi ağır ol, kalıcı ol’ manasına gelirmiş. Ve bir kalıp sabun koyarlarmış ‘Geçimin kolay olsun, güzel olsun, talihin pak olsun’ anlamında sonra söz ve nasihatleri ile çeyizlerin arasına asla tükenmeyecek ve eksilmeyecek bir şeyler katarmış anneler; Zor günler için sabır, tahammül, evi ışıtacak gülümseme, yaşama sevinci, huzur dilerlermiş kızlarına.

 

Annemin çeyiz sandığının içindekileri boşaltıp tekrar yerleştirmesinde ki sırrı şimdi idrak edebiliyorum. O sandıkta bir şey aramıyordu. Sandıkta aradığı belki de gençliğiydi. Gençlik yıllarına ait yazmalar, iğne oyaları onun için yaşama sevinciydi. Kederlerini alıp götüren bir teselli idi dokunduğu her bez parçası susmuş bir hatırayı canlandırıyordu belki de.

Çeyiz sandığının açılması biz çocuklar için bir şenlikti. Kapağın açılmasıyla sanki eski bir zaman kokusu dolardı odanın içine. Sandıktan çıkarılan her eşya sanki bir sırrı saklar gibiydi. Eskimiş kenarları kopuk solmuş söylenmemiş sözlerin saklandığı siyah beyaz fotoğraflar babamın askerlik resimleri bir sinema filmi heyecanı verirdi bizlere.

Annem bütün sandığı boşaltır her eşyaya dokunur, bizim sebebini manasını anlayamadığımız, hikmetini hatırasını daha çok kendinin bildiği hazinelerini tek tek katlayıp tekrar yerlerine koyarken, bize belli etmek istemediği ince bir hüznü suratından anlardık. Sonra çeyiz sandığını kilitler, üzerine kenarları ince oyalı örtü örter, hatıralarının emanetçisi olan sandığını odanın bir köşesinde özlenmeye bırakırdı.

Evet eski düğünlerimizin bu nostaljik sandıkları artık yeni evlenenlerin ihtiyaç listelerinde yer almıyor. Eski bir hikayenin şahitleri çeyiz sandıkları vazifelerini tamamlayıp hayatımızdan çekildiler. Yeni neslin kadınları manasını büyük ölçüde yitiren, eski evlerimizin hatıra bekçileri olan bu çeyiz sandıklarını artık düğünün olmazsa olmazlarından saymıyorlar. Eski kadınlarımızın tarifi yapılamayan bir sevgi ve hassasiyetle üzerinde titredikleri kıymet verdikleri bu ceviz sandıklar artık gelinlerimizin çeyizlerinde yoklar

Geçmişte genç kızlarımızın bütün devirlerinin şahidi olan çeyiz sandıkları bir ev eşyası olarak tarihte yerini almıştır. Biz yazarlara da nostaljik bir konu olarak eskinin güzelliklerini okuyucularımızla paylaşma fırsatını vermiştir.

Evet çeyiz sandıkları genç kızlarımızın hayal ve hatıra defteriydiler. Zamanımızın mobilya mağazalarında artık onlara rastlayamazsınız ama bir antikacı dükkanında görürseniz, o sandığın içindeki genç kızlarımızın hayallerini düşünerek saygıyla selamlayın o çeyiz sandıklarını…

YORUMLAR
DİĞER YAZILARI RECEP ABİ (POT RECEP) YOKSULLUĞUN ERDEMİ ÇOCUKLUĞUMUN RAMAZANLARI… İBNİ HALDUN’DAN GÜNÜMÜZE… HALDEN ŞİKAYET… ‘VALİ BEY’ ‘GAM-ZEDEYİM DEVA BULMAM’ İLÇEMİZİN RENKLİ SİMASI… TOPLUMSAL ÇEVRE… Sövgü Üzerine... İBRET PENCERESİNDEN… BİR ANI VE ÖĞRETMENLERİMİZ… ÜSKÜDAR’I HATIRLADIK… AMASYA VE ANIT AĞAÇLAR… SUSKUNLUĞUN GİZEMİ… ESKİYE BAĞLIYIZ … Ciğerlerimiz Yanıyor... ARILARLA DANS “MAZİ KALBİMDE BİR YARADIR”… İSMAİL ABİNİN ARDINDAN… EŞYALARIN DA DİLİ VARDIR… AMİRALLERİ KONUŞTUK… BİR ZEVK-İ TAHATTUR - GÜVERCİNLER YUNUS EMRE SOHBETİ… BİR İNSAN-I KAMİL ORD.PROF.DR. SÜHEYL ÜNVER… İKİ VALİ VE YANIT… BU ÜNİVERSİTELER BU GENÇLER BİZİM… ÜNİVERSİTE İLİM YUVASIDIR… 2020’NİN ARDINDAN… “ÖLÜLER ALTIN TAKMAZ” RUHSAL HİJYEN KAÇAK İÇKİ SORUNU… AŞIK TURGUT’UN ARDINDAN… DEVLET ADAMLARINA ÖĞÜTLER NOTLARIMDAN GÜNÜMÜZE CAHİLE İKBALİN HAZİN SONU Hatıra Defterinden... BİRLİKTE YENECEĞİZ BAYRAM MUHABBETİ HUKUKTA YANSIZLIK … OY MENDİL OYALI DA MENDİL HÜZÜNLÜ BAYRAM GÖNÜL VE HİZMET ADAMLARI… DİLENCİLER… MUHAYYEL SOHBET KÖY ENSTİTÜLERİNİN ANISINA… ÖĞRETMENLERİME… KÖYÜ BEKLEMEK… KADINLAR GÜNÜ SOHBETİ KORONA VİRÜS BELASI… FERHAT ŞİRİN FESTİVALİ 'İNSANLIĞIN SOLMAZ GÜLLERİ' BİR KAÇ KONU VE YORUM… EROZYON DEDE (Hayrettin Karaca) 10 OCAK SOHBETİ PTT Pijama, Terlik, Televizyon GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE ADALETE GÜVEN Bir Başarı Hikayesi(!)... Tarım Ne Halde... Eğitim ve Hocalarımız Erik Dalı Faruk Başkan... KARA KAPLI DEFTERİMDEN… BUNLARI BİLELİM HES’LERE KARŞI ÇIKALIM BİR RAMAZAN GÜZELLİĞİ, SEHAVET SEÇİM SOHBETİ “ORDA BİR KÖY VARDI… UZAKTA” ELEKTRİĞİN FATURASI ÇAY MUHABBETİ “İYİ BİR İNSAN OLMAYA ÇALIŞIN” FOTOĞRAFLAR VE RESSAMLARIMIZ SOSYAL MEDYA ÖĞRENCİ ANDI HACI MUHSİN ŞAİRLERİN HAYATINDAN BİZ BÖYLE DEĞİLDİK ÜSKÜP’ÜN ÜNLÜLERİ…ŞARIK TARA NEŞE BİR HAFTA, HÜZÜN BİR ÖMÜR SÜRER TIBBI MÜMESSİLLER VE TIP BEYİTLERLE SOHBET GÜNCELLEŞME ÖZELLEŞTİRME ! ŞU MEKTEPLER OLMASAYDI HUKUKA UYMA BİLİNCİ HAYRIN VE İNSANLIĞIN HAYALİ ALİ RIZA ABİ ŞARKILAR BİZİ SÖYLER GÖNÜL AÇLIĞI HAK VE ADALET BETON SEVGİSİ MAHALLEMİZ RAMAZAN DUYGULARI “ZAMANLI DÜŞÜNCELER” REFERANDUM SOHBETİ EVET Mİ HAYIR MI? Hoş Sohbet Adamlar “KİRADA OTURUYORDU” “SİZ KİMİN KÖPEĞİSİNİZ?” KAMYONCULARIMIZIN HİKÂYESİ HAYVANLARI SEVMEK USANDIK… SAVARONA AYIBI ACIYA SAYGI VE ŞEHİT ÇOCUĞUNUN FERYADI AKADEMİSYENLER “HADİ GEL KÖYÜMÜZE GERİ DÖNELİM” MERAL AKŞENER-KENAN EVREN JAPON İŞİ – TÜRK İŞİ… ÇANAKKALE (Milli Ruh-Milli Şuur) ÇAKIR EMMİ… 80’LER… DANANIN KUYRUĞU KOPMASIN… PARİS TERÖRÜ… 769 BİN İŞSİZ ÜNİVERSİTELİ… GÜNÜMÜZ MEDYASI VE HOŞGÖRÜ… İSTANBUL’A DAİR… “GAZETE VE GAZETECİLİK” HAKSIZLIK YAPIYORSUNUZ… “İSLAMI 20 PENİYE SATMAK” RAMAZANI UĞURLARKEN… RAMAZAN ANILARI… 12 EYLÜLÜ YORUMLAMAK… RÜŞVET VE YOLSUZLUK… VALİ ÇÖKMEZ… BAŞKAN ADAYLARINA… SİVİL İTAATSİZLİK VE HOŞGÖRÜ… HALDEN ANLAMAK… İÇKİ ÜZERİNE… BİR TAHTA KAŞIK HİKÂYESİ… TAKSİM SENDROMU… GÜZEL BİR GÜN… BAKAN VE DİLEK… “NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE” “ANKARA TAYFASI” 2B ARAZİLERİ VE GÖÇ… SEVGİLİLER GÜNÜ… MESLEĞE SAYGI… GAZETECİLER GÜNÜ… KEM ALET… BU GENÇLER BİZİM… MEDYANIN GÜNDEMİ… “TIP BU DEĞİL” GÖKDELEN’E HAYIR PLAKET SEVDAMIZ “SILA HİKÂYESİ…” KURBAN OLMAK ŞİİR GECESİNİN ARDINDAN… POLİTİKA VE SAVAŞA DAİR… DEVLET ADAMI… HİKMET LEVHALARI… BABALARI ANLAMAK ORTAK SEVDAMIZ TÜRKÇE… İÇİNİZE SİNDİ Mİ ?... SÜTÜNE VİCDANINA… GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE… KADINLAR GÜNÜ VE SAMİHA AYVERDİ DEDEMİN TAKVİMİ… EPDK NİÇİN VARDIR... HRANT İÇİN ADALET - EMEKLİYE SABRET... HES’LERE NİÇİN KARŞIYIZ... BOYACI SANDIKLARI... ÖZLEDİĞİMİZ BASIN... MAZİ VE HAL ÜZERİNE… MİLLİ GÜVENLİK DERSLERİ... KİMSE VAR MI...! HEZARFEN SANATÇI VEDAT GENÇTÜRK... “IŞIĞI YANAN EVLER” RAMAZANA DAİR.. KİM OLDUĞUNU BİLMEK… KARABEBEK... HÜRMET OLMAZSA... KİRLİ OYUNLAR... BİR ŞEHİT İLANI... EY SEÇMEN...! 2011...M.AKİF YILI YOKSULLUK... SARKOZY’NİN SAKIZI... TÜTÜN VE ŞEKER DÜNYA ALTINCISIYIZ...(!) “KAYIP İSTANBUL...” ‘ KANUN-I KADİM’E DÖNELİM’ DP’YE DAİR... SU ÜZERİNE AĞIT YAKMAK... GÜNÜN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ... ZAMAN GAZETESİ YAZARI HÜKÜMET MEYDANI.. AHİLİK UNUTULMASIN... KASABALARIMIZ... YATAĞINA KIRGIN IRMAKLAR... TAŞOVA BAMYA FESTİVALİ... AL SANA YÜKSEKOKUL(!)... BİRKAÇ KONU VE YORUM TEK SUÇLU ONLAR MI...? MÜRVET AGA… AİLE YAPIMIZI KORUYUNUZ… CUVAPÇI MEMET VE ANAYASA… GERGİNLİK ÜRETMEYELİM YETENEK SİZSİNİZ… BU MUDUR ÖZELLEŞTİRME… ECZANELER SIKINTIDA... GÜNDEME BAKIŞ… Sn. Valimiz... BİZ BÖYLE BİR MİLLET DEĞİLDİK... AÇILIMA BAKIŞ... UMUTLU PANEL(İ)... “ÜÇ NOKTA”… HOŞ BİR SADA… ARAP ŞÜKRÜ ÇEŞMESİ VEFA ve CİNDORUK… ‘APARTMANA NİÇİN HAYIR?...’ BİR PAZAR ÖYKÜSÜ… HIDIRELLEZ BORABOY GÖLÜNDE ŞİİR… ACI ZULÜM BİR HELİKOPTER TUTTUK.. ORDU VE SİYASET ÜÇ KATLI AHŞAP EVİMİZ… NE KA EKMEK O KA KÖFTE Mİ ?... ALİ RIZA PAŞALAR UNUTULMASIN… Rüşvet ve Yolsuzluk
Reklamı Geç
carmenözgür mobilya