Taşova Haber Sitesi
HV
25 EYLÜL Pazar 15:05

ORTA DİREK ŞABAN’DAN GÜNÜMÜZE !!!

Necip Erkan
Necip Erkan
Giriş Tarihi : 12-04-2022 17:52

                    ORTA DİREK ŞABAN’DAN GÜNÜMÜZE !!!

Merhabalar taşova.net okurları

    1984 yılında çekilen ve o yıllarda yaşanan geçim sıkıntılarını mizahi bir dille çok güzel anlatan bir filmdir “Orta Direk Şaban” 

    Sanırım izlemeyen yoktur. Film çarpıcı bir eleştiri sahnesiyle başlar. Şaban,eski bir evde kahvaltı masasındadır.Tel dolaptan bir parça peynir ve kavanoz içinde tek bir zeytin çıkarır. Vatandaşın o yıllarda yaşadığı  geçim sıkıntısı Şaban’ın tek bir zeytine ekmek banması ve onu koklamasıyla gösterilir. “Krallar gibisin oğlum Şaban. Bu devirde kim bulmuş beyaz peyniri. Zeytin…haniymiş zeytin.Ulan kim derdi ki, bir gün seni kavanoz müzesine koyup uzaktan seyredeceğiz”. Sonra eve gazete gelir, bir bakar ki peynire de zam gelmiş. Peyniri de kavanoza koyar ve der ki: “Kusura bakma arkadaş, seni de müzeye kaldırıyoruz. Kuru ekmeğe talim.”

    Bu filmin üzerinden neredeyse 40 yıla yakın bir zaman geçmiş ama ülkede gündem yine zamlar. Evet, Türkiye'de hayat pahalılığı yeni bir olgu değil. Yaşımız itibarıyla 1994 ve 2001 krizlerini de gördük. Fakat bu son 1 yılda başlayan ve bir türlü bitmek bilmeyen, hatta her geçen gün daha da kötüye giden fiyat istikrarsızlığı ve hayat pahalılığını hiç yaşamamıştık. En kötüsü de gittikçe artan bir ivme ile vatandaşı zorluyor. İnsanın artık aklının almadığı bir pahalılık. Üstelik her gün her şeyin fiyatı daha da çok artıyor. Ülke öyle bir hale geldi ki, bugün aldığın ürün, yarına göre çok daha ucuz oluyor.İnsanlar geçmişte rahatlıkla aldığı birçok ürünü “almazsam ölmem” diyerek rafta bırakıyor. Artık ben de çevremdeki insanlarla plan yaparken 2 kere düşünmek zorundayım. Çünkü bana uygun gelen bir şey, başkasına pahalı gelebilir. Karşımızdaki insanları mahçup etmeden, zor durumda bırakmadan bazı şeyler nasıl olacak, bilemiyorum doğrusu. Geçen akşam fırında yanımda duran yaşlı bir amca ramazan pidesi fiyatını sordu. Cevabı aldıktan sonra da, mahçup bir şekilde “ben o zaman 2 ekmek alayım” dedi. Düşünün yani, o yaştaki bir insan ramazanda evine pide alırken bile hesap-kitap yapar hale gelmiş. Bu amcanın yaşıtları başka ülkelerde şu an “acaba bu yaz hangi ülkeye tatile gitsem” planı yaparken, kendisi basit bir pidenin hesabını yapar hale getirilmiş.

    Hayat zaten bu kadar pahalıyken, içimizdeki ekstra fırsatçıları da unutmamak lazım. Piyasada ürün maliyet artış oranından daha fazla fiyat arttıran o kadar çok fırsatçı var ki...Birçoğu “istiyorsan alma” kafasındalar ama onlar da biliyor ki, bu ürünler temel ihtiyaç ve mecbur alacaksın. Benim gözlemim şu ki; “Kurt puslu havayı sever.”  Zaten fiyat algımızın kaybolduğunu anlamış olan bazı market zincirleri de acımasızca vurdukça vuruyor. Kim artık nerden tutturursa! Bu konudaki düşüncelerimi zaten geçen Eylül ayında “Fırsatçılar Ülkesi” başlıklı yazımda belirtmiştim.

 

    Niye bu duruma geldik? Evet  birçok sebep var ama “çiftçilik ve tarım yok edildi” seslerini daha çok duyar gibiyim. Bu durum en net göstergelerden birisi. Yani şöyle bir düşünüyorum. Toprak bizde, iklimin en güzeli bizde.İnsan gücü bizde..4 mevsim tarıma uygun. Balıkçılık için deniz de var, göl de var, yine tarih var, turizm var.Var oğlu var…Bu ülke Afrika’da çölün ortasında bir ülke değil ki sonuçta. Gıdaya da, suya da çok rahat ulaşıyorsun. İnsanlara “Dünya haritasını açın ve tarım için bir yer seçin” desen, o insanlar %90 bu coğrafyayı seçer. Eskiden 2 milyon civarı çiftçimiz varken, ne yazık ki şu an bu sayı 500-600 binlere kadar düştü.

    İlkokulda hani şu meşhur “Yerli malı haftası” vardır. O haftayı kutlarken, öğretmenlerimiz bize hep Türkiye’nin kendi kendine yeten 7 ülkeden biri olduğunu söylerlerdi. Tabii o zaman nüfusumuz 55 milyon ve tüketimimiz bu kadar yüksek değildi. Şu anda baktığımızda kendi nüfusumuz 84 milyon, yanında 10 milyona yakın mülteci, bir de yıllık gelen 30 milyon civarı turist..Toplam 124 milyon insan eder. Rakamlara baktığımızda son 25 yılda doyurmak zorunda olduğumuz nüfus tam 2 kat artarken, peki bunun karşılığında tarım arazileri de buna paralel olarak artmış mı? Aksine tam tersi olmuş, azalmış. Verimli Anadolu toprakları normalde 250-300 milyon insanı besleyecek bir potansiyele sahipken,şimdiki durum ortada !!! Yine istihdam olayına bakıyorsun. Ülkede mültecilerle birlikte 90 milyondan fazla insan var ve 25 milyon istihdam ancak yaratılabilmiş. Bu çalışanların da çoğu zaten hizmet sektöründe. Şu an ülkenin büyük bir çoğunluğu güvenlik görevlisi, kasiyer ve kurye olarak çalışıyor. Bu durumda ortaya hangi gerçek çıkıyor? Demek ki sadece hizmet sektörü ile kalkınma olmuyormuş.

    Elbet bu hep böyle devam etmeyecek. Fakat uzun bir süre daha bu durumun süreceği aşikar. Hadi enflasyonu, hayat pahalılığını, sosyal hayatımızı bir şekilde tekrar düzene koyacağız da, bu süreçte insanların yaşayacağı psikolojik durumla nasıl baş edilecek, işte o büyük bir sorun olacak.

    Hayat pahalılığını sadece ekonomik bir sorun olarak görmek bence yanlış bir bakış açısı. Bir yerden sonra toplumsal kırılmalara, gerginliğe, şiddete, umutsuzluğa yol açabilir. Aynı zamanda  karşımıza işsizlik, ruhsal travma, aile birliğinin darbe alması, geçim sıkıntısının yarattığı psikolojik çöküntü, gasp, hırsızlık gibi suç ve eylemlerle de çıkması en büyük tehditlerden birisi olacaktır. Toplumsal infiallerin temelinde ekonomi yatar. İnşallah korktuğumuz başımıza gelmez.

    Yazımıza Orta direk Şaban ile başlamıştık, yine aynı filmden bir replik ile kapatalım.

Bizim Orta direk karate kursuna başvurur ve ilk derste hoca sorar:

- Karate ağır bir spordur, dayanabilecek misin?

Şaban cevap verir:

-Evelallah…Orta direğiz dedim ya…Biz zamlara,enflasyona bile dayanıyoruz. Karate bize vız gelir.

 

    Selam ve saygılarımla …

                                                                                            Necip ERKAN

 

YORUMLAR
Yılmaz Tural 5 ay önce
Siz de, güzel başlayıp, sonra hükümet gibi olayı zincir marketlere bağlamışsın Necip kardeş.

Bu ülkede yok yok. Herşey var. Sebzesi, meyvesi, tahıllı, eti, sütü, balı, balığı, denizi, yaylası, akarsuyu, ormanı....

Ancak bu olanları bu ülkenin vatandaşları değil, başka ülkelerin insanları değerlendiriyor, kullanıyor. Hemde çoooook, çok ucuza.Bu ülkede ki mülteciler bile bizden çok çok iyi faydalanıyor bu ülkenin nimetlerinden.

Eskiden öküzle harman sürerken, öküzlerin ağzına sepet.
Necip ERKAN 5 ay önce
Zincir marketleri işin sadece ahlaki boyutu için belirttim Yılmaz hocam..
Yazıdan "Bu durumun tek sorumlusu onlar" gibi bir ana fikir çıkarmışsan ona da söyleyecek bir şeyim yok.
Reklamı Geç
valeria özgür mobilya