Reklamı Geç
Advert
Advert
Advert
Taşova Nöbetçi Eczaneleri
Advert
14 ŞUBAT ÖZELİNDE “AŞK ve SEVGİ”
Necip Erkan

14 ŞUBAT ÖZELİNDE “AŞK ve SEVGİ”

Bu içerik 3828 kez okundu.
Advert

 

Aşk ve sevgi !!! Yıllardır bu iki kelimenin bize ne ifade ettiğini, hissettirdiğini tartışıyoruz. Kimi zaman farklı anlamlar çıkarıp derinlemesine düşünüyoruz. Belki de şunu fark edemiyoruz. Bu iki kelimeye bakış açısı aslında tamamen kişiseldir. Hayatımıza aldığımız insanlara farklı his ve düşüncelerle yaklaşmıyor muyuz ? Kiminin güzelliği veya gözleri için övgüler düzüyor, kiminin gülüşüne doyamıyoruz, kimisi ile mutsuzluğu bile sevdiğimiz oluyor. Bu nedenle ne kadar konuşursak konuşalım, hem aşkta hem de sevgide bakış açısı tamamen öznel olmaya mahkumdur.

Aşk, karşındaki insanı dört dörtlük kusursuz görmek ve ona hayranlıkla bakmaktır. Sevgi ise, karşındaki insanın hatalarını, kusurlarını görüp; onu kusurlarıyla sevmektir. Fakat sonuçta; ikisi de birbirini tamamlayan hislerdir. Hele bir de, bir insana hem aşık olup, hem de sevgi hissediyorsanız, bundan daha güzel bir duygu olamaz herhalde…

Mesela bunların dışında bir de alışkanlık vardır. Bu duygu da sevgiden sonra gelir. Karşındaki insanı;  ne yaparsa yapsın, seni ne kadar üzerse üzsün asla bırakamazsın. İlişki bittiğinde dahi arar sorarsın.

Aşkı; aynı zamanda beyinle kalp arasındaki iktidar mücadelesi olarak ta tanımlayabiliriz. Mesela kalbiniz beyninize hükmederse bunun adı aşktır. Fakat zaman geçtikçe işi mantığa vurmaya başlarsanız ve ilişki hala devam ediyorsa bunun adı da sevgidir.

Aşk bir nevi deliliktir, bir süreliğine mantığı devre dışı bırakan bir şeydir. İnişleri ve çıkışları çoktur. Ne kadar mutluluk verirse, o kadar da acı ve ızdırap verir. Sevgi ise tam tersine daha dingin, daha huzurludur. Şöyle de bir benzetme yapabiliriz. Aşk ateş gibidir, yakar, kavurur, küle döndürür, icabında öldürür bile. Sevgi ise ateşin tam tersine su gibidir, ferahlatır, rahatlatır, huzur verir.

Aşk, hiç tereddüt etmeden kendini bir uçurumdan aşağıya bırakmaktır. Sevgi ise, o uçurumdan düşmemek için sıkı sıkıya bir dala tutunmaktır.

Aşk aynı zamanda egoisttir, kendinden yanadır. Sadece kendisi için ister, kıskançtır, sevgiliye tapar, onu kendisi için över, göklere çıkarır. Oysa sevgi böyle midir? Her daim sevilenden yanadır.

Mesela “karşılıksız aşk” diye bir şey varken, “karşılıksız sevgi” diye bir şey yoktur. Aşk “benimle olmayacaksa, kimseyle olmasın” derken, sevgi ise “yeter ki mutlu olsun, başkasıyla da olabilir” diyebilir. Yani arada dünyalar kadar fark vardır.

 

Türk sinemasının en önemli eserlerinden biri olan ve Asya ile İlyas’ın aşkını anlatan “Selvi Boylum Al Yazmalım” filmini eminim herkes izlemiştir. Filmin final sahnesinde Asya, aşık olduğu İlyas’ı mı yoksa ona sahip çıkan, emek veren Cemşit’i mi seçmeliydi? Çoğumuz bu soruya Cemşit cevabını vermiştir. Çünkü Asya için emek veren oydu ve karşılığını da almalıydı değil mi? Film bize bir kadının sevgi ile aşk arasında tercih yapmaya mecbur kaldığı o anı çok güzel yansıtmıştı.

Aslında aşkın ikizi heyecandır, sevginin ikizi ise güven. Filmde aşk İlyas’tır yani heyecandır, sevgi ise Cemşit’tir yani güvendir.  Asya, aşkı elinin tersiyle itmiş ve heyecan yerine güveni seçmiştir.

Bizler final sahnesinde Asya’nın küçük oğlunun yaptığı seçimi onaylayıp, hak edenin kazanmasının huzuru ve mutluluğu ile sinemadan çıkarken, aynı zamanda içimizde yarım kalmış bir aşkın acısını da iliklerimize kadar hissetmiştik. Evet, belki emek veren, hak eden kazandı ama aşkın bununla hiç bir ilgisinin olmadığını unuttuk. İnsanlar her zaman sadece hak edene mi aşık olurlar ya da hak ettiği için mi aşık olurlar? Aslında o final sahnesi kalbimizden  daha çok vicdanımıza seslenmişti.

Ünlü Rus yazar Tolstoy’un şu sözü ne kadar da güzel özetliyor bu filmin ruhunu:


“Bir kadının kaderi; sevdiği adamın ihanetiyle, sevmediği adamın sadakati arasında çizilir..” 

 

Bu hafta sonu bildiğiniz gibi 14 Şubat Sevgililer Günü…Her yıl olduğu gibi bazı insanlar çıkacaklar “vay efendim işte, ne gerek var, Sevgililer Günü bir gün değil her gündür, bunlar kapitalist düzenin aldatmacası veya tamamen ticari bir gün” gibi sözlerle yine bu güne eleştiri getireceklerdir. İşin komik tarafı, bunu dile getirenler, tüm hayatını kapitalizmin kucağında, gölgesinde geçiren insanlar. Sonuçta amacınız para harcamak değil ki, sevdiğinizi mutlu etmek. Kimse kimsenin kafasına “illa hediye al, para harca” diye silah dayamıyor. Sen gerçekten kapitalizme bu kadar karşıysan  ve “para harcayarak bu sisteme hizmet etmeyeceğim” diyorsan, kendi elinle bir şey yap, şiir yaz, şarkı yaz, hiç birini yapamıyorsan, bir kağıda sana hissettirdiklerini yazıp sevdiğine ver. Yapacağın sadece bir hatırlamak, kutlamak veya sevdiğini mutlu etmek.

Evet dostlar, günümüz şartlarında birçok şeyde olduğu gibi, aşk sözcüğünün içi boşaltılmış olsa da, dünyanın en güzel, en olağanüstü duygusu aşktır. Başka hiçbir duygu ile asla kıyaslanamaz.. Bir insanın yanında kendinizi mutlu, huzurlu ve güvenli hissediyorsanız, o insanla birlikteyken dertleşmek, gülmek, ağlamak size iyi geliyorsa...Ayrıca siz konuşurken gözleriniz de buna eşlik ediyorsa; adı aşk olsun, sevgi olsun hiçbir önemi yok. Yeter ki zamanın kıymetini bilip, kısacık hayatınızı mutlu geçirin. Ne varsa bugünde var, ne yaşanacaksa bugün yaşanacak. 

Aşk gerçekten güzeldir, hele bir de sevgiyle yoğrulmuş aşk, en güzelidir.

Herkese aşk ve sevgi dolu günler diliyorum.

 Necip ERKAN

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X