Reklamı Geç
Advert
Advert
Advert
Taşova Nöbetçi Eczaneleri
Advert
'En sevdiğim günah: KİBİR !!!'
Necip Erkan

'En sevdiğim günah: KİBİR !!!'

Bu içerik 2677 kez okundu.
Advert

1997 yapımlı meşhur “Şeytanın Avukatı” filminde şeytan rolünü oynayan ünlü aktör Al Pacino  final sahnesinde hani diyor ya; “KİBİR, en sevdiğim günah” diye…İşte günümüz Türkiye’sine de ne güzel uyuyor değil mi bu söz? Piyasada “bencil, kibirli ve her şeyi ben bilirim” kafasındaki insanların, özellikle de yöneticilerin çokluğu herkesin dikkatini çekmiştir.

Bilindiği gibi geçtiğimiz hafta sonu bir valimizin sosyal medyaya düşen “denetim” görüntüleri gündem olmuştu. Kendisine saygıda kusur ettiğini düşündüğü dönerci esnafa uyguladığı ceza ülkede tartışma konusu olmuştu.

2-3 hafta önce Ankara’da bir milletvekilinin makam aracı şoförünün, sadece görevini yapan gariban bir otopark görevlisine kasıtlı çarpması olayı da hala tazeliğini koruyor.

Yine geçen sene bir belediye başkan yardımcısının "kendisini görüp ayağa kalkmadı" diye belediyede çalışan bir şoföre "tuvalet önünde oturma" cezası verdiği ve cezalı şoförün mesaisi boyunca, başkanlık katındaki tuvalet önünde oturup, başkan yardımcısı gelip geçtikçe ayağa kalkıp selam vermek zorunda bırakılması da hala hafızalarımızda.

Kibir gerçekten çok tehlikeli bir davranış türü. Kendi bilinçaltınızda çok güçlü olduğunuz fikrine kapılırsınız ve sırf güçlü hissettiğiniz için diğer insanlara karşı bir üstünlüğünüz olduğunu zannedersiniz.

Kibir denen şey insanın doğasında vardır ama bunu kontrol etmek te sizin elinizde olan bir şeydir. Ayrıca kibir, bir şeyleri aşırı derecede övmenin de, aşırı derecede yermenin de altında yatan kaynaktır. Kibrin fanatizmle de yakın ilgisi vardır. Mesela bazı insanların “benim siyasi görüşüm, benim ırkım, benim takımım, benim şehrim, benim ülkem” gibi düşünceleri fanatizmle birlikte kibir de içerir. “Ben seviyorsam kimse çamur atamaz, benim şehrim en güzelidir, ben beğenmişsem harikadır, ben o takımı tutuyorsam mükemmeldir, benim sevdiğimi kimse eleştiremez” gibi saplantıları vardır.

Kibre bir nevi ;  hatır, gönül veya siyasetle hakketmediği mevkilere gelenlerin bazı komplekslerini saklamak için taktığı maske de diyebiliriz. Bu hayatta kimse kimseye el pençe divan durmak zorunda değil ki? Kibirli insanlar maalesef genelde bunu bekliyor.

Avrupa’da çoğu lider ya da yöneticiyi halkın arasında, metrolarda yolculuk yaparken, bisiklet sürerken, sıradan araçlarla gezerken, marketlerde alışveriş yaparken görmek insana nasıl da sempatik geliyor değil mi?

Şunu göz ardı etmiyorum. Elbette bizim ülkemiz başta olmak üzere bazı ülkelerin yöneticileri için güvenlik sorunları vardır. Bunu asla inkar edemeyiz. Tabii ki terör belasının olmadığı, gerginlikten uzak Avrupa ülkeleri kadar rahat olmak mümkün değildir. Ama insan yine de yöneticilerinden bazı konularda daha mütevazi olmasını bekliyor.

İnsan gerçekten  üzülüyor.

Bir kurumun başına atanıyor, kendini kurumun sahibi sanıyor.

Okula müdür olarak atanıyor, kendini okulun sahibi sanıyor.

Sen atanmışsın be kardeşim. Nedir yani bu kibir, bu ego?

Yarın bu saatlerde toprağın altında olup olmayacağımızın garantisi yokken, nasıl böylesine bir kibre kapılıyorsunuz? Sonuçta Sultan Süleyman’a bile kalmayan bir dünya burası…Egosu yüksek, kibrinden geçilmeyen, her şeyin en iyisine, en güzeline layık olduğunu düşünerek; insanları ezen, aşağılayan zihniyetin de yeri sonuçta toprağın altı. Nihayetinde sizi tanıyan, bilen, hatırlayan en son insan öldüğünde, hiçbir izin kalmayacak bu dünyada.

8 milyar nüfusa sahip bir alemde bir kar tanesi kadar iş yapmış olup ta, bununla kibirlenmenin ne anlamı var? Biliyoruz ki devletin işi kalmaz, bir şekilde yürür. Siz yapmazsanız başka biri çıkıp yapacak. Mezarlıklar “ben vazgeçilmezim” diyen insanlarla dolu. Şu nokta unutulmasın ki; başarılarınız, çevrenizdeki diğer insanlara anlam ve değer kattığı sürece anlamlıdır !

Nasrettin hocaya sormuşlar:
- Hocam sen evliya mısın?
- Evet, ben evliyayım. Hatta istersen şu karşıdaki ağacı yanıma çağırayım da gelsin...
- Tamam hoca, çağır da görelim.
Hoca üç kere ağacı yanına çağırmış. Fakat ağaç gelmemiş.

Yanındakiler: “ hani hocam, ağaçlar yanına gelecekti?”
Nasrettin hoca demiş ki: “ o gelmezse biz gideriz, evliyada kibir olmaz...”

Hepinize kibirli insanlardan uzak günler diliyorum…

Sevgi ve Saygılarımla

Necip ERKAN
 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X