Reklamı Geç
Advert
Advert
Advert
Advert
BİR ŞEHİT İLANI...
Naci Konyar

BİR ŞEHİT İLANI...

Bu içerik 133 kez okundu.
Advert

Gazetelerin ölüm ilanlarına göz atmaya başlamışsanız yaşlanıyorsunuz demektir.Biz öyle olmaya başladık galiba...

            Ünlü bir gazetenin iç sayfalarının dört tam sayfası bir şirketler grubunun kurucusu ve ortağı olan bir vatandaşımızın ölüm haberini veren başsağlığı mesajları ile doluydu.Bu dolu sayfaların son sayfasının bir kenarın da Kara Kuvvetleri Komutanlığını 1990/4 tertip bir askerimizin şehit olduğu haberini veren, başsağlığı dileyen küçük bir kare ölüm ilanı gözümüze ilişti.

            Servet düşmanı değiliz.Meşru yoldan kazanıp ülkesine namusuyla vergisini veren her yurttaşımız övgüye layıktır.Vefat ettiklerinde de dört sayfa değil, sayfalarca ölüm ilanlarının gazete sayfalarında yayınlanması bize rahatsızlık vermez.Bizi rahatsız kılan şehitlik gibi bir paye almış genç insanımızın ölüm ilanının zenginin sayfalar dolusu başsağlığı mesajlarının arasında kaybolup giden, garip kalan görüntüsüydü.

            Şimdi devam ediyor mu bilmiyoruz.Bizim öğrencilik yıllarımızda İstanbul’da İETT otobüslerinin ön tarafında gazilerinin otobüse ön taraftan binebileceklerini ve öndeki koltukların gaziler tarafından kullanılacağını belirten yazılı levhalar bulunurdu.

            Milletimizin gözünde ve gönlünde gazilerin ve şehitlerin çok ayrı bir yeri vardır.Kabristanlıklarımızda şehitlere özel yerler ayrılmıştır ve her şehit mezarının başında bağımsızlığımızın sembolü şanlı bayrağımız nazlı nazlı dalgalanmaktadır.

            Bir çoğumuzun evinde atadan dededen kalma hak edilmiş şeref madalyaları en kıymetli hediye olarak saklanmakta, milli bayramlarda göğse takılarak şerefle taşınmaktadır.

            Bizim kültürümüz düşmanla savaşıp da savaştan sağ olarak ve zaferle dönen vatandaşımıza gazi, ölenlerine de şehit adını vermiştir.Gazilerimizin ve şehitlerimizin mana olarak toplum vicdanında ayrıcalıklı bir yeri vardır çünkü bu makamlar bir inançla ve bir hayat karşılığında kazanılmış rütbelerdir.

            Demem odur ki biz şehitleri kanı ve canı ile vatan, millet yolunda veya yüksek bir gaye uğruna ölen kimsedir diye biliyoruz.Milletimiz bin yıllık tarihinde iç ve dış tehlikelere karşı samimiyetle inandığı değerlerini korumak için kanını seve seve sebil etmiş ve sayısız şehit vermiştir.İstiklal marşı şairimizin Türk vatanı için “Toprağı sıksan şüheda fışkıracak” deyişi bu tarihi gerçeğin tespitidir.Türk askeri için şehitlik mertebesi en büyük manevi rütbedir.

            Bu nedenle şehidimizin bir gazeteye verilmiş ölüm ilanının sayfa sayfa büyük puntolarla yazılmış bir zenginimizin baş sağlığı ilanları arasında küçük bir kare olarak verilmesi üzdü bizi...

            Bir; varlığımızın, zenginliğimizin, emniyetimizin güvencesi şehidimin ilanına baktım, bir de dört sayfayı kaplayan zenginimizin ilanına... garipsedim...

            Yaşayanlar kendileri için koydukları “önemsenme” yani protokol kurallarını bir prensip içinde uygularken, yaşamımızı borçlu olduğumuz şehitlerimize de gereken önemi vermeliyiz diye düşünüyoruz.

            Şehitliğin de gazete sayfalarında bir protokolü olmalı onlara özel ve bilinen bir köşe ayrılmalıdır.Şehit ilanları zenginlik değerlerinin gölgesinde kalmamalıdır.

            Spor haberlerinin gazetelerin son sayfasında olduğunu biliyorsak, şehit ilanlarının da hangi özel sayfada yayınlanacağını bilmeliyiz.Bunun için gerekli yasal düzenlemelerin şehide ve şehitliğe değer veren meclisimizin değerli mensupları tarafından dikkate alınarak tez elden yapılmasını arz ediyoruz.

            Biz 12 Haziran seçimlerine yaklaştığımız şu günlerde televizyon ekranlarında birbirleriyle kavga eden liderler değil, plan, proje sunan, memleketin dertlerine çare arayan liderler görmek istiyoruz.Ulvi değerlerin konuşulduğu temiz siyaset ve temiz siyasetçi görmek istiyoruz.

            İnternet sitelerine servis edilen siyaset kirliliklerinin televizyon ekranlarında tartışılmasının hangi gayeyle ve kimlerin değirmenine su taşımak için yapıldığını görüyoruz ama şehitlerimize gazete sayfalarında verilen yerleri görmezden geliyoruz.Onlara layık oldukları yerleri bir an önce vermeliyiz...

 

Not: Protokol kelimesinin hangi kökenden geldiğini araştırmak için internete girdik.Proto ve kolos kelimelerinden müteşekkil Latince kökenli protokol sözcüğünün protokole dahil olanları rahatsız edecek bir mana taşıdığını öğrenmiş olduk.Meraklılara duyurulur.    

 

06.05.2011

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Sonbaharda Beslenme
Sonbaharda Beslenme
Aşırı Sıcaklarda Alınması Gereken Önlemler
Aşırı Sıcaklarda Alınması Gereken Önlemler