Advert
Advert
Advert
HAK VE ADALET
Naci Konyar

HAK VE ADALET

Bu içerik 488 kez okundu.
Advert

Adalet zulmün zıttıdır. Herkese hakkını vermektir. Mevlana’ya göre her şeyi yerli yerine koymaktır. Gülü sulamak adalet, dikeni sulamak zulümdür.

Sokrates 2400 yıldır unutulmuyor. Tarihimiz hak ve adaleti  anlatan anekdotlarla dolu.

Kanuni Sultan Süleyman sarayın bahçesindeki armut ağaçlarını kurutan karıncaların öldürülmesi için Şeyhülislam Ebussuud  efendiden beyitle fetva istiyor.

Dırahta ger ziyan etse karınca

Zararı var mıdır anı kırınca

(Ürünlere zarar veren karıncaları öldürmekte  zarar var mıdır?) diye soruyor Şeyhülislama.

Ebussuud Efendi de Kanuni’ye beyitle cevap veriyor.

Yarın Hakk’ın divanına varınca

Süleyman’dan hakkın alır karınca

Evet geçmişin insanları terk-i adaletten korkarlardı. Çünki bilirler ve inanırlardı ki Sultan Süleyman bile  olsan hesap verilecek ilahi bir mercii var.

Tecdid-i gayret için  tedbil-i mekan ve zaman içinde  yaptığımız  tatil süresinde  yeni emekliye ayrılan  hakim enişteyle  yargı üzerine  olan  sohbetimizde  bana anlattığı  bir anıyı  sizlerle paylaşmak istiyorum.

Antalya’nın Gazipaşa ilçesinde  bir dağ köyüne  tapulama davası için katiplerle birlikte, arabanın gidebileceği  yere kadar arabayla, gidilemeyen yere de  yaya olarak  gittik. Tarlanın davacısı bir kadın. Keşif yapıldıktan sonra dava ile ilgili katiplerin yazma işlemi devam ederken yanlarına elinde  sarı sarı üzümlerin  dolu olduğu  bir sepetle  karşıdan bir  genç yaklaşıyor. Dava ile ilgili işlem  devam ettiği için  gayrı ihtiyari  eliyle yaklaşma  manasına gelen  bir el işareti  yapıyor. Elinde bir sepet  üzümle  gelen çocuk  davacı  kadının oğluymuş. Davacı kadın  hakimin  gelme manasına gelen  el işaretinden sonra  oğluna  çıkışıyor ve şöyle söylüyor:

-Oğlum!.. Ben sana bizim hakimlerimiz  hediye ikram kabul etmez, rüşvet yemezler dememiş miydim…

Hukukun adaletli yargıçlarını  tenzih ederek söyleyelim, milletimizin geçmişte adalete yargıya, yargı mensuplarına  bakışı böyleydi. Şimdi basından okuyoruz , belki ironi yapıyorlar ama ”Avukat tutma, hakim tut”  diye yazabiliyorlar.

Bir ülkede Anayasa % 51 çoğunlukla  kabul ediliyor, muhalefet lideri yüzlerce kilometreyi  hak  hukuk adalet  sloganlarıyla yürüyorsa  önceki anayasa başkanı  yargıyı eleştiriyorsa o ülkede  adaletle ilgili bir sıkıntı var demektir.

Eski Anayasa mahkeme başkanı  Haşim Kılıç  yüksek yargı organları başkanlarının  Cumhurbaşkanı ile  yaptıkları  yurt gezilerindeki  görüntülerden  duyduğu  rahatsızlıkla eleştiride bulunmuştu.

”Yargıçlar çok çeşitli nedenlerle  yeterince  adaletli  olmayabilirler. böyle dönemler yaşanabilir. Ama yeterince  adaletli  olamıyorlarsa bile  adaletli  görünmek  durumundadırlar.O yüzden  bu görüntüleri  doğru bulmuyorum. Yargı organlarının  başkalarının  bu tür  seyahatlere gitmeleri  fevkalade yanlıştır. Kuvvetler ayrılığının  en iyi uygulandığı  ülke Amerika’dır.Başkan salona  girdiğinde  yargıçlar  asla ayağa  kalkmazlar, konuşmasının sonunda  da asla alkışlamazlar.

Yargıtay eski başkanı Prof.Sami Selçuk’un 2000 yılında  adli yıl açış konuşmasından kara kaplı defterime not aldığım bazı düşünceleri bugün yargıda yaşanan sıkıntılara verilmiş bir cevap sanki …

“Diplomasını duvar süsüne dönüştürmüş, “Bilim Başka Uygulama Başka” saplantısına teslim olmuş sorumsuz hukukçularla elbette bir yere varılamaz”

Bilim Der ki : Siyaset soylu ve özverili bir kamu hizmetidir.Ama bir tutamcık siyaset yargıya ,yargılamaya karıştırılırsa virüse dönüşür.Yargı hastalanır,kirli adalet salgılar.

Hukukta Hukukun üstünlüğü ilkesi vardır.Üstünlerin Hukuku diye bir ilke yoktur.

Kuşkulu , en ağır eylemle suçlansa bile her şey den önce bir insandır.Adı üstünde kuşkuludur.Yani ne suçludur ne de hükümlü.Bu yüzden ön soruşturma gizli yürütülür.Söz konusu gizliliğin gerekçesi ise çok insancadır.Kuşkulunun öz saygısı ,şerefi örselenmemeli.Suç işledikleri sanılan insanlar incitilmemeli , lekelenmemeli , soruşturma asla bir güç gösterisine dönüşmemeli.

Demokratik devletin okullarında ÖĞRENİM vardır EĞİTİM değil…

Sokrates’in eylemleri Atina yasasına göre suçtu.Sokrates her kese açıklık , doğrudanlık, yüzyüzelik , sözlülük ilkelerinin uygulandığı öylesine başarılı bir yargılama sonucunda hüküm giydi ki ,uygarlığın bu yargılamayla başladığı ileri sürülmüştür.Ancak düşüncenin cezalandırılamazlığı unutulmuştu.Bu yüzden Sokretes’i yargılayan 502 yargıçtan hiçbirinin adını bilmiyoruz ama 2400 yıldan beri hükümlü Sokrates’i halk konuşuyor Atina adaleti ise suçlanıp duruyor. 

Yargıçlar doğacak siyasal sonuçlara göre değil , yazılı hukuka göre karar verirler.

Yargıçların ülkeyi ,siyaseti,toplumu kurtarmak diye bir görevleri yoktur.Onların görevi hukuku kurtarmaktır. Ülkeyi kurtarmaya kalkışırlarsa yargıçlar hukuka göre karar vermemiş , hükümet etmiş olurlar.

Bir ülkede insanlarda , “Davayı açanlar ; Hukuka güvenerek dava açmadılar, hukukçulara güvenerek dava açtılar” kanısı yaygınlaşırsa bu bir yıkımdır.

Unutmayalım yasa maddeleri , uygun zamanlarda istediklerimizi vurmak için elimize tutuşturulan silahlar değildir.

Başına buyruk olanları hukukun içine çeken biricik güç yargıdır.Başı darda olanların , ezilenlerin iki sığınağı vardır; Hukuk ve bağımsız yansız yargı.Bu sığınaklardan yoksun toplumlarda hiç kimse yarınına güvenemez. “Berlin’de yargıçlar var “ diyemez.

Ez cümle Adalet, Devletin temelidir.Bu bir gerçeği ifade ediyor ,adil yönetim sergileyen devletler uzun süre yaşamışlardır. Adaletten uzak yönetilen devletlerin ömrü kısa olmuştur.Adaletin güçlü olduğu yerde devlet de güçlüdür.

Milletimiz bağımsız , tarafsız,adil ve hızlı işleyen bir yargının özlemini duyuyor. Kavuşmak niyazıyla …

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Aşırı Sıcaklarda Alınması Gereken Önlemler
Aşırı Sıcaklarda Alınması Gereken Önlemler
Yazın vazgeçilmez meyvesi vücuttaki yağları eritiyor
Yazın vazgeçilmez meyvesi vücuttaki yağları eritiyor