Reklamı Geç
Advert
Advert
Advert
Advert
BANKNOT ve BAĞIMSIZLIK
Gültekin ERDAL

BANKNOT ve BAĞIMSIZLIK

Bu içerik 171 kez okundu.
Advert

Basit tanımıyla banknot, devlet tarafından çıkartılan kâğıt paradır. Banknotlar mal alış verişinde karşı değer olarak verilir veya kullanılır. Dolayısıyla banknotlar da kıymetli kâğıtlardır. Bu durumda akla gelen ilk soru; banknotu kıymetli yapan şey nedir?  Banknotun, emtia (mal), arazi gibi servet unsurlarının karşılık olarak kullanıldığı görülmüşse de, altın ve gümüş gibi kıymetli madenler, en ziyade kullanım sahası bulan karşılıklar olmuştur. Bu karşılıklar, banknotun ne kadar basılması veya ihraç edilmesi gerektiğini gösterir. Herhangi bir karşılık gösterilmeden veya karşılığından daha fazla basılan banknotların, alım gücü azalır ve paranın ulusal ve uluslararası güvenirliği sarsılır. Ayrıca yüzde yüz karşılık gösterilmeden basılan veya ihraç edilen banknotlara “…kâğıttan temsili para” denilemez ve altın gümüş sertifikalar adına kullanımı yapılamaz. Bu nedenle hükümetler banknot basımı ve kontrolünde ciddi ekonomik politikalar uygulamak zorundadırlar. Çünkü Bankaların Türk parası ve yabancı para mevduat ile diğer yükümlülüklerine uygulanan zorunlu karşılık oranlarının belirlenmesinde esas olarak, uygulanan para politikası doğrultusunda gerçekleştirilmesi ve hedeflenen parasal büyüklükler ve piyasanın likidite durumu belirleyici olmakta, bunun yanında Merkez Bankasının rezerv durumu ve tasarruf sahiplerinin Türk Lirası ve yabancı para mevduat tercihleri gibi hususlar da göz önünde bulundurulmaktadır.”

Türkiye Cumhuriyet’i, 1927 yılına kadar kâğıt para bastıramamış, bu nedenle de Osmanlı İmparatorluğu döneminden kalan evrak-ı nakdiyeler kullanılmıştır. Genç cumhuriyetin, egemenlik ve bağımsızlık sembolü olduğu bilinciyle ilk banknotlar basılmaya başlanmış ancak, banknot basma teknik ve bilgisinin yetersiz olması nedeniyle, ABD, İngiltere ve Almanya gibi gelişmiş ülkelere bastırılmıştır.

“Ülkemizde bir Banknot Matbaası kurulması çalışmalarına 1930’lu yılların sonlarına doğru başlanmış, ancak İkinci Dünya Savaşı’nın başlaması ile bu çalışmalara devam edilememiştir. 1951 yılında yeniden başlatılan Banknot Matbaası kurma işi 1958 yılında tamamlanmış ve aynı yıl banknot basımına başlanmıştır.”  

            Ülkemizde banknot basımına başlanmasıyla birlikte, banknot tasarımı ve kullanılacak görsel seçimi gibi titiz bir çalışma zorunluluğu hâsıl olmuştur. Zira banknot, ekonomik değerinin yanında, tasarımı ile de bir ülkenin egemenlik ve bağımsızlık sembolüdür. Dolayısıyla banknotta kullanılacak tasarım öğelerinin, fotoğraf, illüstrasyon ve hatta dekoratif süslemelerin, ülkenin kültürünü ve tarihini yansıtması gerekmektedir. Ülkenin aydınlık ve muasır geleceğinin şekillenmesinde etkin rol almış, bilimsel, sanatsal ve spor alanında dünyada başarılar göstererek ülke tanıtımına katkı da bulunmuş bilim ve sanat insanlarının fotoğrafları özenle seçilmelidir. Bunun ne kadar önemli olduğunu Fazıl Hüsnü Dağlarca, birçok şiirine yansıtmıştır;

 

Birinin arkasında

Atasına çiçek sunmaktadır üç çocuk

Tutunca onlara güzelleşir ellerim.

Belki de

İçimdeki çocuktur biri

Belki de biriyim ben

O çocukların

Çanakkale şehitleri var

Birinin arkasında

Duyarım yurt göklerine yükselişini

Toprak ağırlığındaki yiğitlerin

Fatih Sultan Mehmed

Haliç’e bakmakta yüzlerce yıldır

Birinin arkasında

 

……

 

Görüyor musunuz?

Hepsinin önünde kim var

Gazi Mustafa Kemal Atatürk

Gece gündüz

Yüreklerimizde yürüyen” .

 

Banknotlar, görsel öğelerinin yanında seçilen renkleriyle de ülkeyi yansıtmalıdır. Üç tarafı denizlerle çevrili, yılın her ayında güneşi gören, hemen her türlü meyve ve sebzenin yetiştirilebildiği ve sıcakkanlı insanların yaşadığı bir ülkede, soğuk ve durağan, karamsar ve kötü hissettiren renklerin seçilmesi pek doğru bir yaklaşım olmayacaktır. Çünkü “Değişken olmakla birlikte her rengin psikolojik etkisi farklıdır. Örneğin; sıcak renkler, neşe, canlılık, hareket ve arzu etkisi yaratır… Soğuk renkler ise dinginlik ve rahatlık etkisi yaratır…”.  Anadolu insanının geçim derdine ekonomik krizde eklenince, dingin ve rahat insan yaşantısından söz etmek fazla iyimserlik olabilir. Diğer taraftan banknotların görsel tasarımı ülkeyi ilgilendiren bir konudur. Bu da ortak payda anlamına gelir ki, konuyla ilgili sivil toplum dernekleri, körler federasyonu,  grafik tasarımcıların görüşleri alınmalıdır. Çünkü paranın üzerindeki görseller, toplum uygarlığıyla doğrudan ilgilidir.

Banknotlar, ülke vatandaşlarının taşımaktan ve kullanmaktan gurur duymaları gereken milli değerlerdendir. Ebetteki ekonomik alım gücü yadsınamaz ancak, tüm dünyaya -deyim yerindeyse- görücüye çıkan banknotun alım gücü kadar tasarım gücünün de olması gerekmektedir. Tasarım, ülkenin, tarihi ve doğal güzelliklerinin yanında kültürel değerlerini de içermelidir. Unutulmamalıdır ki başka ülke vatandaşlarının da kullandığı banknotların bir turizm propagandası haline getirmek mümkündür. Ülkemizde tarihi ve doğal güzelliklerin illüstrasyonlarının, banknotların arka yüzünde yer alması, ülke tanıtımında önemli katkıları olacaktır.  Altıncı Emisyon grubunda yer alan ve Türkiye’de basılan 5 Türk Lirasının arka yüzünde Manavgat Şelalesinin illüstrasyonu bulunmaktaydı (Fotoğraf 1). Ülkemizin doğal güzelliklerini kullanan sadece eflatun renkli beş lira değildir. Yine aynı emisyon grubunda ve yine ülkemizde basılan zeytuni yeşil on liranın arkasında kız kulesi, açık kahverengi elli liranın arkasında Topkapı Sarayındaki mermer çeşme, ön yüzü yeşil arka yüzü kahverengi olan yüz liranın arka yüzünde Ağrı Dağı ve mor bin liranın arkasında ise Boğaziçi Köprüsü illüstrasyonlarına yer verilmiştir.

Fotoğraf 1. E6  Serisinde basılan ve 1966-1983 yıllarında tedavülde olan Eflatun 5 Türk Lirası.  

Metin Kutusu: Fotoğraf 1. E6  Serisinde basılan ve 1966-1983 yıllarında tedavülde olan Eflatun 5 Türk Lirası.   Türk banknotların arka yüzüne doğal ve tarihi eserlerin basılması gelenek olmuştur. Birinci emisyondan, sekizinci emisyona kadar mutlaka birkaç banknotun arka yüzünde doğal ve tarihi eser illüstrasyonuna yer verilmiştir. Hatta ikinci ve üçüncü emisyon elli liralık banknotlarında Ankara keçilerine bile yer verilmiştir. Daha da ilginç olanı ise birinci emisyon grubunda yer alan ve 5 Aralık 1927 den 1937 yılına kadar tedavülde kalan zeytuni renkli bir liralık banknotların ön yüzünde karasabanla çift süren bir köylünün illüstrasyonuna yer verilmiştir. Tüm çıplağıyla ülkenin gerçeklerinin ve fedakâr köylümüzün baş tacı yapıldığı dönemlerdir bu yıllar (Fotoğraf 2). Ancak son emisyon olan dokuzuncu emisyonda bu gelenek tamamen bozulmuş gibi görünmektedir. Banknotların ön yüzünde yer alan Atatürk fotoğrafları henüz yerini korurken, arka yüzlerindeki fotoğraflar tartışma götürmektedir. Örneğin 50 Türk Lira’ sının arka yüzünde yer alan Fatma Aliye ilk Türk kadın romancı olarak tanıtılmaktadır. Oysa “1877 yılında yayımladığı Aşk-ı Vatan adlı bir romanıyla Zafer Hanım” bu unvanı zaten almıştır. Ancak yazarın tek romanı olduğu için Zafer Hanım değil, beş roman yayımlayan Fatma Aliye Hanım ilk romancı unvanını taşımıştır. Kaldı ki Fatma Aliye Hanımın daha belirgin özelliği Atatürk devrimlerine karşı olmasıdır. Fatma Karabıyık Barbarosoğlu’nun “Uzak Ülke” adlı kitabında Fatma Aliye Hanım’ın, Atatürk’ün devrimlerini benimseyemeyerek, kendi ülkesinden nasıl uzaklaştığını, yabancılaştığını çarpıcı şekilde anlatmaktadır.  Başka bir örnekte ise, Türk banknotlarında, Atatürk’ün hemen arkasında yer alan ve bayrağımızın sembolü ay-yıldızın tartışmaya açık yorumudur.  Ramazan Aslan, www.birbil.wordpress.com sitesinde yayınladığı “Türk Parasındaki Gizli Mesaj” başlıklı videosunda, rüzgârda dalgalanıyor izlenimi verilmiş olan ay-yıldızın aslında herkesçe bilinen bir televizyon kanalının ve gazetesinin logosu olduğunu belirtmektedir. Bu kanal ve gazetenin ise yine herkesçe bilinen bir cemaate yakınlığı aynı zamanda da Atatürk ve devrimlerine olan tutumları tartışma götürmez netlikte olduğunu belirtmektedir.
 

 

Fotoğraf 2. E1  Serisinde basılan ve 1927-1937 yıllarında tedavülde olan Zeytuni 1 Türk Lirasının ön yüzü. .

Türkiye Cumhuriyeti 1927 yılından günümüze kadar dokuz emisyonda 64 farklı kupür ve tasarımda banknot bastırmıştır. Bu banknotlardan altıncı emisyona kadar olanı yurt dışında(Amerika, İngiltere, Almanya) altıncı emisyonun bir kısmı dahil olmakla birlikte diğer emisyonlarda ülkemizde basılmıştır. Bu basım aşaması, ülkemizin gelişimi, baskı ve tasarım aşamasında kat ettiği yolları göstermesi açısından önemlidir. Dikkat çekici bir şekilde sekizinci emisyona kadar, banknotların ön ve arka yüzlerinde ülkemiz doğasından, tarihi güzelliklerinden hatta yabani hayvanların illüstrasyonlarla süslenmiştir.  Ne yazık ki 1 Ocak 2009 tarihinde yürürlüğe giren ve aynı zamanda Türk Lirası önündeki “Yeni” ibaresini de kaldıran dokuzuncu emisyon grubunda, ülkemizin tarihi ve doğal güzelliklerine hiç yer verilmemiştir. Daha da önemlisi bu emisyon grubundaki banknotlarda, bazı kişi ve logo illüstrasyonlarıyla gizli anlatılarda (subliminal) yüklenmiştir. Türk bayrağının simgesi ay-yıldızın, bilinenin dışında farklı tasarları, gerekse arka yüzde kullanılan bazı kişilerin illüstrasyonları ile tartışmalar yaratmaktadır.

 

Sonuç

            Türkiye Cumhuriyeti 1927 yılına kadar banknot kullanmamış, 1958 yılına kadarda kendi parasını yurt dışında bastırmak durumunda kalmıştır. Ancak kâğıt para meselesi, bir devletin bağımsızlık ve hâkimiyet sembolü olarak görülmeye başlandığında çözümlenmiştir. Atatürk’ün emriyle Türkiye Cumhuriyeti, “15 Ocak 1925 ve 701 sayılı “Mevcut Evrak-ı Nakdiye’nin Yenileriyle İstibdaline Dair Kanun”u  çıkararak ilk Türk banknotlarını bastırmaya karar vermiştir”. Bu kanun genç cumhuriyetin banknot basmasının yolunu açmıştır ancak uzun yıllar kendi parasını yabancılar tasarlayacak ve basacaktır.  Her ne kadar banknotlarda kullanılacak illüstrasyonlara Türkiye Cumhuriyeti karar vermiş olsa da, illüstralist ve tasarımcıların yabancı olması, Türk halkının sıcaklığını, dinamikliğini, sevgi dolu geleceğe bakışını banknotlara yansıtamamışlardır.  1958 yılına kadar bağımsızlık ve özgürlük sembolü banknotlarda hep bir şeyler eksik kalmıştır. “Altıncı Emisyon Grubu banknotlar 5 10 20 50 100 500 ve 1.000 Türk Liralık olmak üzere 7 farklı değerde 18 tertipten oluşmakta olup 1966-1983 yılları arasında dolaşıma çıkarılmıştır. Bu banknotlardan I. Tertip 20 Türk Lirası İngiltere’de diğerleri ise Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Banknot Matbaası’nda basılmıştır”. Altıncı Emisyon grubu ile Türk banknotlarında gözle görülür değişimler ve her milimetresinde Türk toprağını ve insanını gösteren ayrıntılar olmuştur.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Banknot Matbaası günümüze kadar üç emisyon grubunda banknotlar tasarlamış ve basmıştır. Her tasarımda buram buram Anadolu kokan banknotlarımız, son emisyon olan dokuzuncuda farklılaşmıştır. Bazı kupürler, Anadolu’dan uzak, kültürümüze yabancı ve siyasi ideolojik görüntüler içermeye başlamıştır. Tasarımcıları Türk, basımcıları Türk olmasına karşın.

 

02.05.2014

 

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Sonbaharda Beslenme
Sonbaharda Beslenme
Aşırı Sıcaklarda Alınması Gereken Önlemler
Aşırı Sıcaklarda Alınması Gereken Önlemler